Bir çok kişi Schopenhauer ismini karamsar ve pesimist yazılarıyla tanır; lakin onun Friedrich Nietzsche'nin akıl hocası olduğunu bilen sayısı incelemelerden de anlaşıldığı gibi pek azdır.
Filozofun birçok kitabından derlenen bu aforizmalar kitabıysa onun epistemoloji, ontoloji, estetik ve etik konularındaki görüşlerini içeriyor. Julian Young'un Nietzsche kitabında şöyle bir görüş belirtir yazar; "Nietzsche'nin en verimli olduğu zamanlar, Schopenhauer'in felsefesinden etkilendiği gençlik zamanlarıdır."
Daha sonra Nietzsche, Schopenhauer'in toplumcu ve etik kaygılarından uzaklaşarak "Üst insan" ve "Tanrı öldü" argümanlarıyla kendi felsefesini oluşturup, ileride akıl sağlığını kaybedeceği düşünsel komedyaya doğru evrilecektir.
Schopenhauer, bir çok kişinin belirttiğinin aksine bana hiç karamsar gelmedi. Yaşanmışlıkların üzüntüsü ve tecrübesi diye tanımladım felsefesini. Genel olarak üzerinde durduğu konular; herkese güvenmeyin, her tatlı söze kanmayın, size karşı her iyi niyetle gelene hemen inanmayın vb. gibi güven üzerine ve toplumda yozlaşacağıma, onurumla yalnız kalmayı yeğlerim tarzı düşünce sistemiyle anlattığı konular bana hiç de pesimist ya da karamsar gelmedi.
Bence okuyan herkesin hayatının belirli dönemlerinde yeniden okumasıyla yeni şeyler keşfedeceği bir kitap bu. Özellikle çevrenizdeki insanların gerçek yüzlerini gördükten sonra neredeyse kitabın her satırı altını çizecek cümlelerle dolup taşacak. Belki de çevremde güvenilir dostum olmadığından kitabı biraz fazla içselleştirmiş de olabilirim.
Bilemiyorum..
Uzun incelemeleri kimse okumuyor farkındayım ancak kitabın içerisinden hayat dersi niteliğinde yaşanmışlık kokan şu alıntıları da eklemeden incelemeyi bitirmek istemiyorum.
"Kolay şey değildir mutluluk, kendimizde bulmak çok zor, başka yerde bulmak imkansızdır." 1
"Herkesin içinde yaşadığı dünya, öncelikle kendi kendisini kavrayışına bağlıdır, bu yüzden kafaların farklılığına göre yönlenir: Bu farklılığa göre yoksul, dar ve sığ ya da zengin, ilginç ve anlam dolu olabilir." 4
" İç dünyası zengin insan tamamen yalnızken, kendi düşünceleriyle ve hayalleriyle eşsiz bir eğlence bulur; öte yandan, ruhsuz biri sürekli demekten derneğe, oyundan oyuna, yolculuktan yolculuğa ve şenlikten şenliğe koşsa bile, can sıkıntısından kurtulamaz." 7
"Aklı olmayana, dünyanın tüm aklının bir yararı dokunmaz." 30
"Neden yorarsın zayıf ruhunu
Sonu gelmez planlarla." 122
"Şunu da söyleyelim ki, dostluk, aşk ve evlilik insanları ne denli sıkı bir yakınlık içinde birleştirse de; herkes en sonunda ancak kendi kendisiyle ya da olsa olsa çocuklarıyla dürüst bir ilişki içinde olduğunu düşünür." 133
"Tüm belalar, yalnız kalma yeteneğimizin olmayışından gelir başımıza" diyor La Bruyere. Arkadaş canlılığı, bizi büyük çoğunluğu ahlaki açıdan kötü ve entelektüel açıdan bön ya da yanlış olan varlıklarla ilişki içine soktuğu için, en tehlikeli ve hatta yıkıcı eğilimlerden biridir." 137
"Hiç kimse, kendinden fazlasını göremez. Bununla demek istiyorum ki: Herkes başkasında, kendisi olabildiği kadarını görür, çünkü onu ancak kendi zekası ölçüsünde kavrayabilir ve anlayabilir." 164
"İnsanlar, bağışlandıklarında arsızlaşan, bu yüzden onlara yumuşak ve sevecen davranılamayan çocuklara benzerler." 168
"İnsanlar, özellikle onlara muhtaç olduğumuz düşüncesini kesinlikle kaldıramazlar; kibir ve kendini beğenme, bu düşüncenin ayrılmaz eşlikçileridirler." 168
"Vazgeçmek ve unutmak demek, yaptığımız değerli deneyimleri pencereden dışarı atmak demektir."
"Dostlar dürüst olduklarını söylerler; oysa düşmanlardır dürüst olan: Bu yüzden onların kınamasından, bir tür acı ilaç olarak, kendimizi iyileştirmekte yararlanmalıyız." 178
"Gençlikte bakma, yaşlılıkta düşünme egemendir: Bu yüzden gençlik şiir sanatının, yaşlılık daha çok felsefenin zamanıdır." 212
"Çok uzun bir yaşamı arzulamak, yine de bir yürekliliktir. Çünkü bir İspanyol atasözü der ki: "Çok yaşayan, çok da kötü şey yaşar." 221