Gönderi

Cengiz Aytmatov Okuma Etkinliği (İnceleme Kısmı)
Bugün 12 Aralık Cengiz Aytmatov'un doğumgünü. Cengiz Aytmatov Okuma Etkinliğimize başlıyoruz. #25489039 İnsan doğar, yaşar ve ölür. Sonra da unutulur gider, en fazla üç kuşak aileniz hatırlar sizi, sonra yok olursunuz. Sevdiğim bir söz var "Seni hatırlayan son kişi de öldüğünde, hiç yaşamamış olacaksın." bu ölmekten daha kötü. Ve insanların %99.9'u böyledir. Fakat Cengiz Aytmatov diğer %0.1 arasındadır O bedenen aramızdan ayrıldı belki ama eserleriyle dünyanın sonuna kadar yaşayacak hatırlanacak. O'nu okuyarak biz yaşatacağız. Bu nedenle benim için bu gibi insanların ölüm tarihlerinden ziyade doğumgünleri daha anlamlı, çünkü onlar hiçbir zaman tamamen ölmez. Evet bugün büyük yazar Aytmatov'un doğum günü, iyi ki doğmuşsun Aytmatov, iyi ki bize bu güzel eserleri bırakmışsın. Teşekkürler, minnettarız. Etkinliğimize geçelim, Cengizn Aytmatov'u anlamak, hatırlamak ve hatırlatmak için Aralık sonuna kadar Aytmatov okuyoruz. Etkinliğe katılmak isteyenler bağlantıdaki ( #25489039 ) iletinin altına yorum yapsın. Burası ise sadece okuduğumuz kitapların inceleme ve yorumlarının yapıldığı yer. Bunu da yorumda ilk önce büyük harflerle kitap ismini yazarak devamında da kitapla ilgili incelemenizi ya da yorumunuzu yazarak yapalım. (Örnek: BEYAZ GEMİ - .......) Herkese iyi okumalar. Katılımcılar: 1. Mehmet Y. 2. Ezgi 3. Asel Seyde 4. Aysegül Kılıç 5. https://1000kitap.com/Gokyuzuogrencisi 6. Bir ekonomist 7. Pınar 8. HACER UYSAL 9. Salih 10. Merve KÜÇÜK 11. Sedanur Aydin 12. ayşe yılmaz 13. https://1000kitap.com/Ayperests 14. Bkrltn 15. Fatmanur Çağlar 16. https://1000kitap.com/incierdem 17. Süha Murat Kahraman 18. https://1000kitap.com/cikolataliBrowni 19. https://1000kitap.com/Emirhan571 20. Esra İlter 21. L Büşra A. 22. Necip G. 23. Mine 24. Mâsiva 25. İshak Kaya 26. Mathmazel
Etkinlik
··
82 Gösterim
21 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Salih
Gönderi Sahibi
YÜZ YÜZE Bir otobüs yolculuğu sırasında okudum bu kısa ama güzel kitabı. Cengiz Aytmatov'un ilk hikayesi Yüz yüze. Cepheye gitmeden savaşı anlatıyor yine bize Aytmatov, savaşın farklı yüzünü gösteriyor, savaşın geride bıraktıklarının kendi savaşlarını. Savaşların tek acıları cephelerde yaşanmıyor malesef, diğer çoğu kitabında da olduğu gibi burda da bunu görüyoruz. Ötüken ve Nora Yayınları bu hikayeyi, diğer hikayelerle beraber derleme kitapta yayınlıyor ama Elips Yayınları 63 sayfalık küçük bir kitapta tek olarak yayınlamış fakat çevireni yazmamışlar. Zaten artık baskısı da yok galiba. Kırgızistan'ın bir köyünde yeni evli olan Seyde ve İsmail'in savaş nedeniyle bozulan düzenini ve ilişkilerini görüyoruz kitapta. Seyde ve İsmail yeni evliler daha canım cicim ayları bitmeden İsmail'i savaş için cepheye alıyorlar, o ara bebekleri doğuyor ve Seyde kayınvalidesiyle yaşıyor. Bu arada komşuları Totoy var onunda kocası savaşta. Derken İsmail savaştan kaçıp eve geliyor ve Seyde dışında bunu bilen yok, dağlarda gizleniyor. Seyde de kocamın bir bildiği vardır, savaşta ölüp gidecekti falan diye kendini kandırıp, İsmail'in suç ortağı oluyor. Tam burda Stefan Zweig'ın Mecburiyet kitabı havası var okuyanlar bilir, diyaloglar, düşünceler o yönde. Fakat köye gidenlerin teker teker ölüm haberi gelmeye başlıyor, gençleri de askere alıyorlar, köyde herkes açlık falan uğraşırken bir de İsmail zıvanadan çıkınca Seyde eşinin bu davranışını tekrar sorgulamaya vicdan yapmaya başlıyor. Sonrasını okursunuz. Ama bu arada diyaloglar, betimlemeler falan bildiğimiz Aytmatov zaten insan ilk eseri olmasına şaşırıyor. Aytmatov'un çoğu kitabından sonra yine farkettim ki bütün kitapları tam filmlik, özellikle sonları efsane bitiyor.
