Zekâ-bilim-etik-sevgi bağlamında özgün bir sorgulama
8/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2024 53. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Ekim 2024 16:44
Yuval Noah Harari, 21. Yüzyıl İçin 21 Ders adlı kitabında "Teknoloji hiçbir zaman belirleyici değildir ve bir şeyin yapılabiliyor olması illâ yapılması gerektiği anlamına gelmez." ifadesini kullanır. Tıp, yapay zeka, genetik, vb. alanlarda bilimin ve teknolojinin geldiği noktanın temkinle karşılanması gerektiği kaygısını dile getirir bu sözleriyle. Para, akademik hırs, gençlik aşısı, vb. uğruna bebeklerin ve insanların hayatına kastedildiği, hemen her çeşit tüketim malzemesinin kalite ve sağlık açısından eskiyi arattığı günümüzü düşünürsek, çok da haksız sayılmaz Harari bu kaygısında. Algernon'a Çiçekler, en özet biçimiyle zihinsel engelli bir yetişkinin daha önce insanlarda denenmemiş bir cerrahi ameliyatla zihinsel kapasitesinin artırılmasını, bu değişikliğin beraberinde getirdiği etik ve ruhsal çatışmaları konu alıyor. Ve şu soruları sormaya zorluyor okuru: - Zekâ, bilgi ve bilim bütün problemleri çözebilir mi? - Hayatınızı çok zorlaştıran bir zihinsel engeliniz olsaydı, geçici de olsa bunu tersine çevirmek ister miydiniz? - Bilimin kırmızı çizgileri olmalı mıdır? Bilimin durması gereken bir nokta var mıdır? - Çocuklarımıza etkin, iyi ve nitelikli bir eğitim, kişilik gelişimi ortamı sağlayabiliyor muyuz? Akıcı ve ilgi çekici bir hikâye. İçinde aşk, dram, diyalektik ve biraz da cinsellik olunca kitabın bugüne kadar pek çok dile çevrilmesi, pek çok baskı yapması çok da zor olmamış. Benim okuduğum baskıyı çeviren Handan Haktanır'ın hakkını da teslim etmek lâzım. Eserin ruhunu, hikâyenin başkarakteri Charlie Gordon'un günlüklerinde, sağlık durumunu gösteren yazım değişikliklerini çok başarılı şekilde yansıtmış. Kitabı ilk okumaya başladığınızda bu durumun editoryal bir sorun olduğunu zannetmeniz hayli olası. Benim bildiğim 3 sinema filmi ve 1 Kore dizisi ile sahne ve ekranlara da aktarılmış: 1968 yapımı bir Amerikan filmi (Charly), 2000 yapımı bir Kanada filmi (Flowers for Algernon), 2006 yapımı bir Fransız filmi (Des fleurs pour Algernon) ve 2015 yapımı bir Japon dizisi. Japon yapımı dizi dışında diğerlerini izledim ve şunu belirtmeliyim ki; bu yapımların hiçbiri bence kitabın ve hikâyenin ruhunu tam anlamıyla yansıtmıyor. Her ne kadar 1968 yapımı Charly adli film, başrol oyuncusuna "En İyi Erkek Oyuncu Oskarı" kazandırmış olsa da, özgün hikâyeye yakınlık açısından Kanada versiyonunu (youtube.com/watch?v=xSkOgGg...) göreceli olarak daha çok beğendim. Filmlerde; hikayenin baş karakteri Charlie Gordon'un ebeveynlerinin sorumsuzluğu, çocukluğunda ve ergenliğinde mahrum kaldığı sıcak aile ortamı ve özellikle kızkardeşi ile yaşadığı kopukluk ya hiç işlenmemiş ya da kısmen ele alınmış. Kitapta en çok dikkate değer bulduğum husus; zekânın tek başına mutlak bir değer ifade etmediği, sevgi ve ruhtan yoksun olarak kaldığı sürece bir yerlerinin eksik kalacağı, etik dışı icra edilen bilimin ise telafi edilemeyebilecek sorunlara yol açabileceği fikri çerçevesinde sorgulama yapılıyor olması. Bu sorgulama beni; ailesinin sorumluluğunu üstlenmekten kaçındığı ve hırslı bir bilim adamının insafına adeta bir kobay olarak terk ettiği Charlie'nin yaşadığı iç çatışmaların ve dramın aslında gerçek yaşamda hayatı kendine, ailesine, eşine ve çocuklarına zindan eden ruhsal ve sevgi zekâsı düşük, saldırgan, zorba, dengesiz kişiliklerin nasıl ortaya çıktığını da açıkladığını düşünmeye sevk etti. Her ne kadar eserdeki hikâye bu bağlamda ilerlemese de... Kendi yaşanmışlıklarımın da tecrübesiyle ve bu romanın da çağrıştırdıklarıyla bir kez daha anladım ki; ebeveynlerin bir çocuğu dünyaya getirmesi ile iş bitmiyor. Çocuğunu her türlü tehlikeden koruma güdüsüyle özgüveninin gelişmesine izin vermemek ve kırılgan hâle gelmesine neden olmak nasıl yanlışsa; "sen erkeksin", "sen aslansın", "sen yaparsın" vb. nidalarıyla yersiz bir kibirle şişirmek ve önüne çıkanı ezip geçmeyi kendine yaşamın tek gayesi edinmiş freni patlak bir ağır vasıtaya çevirmek de o kadar yanlış. Onun sorumluluğunu eserdeki gibi başkalarına devretmek ise kolaycılıktan başka bir şey değil ve ebeveynliğin hatta insanlığın ruhuna, vicdanına aykırı. Ve son olarak, her ne kadar romanın doğrudan değindiği bir konu olmamasına rağmen, bir kız çocuğu babası olarak şunu ifade etmek istiyorum: Erkek çocuklarının hatırı sayılır bir oranının böyle bir ortamda kişiliklerinin şekillendiği yerde; kız çocuklarının mutlaka ayağı yere sağlam basan, kendi ekonomik özgürlüğünü elinde tutan, gerektiğinde haklarını savunabilecek ve kimse tarafından ezilemeyecek birer birey olması adına en iyi eğitim ve yetişme koşullarına kavuşturulması ise çok çok önemli bir zorunluluk...
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,8bin okunma
·
245 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Elinize sağlık. Okuma listeme ekliyorum.
MURAT AYDIN
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim. Esenlikler dilerim.
İnceleme çok güzel olmuş, merak ettiğim bir kitaptı, elinize sağlık. İncelemenizi okurken Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk bu kitabı anımsadım. Yaşanmış benzer olaylar içeriyor.
MURAT AYDIN
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ediyorum. Esen kalınız...
İnceleme için teşekkür ederim 🙋🏻‍♂️
MURAT AYDIN
Gönderi Sahibi
Rica ederim. Esen kalın.