Adı:
Bir Gün
Baskı tarihi:
Mart 2012
Sayfa sayısı:
85
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055676391
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Roza Yayınevi
Suskunluğun pek çok anlam kazandığı bir sevda bu; çünkü ‘susuyorsam bil ki, seni düşünüyorumdur’ demişti ona…

Üniversite öğrencileri Yavuz ile Tuğçe’nin aşkını anlatıyor bu hikaye. 1999’un yazına denk gelen o birlikte geçirebildikleri bir günlerini, Samsun’u mesken tutarak işliyor…

Öyle ki Yavuz, Şehr-i Samsun’u daha ziyade Tuğçe’nin varlığında seviyor; onların sabır dolu sevdalarıyla Samsun’un şehir ruhu birbirini sarıp sarmalıyor.

Taşrada yaşanan bir aşk, alelade iki gencin hayalleriyle örülüyor. İyi ama burada farklı olan; bize vaat edilen ve bu kitabı okunası kılan şey ne? Nedir esasında herkesin yaşayabileceği bir sevdayı müstesna hale getiren?
85 syf.
·Beğendi·10/10
Bir gün kitabı çok önce okuduğum ama çok etkilendiğim nadir kitaplardan biri.. hediye edilmesi ayrı bir değerli hediye eden ayrı bir değerli.. yani katmerli bir kitap benim açımdan.. içindeki sımsıcak samimi hikaye de o değere bambaşka bir değer katıyor tabii ki.. şimdilerde Tuna'nın Türküsü ile ortak basılmış yeni bir basımı olsa da tek başına basılması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.. çünkü hem iki kitabın kulvarları farklı hem de Bir Gün arada kaynamamalı bence..

Gün olur asra bedel misali bir günün insanın hayatında nasıl bir yeri olabilir bunu sormakla başlamak istiyorum kitap hakkındaki düşünce ve duygularımı anlatmaya.. Evet bir gün bazen bir asra bedeldir hatta bazen küçük bir an için ömür bile verildiğine göre zaman algımız ne yaşadığımızla ne hissettiğimizle alakalı çok şey söyler bizlere .. o yüzden ben hiç abes karşılamıyorum hatta kızıyorum zamana, sevdiğim insanların yanında su gibi geçtiği için.. o anları donduramadığım için.. her anın fotoğrafını videosunu çekmek nedendir sanıyorsunuz.. hep bundan.. İşte Bir gün tam da böyle bir günü anlatıyor.. geriye dönüşlerle hatıralarla.. okuyucuya o samimiyeti o kadar iyi veriyor ki ben şahsım adına o bir günün geçtiği mekanları onlarla gezdim diyebilirim.. İçinde aşk olan her şey güzel.. o bir gün de.. aşkla tertemiz duygularla yazıldığı o kadar belli ki.. zaten yorumlarda yazarımız da itiraf etmiş kendi hayatından kesitler barındırdığını.. hep savunduğum tezimde beni yanıltmamış.. Çünkü öyle şeyler var ki onu anlatabilmek için ancak yaşamak lazımdır.. günümüz aşk zırvalıklarından öte tertemiz duygular var anlatılan.. zamanın dehrinde herşey kirlendiği gibi aşklar da kirlendi çünkü.. ten kafesine kapatıldı..horlandı..aldatıldı..kandırıldı..öldürüldü.. Aşk aslında kavuşamamaktır sözünü ne kadar duysam da ben o lafa katılmayanlardanım.. çünkü aşk kavuşmaktır.. iki kişinin bir olmasıdır ruhen.. ruhlar aleminde de yaşamıyoruz ki sığlığında düşünen milyonlarca ten kafesi müptelasına diyecek bir şey yok zaten çünkü sanki yemek yer gibi kıyafet değiştirir gibi yaşadıklarını zannettikleri bu aziz duygu onlar için tüketim aracından farksız.. bu konuda bir arkadaşımla konuştuğumuzda hiç unutmadığım bir ders almıştım.. hani eşini çok yalnız bırakma tarzı öğütlere verilen insanca bir cevap olarak '' kalbinde olmadığım birinin yanında olsam ne olur ki???''

