" Birisi onun kulağına bir mahşere girdiğini niçin fısıldamadı? Niçin söylemedi ki, bir Türk'ün en bedbaht olduğu yer Türkiye'dir; harp cepheleri şehirlerden daha güzeldir, daima namuslu Türkler, ölümü, Türkiye'de hayata tercih etmişlerdir. Niçin ona haber verilmedi ki, cepheden dönerek memleketine girenler, sürüneceklerdir, niçin demediler ki, Türkiye bir mahşerdir, orada masumlar, temizler, alicenaplar, faziletkarlar, hasbiler, iyi niyet sahipleri ve büyük kalpli insanlarla reziller, çalıp, çırpanlar, imansızlar, türediler, sonradan görmeler, seviyesizler, sütü bozuklar, hainler ve katiller omuz omuza yürür, gezer, sevilir, yaşar, karışık korkunç bir kütle gibi kımıldarlar..."
Çanakkale'de savaşıp, savaş bitip yurda dönen Nihad'ın yolculuğu... Savaş bitip de döndüğünde çok farklı bir yer buldu, hiçbir şey onun hayal ettiği gibi değildi. Gelir gelmez tek akrabası olan teyzesinin de öldüğünü öğrenince sokakta kalıyor ve daha sonra kıt kanaat geçinen arkadaşı Faik'in yanında yaşıyor. Fakat onların da durumu ortadadır, bu yüzden Nihad onlara yük olmak istemez iş aramaya başlar. Gittiği her iş görüşmesinden eli boş dönüyor, oysa ki harp gazisi olduğunu söylediğinde bir şeylerin farklı olacağını düşünmüştü, yanıldı. Asıl gerçekle yüzleşmesi uzun sürmedi: Savaşıp dönenlerin devlet nezdinde de insan nezdinde de pek önemi yoktu, asıl önemli olan güçtü. Bir dolandırıcı hırsızın değeri daha çok vardı bir harp gazisinden bu da çok acı bir şekilde onun gözünün önüne serilir. En sonunda bir iş bulacak olsa da aslında hayat ona daha farklı şeyler gösterecekti yokluğu daha çok hissedecekti. O zaman dönmeyi değil de savaş meydanında ölmeyi diledi. Bir çocuğa Fransızca eğitim vermek için gittiği yerde kader onun için planlar yapar ve kendi mahşerini yaşar.
Peyami Safa'nın okuduğum 4. Romanı ve her romanı gibi bunu da çok sevdim çok beğendim. İçimizdeki Şeytan'a biraz benzettim hikaye olarak. Aynı mücadele aynı kaygılar ama sonsuz bir aşk.
Kitapla ilgili eleştirim de diliyle ilgili daha çok. O kadar fazla bilinmeyen kelime vardı ki kelimelerle mücadele ediyordum. Ayrıca yazım hatalari ve noktalama işaretlerinin yersiz kullanımları da vardı. Bu açıdan beni zorlamış olsa da Mahşer'i çok sevdim, harika bir kitap olduğunu düşünüyorum ve ayrıca okunmasının bu kadar az olmasını da anlayamadım. Bir Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Yalnızız ya da Fatih Harbiye olmayabilir ama onlar kadar güzel bir kitap. Kesinlikle tavsiye ederim çünkü bir İçimizdeki Şeytan tadını yoğun şekilde aldım.
KEYİFLİ OKUMALAR