Fani Ömrümü Ölümsüzleştiren Sonsuz Eser;
Puan vermedi·528 syf.··
2024 27. kitabı
·
65 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2024 16:30
Şükürler olsun! Kuran-ı Kerim'in Türkçe mealini okumak nasip olduğu için şükrediyorum. Yaratan Rabbinin adıyla oku! Cebrail Aleyhisselam'ın; 610 yılında, Hira mağarasında, Ramazan ayının bir gece vaktinde, Hz. Muhammed (sav.)'e -Alak Suresinin ilk ayeti kerimesini- okumasıyla Kuran'ın vahyi başlamıştır. Vahiyler Hz. Muhammed (sav.)'in 40 yaşından itibaren ölümüne kadar 23 yıllık bir süreyi kapsamaktadır. Bir rivayete göre Hz. Muhammed (sav.) vahyi şöyle tanımlar: "Bazen o, bir çanın çalması gibidir. Bu vahiy şekli içlerinde en zorudur ve geçer. Bazen Melek bir insan kılığında gelir ve benimle konuşur ve ben onun ne dediğini anlarım." Zaman zaman, deneyimin Hz. Muhammed (sav.) için acı verici olduğu da bildirildi. Örneğin, "Bir kere bile ruhumun benden koptuğunu düşünmeden vahiy almadım." Yaşanmışlık olan her şey insanı elbette etkiler, etkilemiyorsa belki de insan bir ömür boyu, anestezi altında kalmaya ant içmiştir. -Ruh ile bedenin kopması- ölümden korkmayan insan var mıdır(!?) bilmiyorum, o anın hep zor olduğu söylenir çünkü ve bunun 23 yıl mütemadiyen tekrarlanması, ölüp ölüp dirilmek değil de nedir? Kuranda, Hz. Muhammed (sav.) için ümmi terimi kullanılır. Müslüman alimlerin çoğunluğu bu kelimeyi -okuma yazma bilmeyen- bir bireye referans olarak yorumlamaktadır. Günümüzde, okuma yazma bilmeyen birinin önüne herhangi bir kitap versek; o da okusa bu bir mucize olmalı deriz. Akıl mantık çerçevesinde açıklanamayan şeye başka ne denir ki? Fatiha Suresiyle başlayıp Nas suresiyle biten Kuran-ı Kerim'de her sure konusuna göre isim almıştır. Kainatın sırrı Kur’an’dadır. Kur’an’ın sırrı Fatiha'dadır, Fatiha'nın tüm esrarı Besmele'dedir, Besmelenin tüm esrarı 'B' harfindedir, 'B' harfinin tüm esrarı da onun altındaki noktadadır. Ben o ب (b) harfinin altındaki noktayım. Her konuda, alanında en uzman kişileri ararız. En basitinden; yeni bir cihaz kurulumunda, kullanma kılavuzuna başvururuz. Bu hayatı nasıl yaşamamız gerektiği noktasında, baş ucu niteliğinde, kutsal kitabımız Kuran'ı Kerim olmalıdır. Çünkü; kutsal kitabımızda, kainata dair bütün konular, sanki en uzman kişiler toplanmış da yazılmışcasına muazzam şekilde vahyedilmiştir. Hep düştüğümüz genel yanlış bir algı var; ninem, dedem, annem, babam okuyor işte Televizyon'da dini dizilerden de ben zaten Kuran'ı Kerim'i biliyorum, okumaya ne gerek var diyoruz, bu yanlış algıya maalesef ben de dahildim. O kitap onu anlatıyor, o insan zaten öyle, o filmin ana fikri de şöyle... kulaktan dolma bilgilerle yaşanmayacak kadar kıymetli bir ömrümüz var. Şükür ki Rabbim hepimize akıl vermiş; oku, dinle, izle, gözle, araştır, kendiniz karar verin, birey olabilmek de bunu gerektirir. Hep sorarız; Kainat nedir? İnsan nerden geldi nereye gidecek? Bu hayatı anlamlı kılacak şeyler nelerdir?.. Birbirini takip eden; hayatı, insanı ve ölüm sonrasını sorguladığımız bir sürü sorular var? Kainatı anlamak için Kuran'ı Kerim'i okuyup üstüne düşünüp kafa yormalıyız. 7 ayet olan Fatiha Suresi; 1- Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın ismiyle. 