Biraz da kitapta anlatılan 1999 depremi ile ilgili bir şeyler söylemek istiyorum.. ben o dönemlerde üniversitede öğrenciydim.. o seneki ağustosu, depremin olduğu yerde yaşamasam da bize düşen kısmıyla yaşadım ve hiç unutmuyorum.. güneş tutulmasının da olduğu anormal sıcak bir ağustos tu.. deprem merkezine otobüsle 5 saatlik bir mesafede yaşamama rağmen açık alandaki sokak merdivenlerinin bile ayağımızın altıdan kaydığını hissettiğimiz elim günlerdi.. günlerce kıyafetlerimizle tedirgin uyuduk.. her an ölüme hazır ve sanki o çatı bizimde üzerimize düşebilir korkusuyla.. şunu anladım ki ölüme hazır yaşamıyoruz hiç.. böyle yaşanır mı diyenleri duyuyorum sanki evet hangi bir gün full kıyafetleriyle yatabilir insan?? hangi bir gün her an öte tarafa gitme korkusuyla hayattan lezzet alabilir değil mi?? işte burda mühim bir şey var... bizim tek derdimiz hayattan lezzet almak değil mi !!!.. sorun işte tam da burda.. dünyaya geldik bir kere ye iç gez oynaa mantığında nostaljik şarkı kıvamında lay lay loy yaşam..

Yaz bitip okuluma geri döndüğümde meslek itibariyle bizim bölümden de otobüslerle o bölgeye gidilmiş alt sınıflardan mimar adayları.. yolculuk ve otobüsteki olanları giden bir arkadaşım anlattığında da inanın resmen kusmak gelmişti içimden.. koli koli biraların yüklendiği otobüs bağajı ve şarkılı türkülü dönüş yolculuğu.. ne acı değil mi?? el elin yitiğini türkü çağırarak arar atasözünün mimarlık öğrencileri yansıması.. ve haklı çıkan alnı öpülesi atalarımız.. verdiğim tepkiye aynı şu günlerde Nur Yerlitaş'ın ''şehit mehit ayy yeter'' tepkisi verir gibi '' ya naapsaydık hep ağlayamaz ki insan biraz rahatlamaya çalışmanın neresine bu kadar tepki veriyorsun'' gibi aldığım cevapla yollarımı ayırdığım arkadaş!!

neyse yine uzun oldu galiba.. okuyun efendim nitekim çok duygulu bir hikaye yavuz ile tuğçe nin aşkı..

bu aşka da bir şarkı bırakmak gerekirse onu da bırakayım..
sevgiyle AŞK la kalın efendim

https://youtu.be/YjNFvYenY7Y

https://youtu.be/4num7RHqV5U
85 syf.
'Senin o devasa sevdan,benim küçücük yüreğime nasıl sığıyorsa; dünyanın bütün güzelliği gözlerine nasıl sığıyorsa,dört sene de bir güne sığar elbet' eserin çekirdeği işte bu alıntı! Tuğçe ile Yavuz'un üniversite yıllarındaki gül goncası misali özlerinde biriktirdikleri,duru,alışılmışın dışında,masumane şehbal açan sevdalarının bir güne sığdırılışının hikayesine tanık oluyoruz bu eserle.

Eser boyunca hüzün kalbimin yakasını hiç bırakmadı diyebilirim.Yazar vermek istediği hissi okurlarına başarıyla aktarmış.Neden bilmiyorum eser boyunca yüreğimde yutkunamadığım bir his peydah oldu.Kalbimin iliklerini sıktıkça sıktı.Tabiki buna benim esere kattığım çokça manaların etkisi de büyük!

Yazarın kalbinin en özel kapılarını karakterler üzerinden okurlarına açarak,hislerini aktarışı sırasında kurmuş olduğu cümleler hayranlık uyandırıcıydı.Eser yazardan, hatıralarindan izler taşıyor olsa gerek.Yazarımızın Samsunlu olması hasebiyle,memleketine olan hayranlığı satır aralarından göz kırpıyor bizlere.Eserde Çiftlik ,Mecidiye,Gençlik Parkı,Konak Sineması vs. gibi bahsi geçen beldelere yolumuz düşünce ayrı bir heyecan duydum neden acaba :))) Yavuz ve Tuğçe ile birlikte hatıralarını incitmeden adımladım ben de, kalplerinin buluştuğu sokakları.


Bir gün, neler sığmaz ki bir güne?

Bir gün, ertelenmiş hayallerimin gerçekleşemeyen matemi gibiydi.

Bir gün, "Seven, sevdiğine; sevdiğini söylesin." hadis-i serifinde geçtiği gibi ihmallerimin,ötelenmisliklerimin yüzüme vurulan ağır darbesi gibiydi.

Bir gün, bekleyislerimin yorgunluktan takati kalmayan vuslatının sevinç bastonu gibiydi.

Bir gün, bugünlerin yarınlara bırakılmaması gerektiğinin tatlı bir ikazı gibiydi .

Bir gün,sevdiklerinin,dostluklarının, yitirdiklerinin ebediyette çiçek açacak hoş bir tesellisiydi.