Salih
Gönderi Sahibi
YILDIRIM SESLİ MANASÇI / KIZIL ELMA / BEYAZ YAĞMUR / BAYDAMTAL IRMAĞI'NDA - Öncelikle Nora Kitaba teessüf ediyorum. Kitabın ilk sayfasında yazarın biyografisinde doğumgünü yanlış yazılmış. Böyle fahiş bir hata inanılmaz, bütün kitaplarında öyle değildir inşallah. Cengiz Aytmatov'dan dört kısa ve güzel hikaye. Aslında bu kitabın espirisi, daha önce Türkçeye çevrilmemiş olan Baydamtal Irmağı'nda hikayesinin ilk kez okurla buluşması, bunun için öncelikle çevirmenler Fatma&Serdar Arıkan çiftine teşekkür ediyorum. Aytmatov'un başeserlerinin hepsini okumama rağmen kısa hikayelerini okumadığım için, bu kitaptaki diğer hikayeler de benim için yeniydi. Sonuçta okunmamış kitap yenidir. Yıldırım Sesli Manasçı hikayesi saldırıya uğrayan Kırgızların ve başkarakterimizin var olmaya çalışma hikayesi Kızıl Elma hikayesi en çok hoşuma giden hikayeydi eşinden ayrılacak bir adamın çocuğu ve bir kızıl elma sayesinde geçmişini hatırlaması ve sorgulamasını anlatan güzel bir hikayeydi Beyaz Yağmur hikayesi kendi ayakları üzerinde durmak isteyen ve bir çocukla tanışıp aşık olan bir kızla annesinin çatışmasını anlatıyor Baydamtal Irmağı'nda hikayesi ise işine kendini çok kaptırıp çevresindeki insanlarla arası bozulan, bazı nedenlerle çalıştığı yeri terk eden ve yolu bir grup insanla -ki bu gruptaki biri Asya- karşılaşan bir adamın içsel mücadelesi ve düşünce ve ruh dünyasının anlatıldığı güzel bir hikaye
BEYAZ GEMİ.... Kitap yorumu yapmaktan çok hoslanmıyorum aslında ama yine de bir şeyler yazmaya çalışacağım. Sonunu baştan tahmin ettiğim bir hikaye oldu malesef ve hep hüzünle okudum. Çocukken benim de Çocuğunkine benzer bir hayal dünyam vardı. Eşyalarla özel bağlar kurardım. Liseye başladığımda bile öyle çok hayal kurardım ve öyle çok kahramanım vardı ki zihnimde her gün biri beni kanatlarına alır ve götürürdü. Çoğu zaman normal olmadığımı düşünürdüm. Tahmin edersiniz benim çocukluğumda buruk ve yalnızdı. Sonra büyüdükçe hayal kurmayı bıraktım. Gerçeklerle mücadele etmek için hayallerden kurtulmak gerekiyordu çünkü. Ama simdi hayallerimi ve kahramanlarımı çok özlüyorum ve cok ihtiyaç duyuyorum. Hayallerinden vazgeçmek mi, balık olmak mı? Belki de balık olmak. Bilmiyorum...
Çok teşekkür ederim iyi dilekleriniz için :)
CEMİLE - Bazı cümleler çok iddialıdırlar çünkü göreceli kavramlar üzerinden konuşurlar. İşte edebiyattaki o iddialı sözlerden birisi de Fransız şair Louis Aragon’un, Cengiz Aytmatov’un Cemile adlı uzun hikayesi için söylediği ‘dünyanın en güzel aşk hikayesi’ cümlesidir. Aragon, bu cümleyi kurduğunda Aytmatov genç sayılabilecek yaşlarda, yazarlık yolculuğunun başlarında bir kalemdir. Aragon, Kırgız bozkırlarında yaşanan bu aşk hikayesine; Cemile ile Danyar’ın sıra dışı aşkına hayran kalmıştır. Onların aşklarını Batının Romeo ve Jülyet’iyle falan kıyaslıyor ve Kırgız gençlerin duygularını çok daha yüce sayıyordu… Velhasıl, ünlü Fransız şair Aragon’un Cemile’yi okuduktan sonra Aytmatov’u keşfetmesi ve akabinde onun eserlerini Avrupa’ya taşıması ,usta yazarın Sovyetler çapındaki şöhreti ve başarısını bütün dünyaya yayma yolunda belki de en önemli adım olmuştur. Peki sahiden de öyle midir? Cemile, dünyanın en güzel aşk hikayesi midir? Bana göre, kesinlikle evet… Sonuçta aşk izafi bir kavram değil midir? Cemile’nin kocası, II. Dünya Savaşı için cephededir. Yaralanmış ve bir hastanede tedavi görmektedir. Ailesine mektuplar yazar ve her mektubun sonunda ‘karım Cemile’ye de selam ederim.’ der. Bu kadar; ne eksik ne fazla… Oysa iki evin gelini Cemile, hem genç hem çok güzel hem de özgün bir kadındır. Aşık olmak ister; aşık olunmak… Aytmatov, Cemile’de Seyit adlı bir çocuğu anlatıcı yapmıştır. Cemile, Seyit’in üvey ağabeyinin karısıdır. Küçük Seyit aslında kendisinin bile aşık olduğu bu güzel kadının, o toprakların sevdalı türkülerini söyleyen; hisli ve sevdalı Danyar’la olan aşklarının tek şahididir. Gelgelelim, Aytmatov’un kalemi o kadar kuvvetli ki, normalde yadırgamamız, belki de kızmamız gereken bir aşk hikayesini bize makul gösterebiliyor. Dolayısıyla ne Cemile’ye ne de Danyar’a kızabiliyoruz yaptıklarından ötürü… Hatta ressam ruhlu Seyit bize hadiseyi öyle bir anlatıyor ki, toplumun aksine ,biz o aşka saygı duyuyoruz. Aytmatov hikayelerinde aşkları anlatırken sıra dışı bir bakış sergilemiştir. Bu, Al Yazmalım Selvi Boylum’da, İlk Öğretmen’de ve hatta Gün olur Asra Bedel’de böyledir. Cemile’de, kelimelerin her şeyi anlatamayacağını söyler ama çok şeyi anlatır Aytmatov… Ve bizi de Cemile’ye aşık eder… ( En azından beni :) ) Kitap bittiğinde son cümleler gibi hissediyorsunuz; Her fırça vuruşumda Danyar'ın türküsü çınlasın! Her fırça vuruşumda Cemile'nin yüreği çarpsın.
Salih
Gönderi Sahibi
Çok güzel bir inceleme. Bu arada ben de Cemile'yi okuduğumda "ilk kez bir kitapta kadın karakter beni bu kadar etkiledi" yazmıştım :)
BEYAZ GEMİ...Güzel bir eser, kaliteli bir yazar ile karşılaşmanın verdiği mutluluğu,onları biraz geç tanımış olmanın verdiği buruklukla birlikte yaşıyorum öncelikle. Başta Salih olmak üzere tüm Aytmatov okurlarına vesile oldukları için teşekkür ederim. Biçimsel olarak kendimce görebildiklerimi söyleyecek olursam: *Roman olarak çok kısa geldi. Bir çırpıda bitti. Bağlayıcılıktaki bu başarıyı olay örgüsünün ve karakterlerin metnin mesajına uygun olarak,anlam bütünlüğünü bozmadan, mükemmel bir uyum ile birleştirilmiş olmasında buluyorum.Okuyucuyu, bu sağlam yapı kitapta tutuyor. *Dil, romanın başından sonuna kadar sade. * “Çiçeklerin gördüğü düşler, yağan karın bir beyaz gece gibi yeryüzünü kaplaması”gibi şiirsel ifadeler mevcut *Betimleyici anlatım kitaba hakim ve çok başarılı. Şöyle bir örnek vermek gerekirse: Bir Boynuzlu Maralın çok hızlı koştuğunu söylemek istiyorsunuz. Muhtemelen birçoğumuz durumu şu şekilde tasvir edemezdi: “...öyle hızlı koşuyordu ki rüzgâr boynuzlarında vınlıyor,ıslık çalıyordu.” Romanın anlam yönünden bende bıraktıklarına gelince...Biz insanoğlu olarak yapıp ettiklerimizle iyiliğin, saflığın adeta katiliyiz. İyilik,duruluk,saflık,merhamet yaşadıkları ölçüde ise yetim ve öksüz. Sahipsiz. İnsanın; geçmişiyle,kutsalıyla kurduğu bağı koparmak üzere and içmiş günümüz dünyası, idealize edilmemiş yani iyiliği ve kötülüğü düşünülmemiş bir gelecek inşa etmektedir. Vicdanların sesine kulak vermeyen bu anlayış insanlığı yeryüzü cehennemine doğru çekmekte. Çantayla konuşan,ağacı okşayarak ısıtan yani eşya ve tabiatla olan ilişkisini rasyonelize etmeden iyilik ve sevgi eksenli kuran insanlar oldukça ümitvar olabiliriz. Bu da adaleti ve ahlakı ne kadar talep ettiğimiz ile ilgili. Destanlarla,masallarla büyümüş;ağaçla,hayvanla,eşyayla konuşarak yaşamış bir atanın devamı olarak manen düştüğümüz uzaklığı sorgulamamız gerekiyor. İyiliğin,saflığın,merhametin,adaletin, ahlakın atası ve nesli onlara sahip çıkanlardır. Özümüz bizi insanlığa taşıyan BEYAZ GEMİ’mizdir. İyi okumalar...
Salih
Gönderi Sahibi
Çok güzel ve teknik inceleme olmuş. Bu gibi incelemeri okudukça bizde eskiden okuduğumuz kitapları tazelemiş oluyoruz. Teşekkürler