2- Hamd o âlemlerin Rabbi, 3- O Rahmân ve Rahim, 4- O, din gününün maliki Allah'ın. 5- Ancak sana ederiz kulluğu, ibadeti ve ancak senden dileriz yardımı, inayeti. (Ya Rab!). 6- Hidayet eyle bizi doğru yola, 7- O kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba uğramışların ve o sapmışların yoluna değil. Üstüne her gün düşünülesi, idrak edip hayatımıza uygulanıp tatbik edilesi ayeti kerimeler... Fatiha'nın sırrı da Besmele'(Bismillahirrahmanirrahim)de gizli. Genelde halk arasında, besmelesiz işe şeytan karışır tabiri yaygındır. Bu noktaya nasıl geldik(?) işte okumak gerekiyor. Öyle mübarek bir kitabımız var ki; İkra! (Oku) diye başlayan kutsal kitabımız olduğu için şanslıyız. • Doğrusu Biz sizi yeryüzünde, yerleştirdik, orada size geçimlikler verdik; ne kadar da az şükrediyorsunuz! (Araf 7/10) • Sizi yarattık, sonra size biçim verdik, sonra da meleklere: "Âdem'e secde edin" dedik; hepsi secde ettiler, yalnız İblis, secde edenlerden olmadı. (Araf 7/11) • (Allah) buyurdu: "Sana emrettiğim zaman, seni secde etmekten alıkoyan nedir?"(İblis): "Ben, dedi, ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın."(Araf 7/12) • (Allah) buyurdu: "Öyleyse oradan in, orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık, çünkü sen aşağılıklardansın." (Araf 7/13) • (İblis) dedi: (Bari) bana (insanların) tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver." (Araf 7/14) • (Allah) buyurdu: "Haydi sen süre verilmişlerdensin." (Araf 7/15) • "Öyleyse, dedi, beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) için senin doğru yolunun üstüne oturacağım." (Araf 7/16) • "Sonra (onların) önlerinden arkalarından, sağlarından sollarından onlara sokulacağım ve sen, çoklarını şükredenlerden, bulmayacaksın." (Araf 7/17) • (Allah) buyurdu: "Haydi, sen, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık. And olsun ki,onlardan sana kim uyarsa, (bilin ki) sizin hepinizden (derleyip) cehennemi dolduracağım." (Araf 7/18) Bu olaylar öncesinde, -Şeytan da Melekler arasında çok güzel yeri olan biriymiş- kırılma noktasını, bu ayeti kerimede görebiliyoruz. Bu yüzden de besmelesiz işlere karışması da onun en doğal hakkıdır. En başta da secde etmediği Hz. Adem'i kandırarak işe koyulmuş. Cenneten kovuluşumuz ve imtihana tabii tutuluşumuz da bu ayeti kerimeyle sabittir. • Dedik ki: "Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol yiyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz." (Bakara 2/35) • Bunun üzerine şeytan onları(n ayağını) oradan kaydırdı, içinde bulundukları (cennet yurdu)ndan çıkardı. Biz de: "Birbirinize düşman olarak inin, orada belirli bir vakte kadar sizin için bir karar yeri ve bir nasib vardır." dedik. (Bakara 2/36) • Derken Âdem Rabb'inden bir takım kelimeler aldı, (onlarla tevbe etti. O da) tevbesini kabul etti. Muhakkak O, tevbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendir. (Bakara 2/37) • Onlara dedik ki: "Hepiniz oradan inin. Size benim tarafımdan bir hidayet rehberi geldiğinde, kim o hidayetçimin izinde giderse, onlar için hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır. (Bakara 2/38) • İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennem ehlidirler. Orada ebedî olarak kalacaklardır. (Bakara 2/39) Peygamberleri bile kandırıp Cennet'ten kovulmasına