Bir gün , can yakıcı hasretlerin közünün yüreğimi kül ettiği demdi.

Bir gün, sevdanı kalbine gömdüğün,kalbin'le gömdüğün,gömüldügün yarım bırakılmış bir can'dı, canındı.


Dedim ya çokça anlam bıraktı bu eser bana.

Neler sığmaz ki Bir gün'e ?

'Bir gün gitsen bile hatıran yeter' diye bir parça vardı ya işte o hatıralarla nefes alıyorsun,kalbinin takviminin sayfalarını o hatıralarla çevirerek şairin dediği gibi 'yasiyorsun sessizce...'
Suskunlukla...
Defalarca...

Bir gün o saf ,masumane sevgiyi,hiç bitmesinciligi bağrında sımsıkı tutan ömre bedel gündü işte!

Keyifli Okumalar ...
85 syf.
·Puan vermedi
“Kaf” ile değil de “kef” ile yazılmış bir kaderden Bir Gün… Üniversite öğrenicisi olarak kendime ve çevreme dair birçok iz ve anıyla karşı karşıya geldim bu kitabın satır aralarında. Ve sevginin temizliği, sevginin söylenememişliği, sevginin sevgiye gark etmişliği insanı ve deruni bir muhabbetin “her nasip vaktine esirdir” kavlince vaktini, zamanını beklemişliği… Kendimden kesitler kadar kendimden göçüp giden birçok hissin de aynı zamanda, portresi oldu da diyebilirim bu kitap için. Keşke o saf halimizle kalabilseydik dedim kitap boyunca, bir nebze çocuk birazcık çocuk ruhlu kalabilseydik, birazcık... Çoğunlukla hatalarımıza “çocukça” diye yakıştırdığımız bu sıfatı birçok fiilimize de yakıştırabilseydik. En çok da sevmeye…

Bir yolculuk boyunca bir günde geçen bir hikâyeyi okuyacaksınız kitapta. Sonra kendiniz, kendi şehrinizde dolaşan anılarınızı alacaksınız yanı başınıza, siz onları almasanız, onları istemeseniz de onlar gelip bulacak sizi ve başucunuza kuracak otağını. Sonra siz de kendi hikâyenizdeki o “ bir gün”ü arayacaksınız. Ömrünüz bir gün olsaydı bunca yaşanmışlık arasında hangi gününüzün o gün olmasını istediğinizi soracaksınız, kendinize. Ya da o günü yaşayabilir miyim, öyle bir günüm olabilir mi diye de soracaksınız. Ve tüm bunların cevapları sizde elbette… En nihayetinde onca hayale, onca gözünüzde canlandırdığınız anılara rağmen kaderin tecellisini bulacaksınız karşınızda. Kaderinizin “kaf” ile mi “kef” ile mi yazıldığının cevabını bulacaksınız.

Aşk’ın en güzel zamanları, onun tanımının yapılamadığı zamanlar diye düşündüm her zaman. Hala da öyle ve bu düşüncem bu kitapla daha da pekişti. Aşk tanımsızdı, aşk “o”ydu muhakkak, ama tanımı yoktu işte aşk deyip ardınca kelimeler sıralayabileceğiniz… Aşk, tanımı yapıldığında alıp gidiyordu kendini ve bu tanım “Aşk, kavuşamamaktır.” olabiliyordu çoğu zaman. Belki de bizim tanımlamaktan aciz olduğumuz aşk en çok bu şekilde tanıtmak istiyordu kendini de biz tüm aşk diye yaşadıklarımızda hep bu sona çıkıyorduk, belki…

Okuyun dostlar, okutun… Aşka dair, tanımı yapılmayana dair güzel bir eser ve çok güzel “Bir Gün” . Vesselam.
85 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Bu kitap beni yazarın diğer kitabı olan " Tuna'nın Türküsü " adlı kitabından daha çok etkiledi ve duygulandırdı. Bir gün geçmişin kapılarını açıp, aşka, saflığa, masumluğa ve acıya yol alıyorsunuz. En değerlilerimizi kaybetmek, onsuz yaşamak ve yaşatmak ne acı verir insana. Belki de sevdanın, aşkın büyüğünü bu sayede tadarsınız.

