9/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2018 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2018 22:51
"Tuna'nın Türküsü" Tuna'nın Türküsü; özlemin, hasretin, gurbetin, vuslatın, vatanın türküsü... Ne de hüzünlü bir türküdür bu. İlk başta kitabı okurken ortaokul yıllarıma gittiğimi belirtmek istiyorum. O zamanlar tarihi kitapları okumayı çok seviyordum. Tarihi derken düz tarih değil de kurguyla beraber harmanlanmış kitaplar daha bir güzel geliyordu. Farklı hikayeler barındıran , tarihi bilgilerle harmanlanmış kitaplar... Aklımda kaldığı kadarıyla en çok Yavuz Bahadiroğlu'nun kitaplarını okurdum. Buhara Yanıyor, Selahaddin Eyyubi vs. İşte bu kitabı okurken o zamanlara gittim ve bu kitap bana o kitapları animsattı. Ayrıca o zamanlarda dinlediğimiz daha doğrusu bize dinletilen bir marş vardi; Tuna nehri akmam diyor, etrafımı yıkmam diyor diye hala daha duyduğumda değişik duygulara kapilirim. Kitabin isminden dolayı zaten akillara gelmemesi imkansiz. Ve konunun geçtiği yer olan -genel olarak Balkanlar diyelim tek tek ayirmaya gerek yok- gitmeyi çok istediğim bir bölge. Okuduğumda gitmiş kadar oldum ama bir yandan da gitme istediğim daha da bir kabardı. Umarım bir gün gitme fırsatı yakalarım ve gittiğimde aklıma hep bu kitap gelecek. Kitabın kurgusu, olayların oluşu, anlatılışı sıralıdsn ziyade parça parça, bölüm bölüm olması kendi adima sevindiriciydi. Dümdüz bir okuma yerine adeta bir puzzle'ın parçalarını birleştirir gibi okumak daha bir keyifliydi. Kırım türklerinin acı hikayesi var, savaş var, yokluk var, özlem var, umut var, aşk var... Duygu yoğunluğu çok fazla kitapta. Yer yer boğazıma bir yumru oturdu okurken. "Bir Gün" Bir günün önemi... Etkileyici bir hikâye... Ülkemizin en acımasız gerçeği ile bir kez daha karşılaşmak beni gerçekten derinden etkiledi. Şimdi burada ne olduğunu söylersem sağlam bir spoiler olacak o yüzden yazmıyorum. Artık okuyup öğrenirsiniz :) Bu gerçekle her daim küçük veya büyük, zaman zaman karşılaşıyoruz ama tam olarak farkında olmadan yaşıyoruz. Bu hikayeyi okurken aklıma bu sezon İstanbul Şehir Tiyatrolarında izlediğim Geç Kalanlar oyunu geldi. Çok net bir şekilde geç kalanların hikayesi bu. Yavuz ve Tuğçe'nin hikayesi... Aslında hepimiz bir şeylere geç kalıyoruz ama sonuçları yıkıcı olmadığı taktirde farkına varamıyoruz geç kaldığımızın. Bu kitabı okuduktan sonra veya dediğim oyunu izledikten sonra (İzlemediyseniz mutlaka izleyin, bu sezon izlediğim en etkileyici ve insanı derin derin sorgulamaya iten bir oyundu) yaşananları, yaşanacak olanları sorgulamadan yapamayacağınızı ve elinizdekilerin kıymetini daha da anlayacağınızı düşünüyorum. Geç kalmayın diyerek bitiriyorum; hayata, yaşamaya, sevmeye, sevilmeye... Son olarak Mehmet Hocamıza da teşekkür etmeden geçmek istemiyorum. Var olsun.
Tuna'nın Türküsü - Bir GünMehmet Yılmaz (Samsunlu) · Roza Yayınevi · 201670 okunma
··
31 Gösterim
6 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Niye o kadar geç kaldığının cevabı Yavuz'un kişiliğinde gizli. Mesela ben öyle biri olmadığım için aynı sınıfta olduğumuz ve aşık olduğum eşime daha birinci sınıfta ilan-ı aşk etmiştim :)) İyi de yapmışım. Yavuz biraz da bozkır insanı, içe kapalı. Öyle seviyor. Ama bence orada asıl kahraman Tuğçe'dir. Çünkü o da seviyor, sevildiğini biliyor ama hep bekliyor. Son dakikaya kadar bekliyor. Bütün bir üniversite hayatını bekletecek kadar hem de...
Selman Ç.
Gönderi Sahibi
Fazla beklememek ve bekletmemek lazım hocam. Bir Gün'ü okuduktan sonra daha iyi anlıyor insan.
Bir Gün, benim 23-24 yaşlarımda yazdığım bir uzun hikayedir. Edebi olarak o yaşa has pek çok acemiliği barındırdığının farkındayım ama hikayemi çok seviyorum. Yavuz ve Tuğçe'nin aşklarını, o aşkın yaşandığı şehri de çok seviyorum.
Selman Ç.
Gönderi Sahibi
Bir Karadeniz'li olarak ben de yaşadım o yeri. Ayrıca hikayeyi de. Ama niye bu kadar geç kaldı hocam yaa :) Valla yüreğe dokunuyor.
Selman Ç.
Gönderi Sahibi
Bir Gün hikayesini anlatırken değindiğim Geç Kalanlar oyununu Hercaiokumalar /Ayşe arkadaşımız yazmış. Okumak isteyenler için hercaiokumalar.wordpress.com/2017/10/25/gec-... Ayrıca oyunu mutlaka izleyin :)
Kitabı okuyup, değerlendirdiğiniz için çok teşekkür ederim Selman Bey. Beğenmiş olmanız ise ayrıca sevindirdi beni.
Selman Ç.
Gönderi Sahibi
Ben teşekkür ederim hocam. Sayenizde bir türkümüz daha oldu :) Bir Gün hikayesi baya etkiledi beni.
Bir Gün sizi epey etkilemiş Selman Bey kardeşim :) Bu bir yazar için güzel bir şey aslında. Demek ki dokunaklı bir hikaye kurgulayabilimişim. Bazı şeyleri ertelememek lazım. Hele de sevgiyi... Her şey zamanında değerli oluyor ve hayat insanın karşısına öyle şeyler çıkarıyor ki, keşkeler artıyor.
Reklam
Ölüm ile ayrılığı tartmışlar ayrılık ölümden 50 gr fazla gelmiş diyor Mustafa Kutlu.. yani Mehmet bey Bir Gün de ayrılığı ( 4 yıl bekleterek) ve ölümü aynı anda yaşattığınız için resmen okuyucuyu kurşunlamış gibi oluyorsunuz :) bekletmek işte böyle bişey yani Yavuzun cezası sanki bir nevi değil mi Tuğçe nin ölümü.. Ayrılıkla vurdunuz aşkı bir veda sıkıp göğsüne Yavuz un Mehmet bey :)
biliyorsunuz benim favorim 'Bir Gün' .. incelememde belirtmiştim gün olur bazen asra bedel..yani aşk dolu bir gün yavuz un bir ömrüne bedel aslında.. ama yorumlarda size feveran etmiş gibi olduk değil mi :) haksızlık bu ama diye :) bir şarkı dinliyordum ona denk geldi yazmak istedim youtu.be/wMSQfXQi4qw