sebep olan bir Şeytan'dan söz ediyoruz. Bizi kim korur kollar ki(?) bu noktada besmele bizi koruyup kollayan bir zırh işlevi görüyor. Besmele'nin sırrı "B" harfinde gizli "B" harfini, -başlangıç ve bitişlerin simgesi- olarak görüyorum. "B" harfinin altındaki noktanın, -insanı- temsil ettiğini düşünüyorum. "Âdemi bul âdem ol âlemde âdem gizlidir. Etme tahkîr âdemi âdemde âlem gizlidir." Yozgatlı Fenni Kainat; Kuran'da, Kuran'ı Kerim; Fatiha'da, Fatiha; Besmelede, Besmele'de "B" harfinde, "B" harfi de altındaki noktada gizli... Esasında dedektif gibi hep sanki bir şeylere ulaşıp bulacakmış gibi hissediyorum ama hep o kısır döngüde debelenip kalmak var çünkü sınırlı bir akılla sınırsız bir eseri anlayabilmek gerçekten zor. Cahit Sıtkı Tarancı 'nın çok sevdiğim bir şiiri var; Neylersin ölüm herkesin başında. / Uyudun uyanamadın olacak. / Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında? / Bir namazlık saltanatın olacak, / Taht misali o musalla taşında. Hayatımızı anlamlı ve güzel kılan da bir sonu olması. Doğduğumuzda eğer ailemiz müslümansa kulağımıza ezan okunuyor, öldüğümüzde de namazı kılınıyor. “Herkes ayrılıktan bahsetti, bense vuslattan. Ölüm günüm, düğün günümdür.” diyen Mevlana Celaleddin-i Rumi ölüm gününü “Hakk'a vuslat” yani “Yaratana Kavuşma” (Düğün Günü-Gecesi) saymıştır, Ölüm Mevlana için kişinin aslına dönüşü, kaynağının ilahi bir cevher olması nedeniyle “Allah'a dönüş” olarak yorumlar. Mademki aşk varlıktan yokluğa yol almak, o vakit Leyla'dan geçmeden mevlaya varılır mı? (Tapduk Emre) Zalim mazlumu sınar, güçlü zayıfı, zengin fakiri, cahil alimi... bilene sınav içre sınav vardır. Vakit olur ki senin sınavın başkalarının sınavı olur, gün olur sen başkalarının sınavı olursun... Bu meşguliyet bize asıl sınavı unutturmasın. Kuran-ı Kerim'i, inanan/inanmayan herkesin istifade etmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunu gönül rahatlığıyla niye söylüyorum(?). Bir kere dinde zorlama olmaz. Dini kitaplar, dogmatik (sorgulamaya kapalı) en azından inanan insan için bu düşünce geçerlidir. Aydın kimlik, sadece inandığı dinin kitabını okumaz, diğer kitapları da okur her şeyden haberdar olur. Allah'ın diğer milletlere; gönderdiği peygamberler ve vahyettiği kutsal kitaplardan da alacağım şeyler mutlaka vardır. Geçmişini bilmeyen geleceğine yön veremez.' demiş Mustafa Kemal Atatürk Yüzyıllardır insanda hep eskiye bir özlem vardır. İnsanlar, en güzel anlarını ölümsüzleştirmek için fotoğraf çektirmek isterler. Çay, kahve demlenir, fotoğraf albümleri açılır, eskiler yad edilir. O an bile eskide ne kadar güzel anılar biriktirmişiz diye hoş sohbet edilir mutlu olunur. Bu dünya hayatında farkında olmasak da her anımız bir fotoğraf karesine eşdeğer. Bâkî ne diyordu: "Âvâzeyi bu âleme Dâvûd gibi sal / Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş" Âdem; alem içre alem, rüya içre rüyada. Bir gün hepimiz bu rüyadan uyanacağız, uyandığımızda; eski günlerdeki gibi o fotoğraf albümlerine bakarkenki mutluluğu yaşamamız ümidi ve hoş sadâ bırakmamız dileğiyle... Dua ile kalınız...
İnceleme
Kuran-ı Kerim Türkçe MealiElmalılı Muhammed Hamdi Yazır · Altın Post Yayıncılık · 20126,8bin okunma
·
219 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.