Kitaptan bahsedecek olursam;
Öğretmen Yavuz'un teskeresini aldığı günde arkadaşı Selim'e geçmişini dile getirmesiyle başlar kitabın okuyucuya sunacağı duygu yüklü ve içten hikayesi. Dört yıl boyunca aynı üniversitede tanıştığı ve aşk dolu günlerinin yaşadığı Tuğçe ile olan okul hayatında Yavuz'un nasıl sonrasında İstanbul depremi ile ayrılıklarına şahit olacaksınız. Ama onlara göre;
"Ben aşka, acı sonu yakıştıramam hiç.
Mutlaka kavuşurlar mı yani?
Evet. Mutlaka kavuşurlar bence.
Ölüm de mi ayıramaz sevenleri?
Belki ayırır gibi görünür. Ama ayıramaz asla."


Uzun bir aradan sonra tekrar beni çok duygulandıran kitaplardan biri oldu. Yazarın yüreğine, kalemine sağlık. Umarım acı yüreğine uğramaz...
Keyifli Okumalar :)
85 syf.
·Beğendi·9/10
Her ne kadar Tuna'nın Türküsü kadar derin bir kurgusu olmasa da Bir Gün adlı romanı da çok sevdim ben. Bunda İzmitli olmamın büyük etkisi var tabii ki.

Bahsetmek istediğim şeylerden biri; mimarinin yaşanmışlıkları ve deneyimleri içine çekmesi. 170. sayfada dendiği gibi "Bu merdivenler ne hatıralar taşıyor kim bilir?" gibisinden düşünceleri ben de çok fazlasıyla düşünürüm. Hele ki tarihi eserlerde bu düşüncelerim katlanarak artar. Yapıların ve mekanların anılarla dolu olduğunu, geleceğimizin her an geçmişe döndüğü şu yaşamımızda şimdiki anımızı tutamadığımızdan dolayı elimizde olanın sadece yaşanmışlıklar ve deneyim olduğunu hepimiz biliyoruz. Mekanlar, insanları yaşatmak için varlar. Yavuz'un Tuğçe için yaşadıkları, aşklarının öncesinde, sırasında ve sonrasında mekanları onun suretiyle hatırlaması, mekanların tek başına anlamları olmasa bile onları onla anlamlandırması benim de zamanında yaşamış olduğum bir olaydı.

Bunda sonra biraz spoiler var kitabı okumayı düşünenler yorumun bundan sonrasını okumasalar daha iyi olur.

Esas sürpriz İzmitli olduğumdan ötürü '99 depremine yer verilmesi olmuş. Aslında tarihler romanın başından beri 99 fakat ben deprem lafı açılınca olayın idrakına vardım. Kitapta da geçtiği gibi sadece vücüdun ve kemiklerin değil hislerin kırıldığı "Bir Gün"dü o gün. Aslında hayatta hepimizin kendine göre "Bir Gün"ü var. Belki de her gününü bir günmüş gibi dolucasına yaşayanlar da vardır mutlaka. Fakat o deprem günü öyle bir gündü ki hangi İzmitli'ye sorsanız dün gibi hatırlar. Ailemizde bir zaiyat yoktu fakat evimizde oluşan çatlakları hatırlıyorum. Sanki maddi değil de manevi bir çatlakmışçasına. Çünkü hayatında ilk kez depremle karşılaşıyorsun. 5 yaşındasın ve tanımlayamayacağın bir olay oluyor etrafında. O gün evden çıkıyorsun ve küçük bir ışıldak ışığıyla birlikte uzak bir yerde ailenle beraber bir arabada uyuyor buluyorsun kendini. O bir gün, zaiyatı olanlar için her gün oldu. Hayatlarında hep o bir günü hatırlıyorlardır mutlaka. Bizim bir kaybımız yoktu Allah'a şükür fakat olanların hislerinin kırıklarını kesinlikle çok iyi anlıyorum bir İzmitli olarak. Onlar ve Yavuz kadar olmasa da anlamaya çabalıyorum.

Bir Gün romanını sevenler Tuna'nın Türküsü'ne bayılacaktır, çünkü Bir Gün alt küme gibi kalıyor. Bu kitapta kullanılan bazı cümleler diğer kitapta da kullanılmış fakat dediğim gibi kurgu ve karakterlerin psikolojik dünyaları Tuna'nın Türküsü'nde çok daha geniş yer kaplamış.

"Bir Gün"le beni tanıştıran sayın Mehmet Yılmaz Bey'e teşekkürlerimi sunuyorum.
85 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Değerli yazarımız Mehmet Yılmaz Beyefendi'den yine bir güzel eser. Şahsıma hediye ettiği Tuna'nın Türküsü(Teşekkürü bir borç bilirim) adlı eserde beraberce olan ama ben sitede ayrı olduğu için hem daha güzel olur diye böyle tekil bir inceleme kararı aldım.

Eser; öğretmen Yavuz'un askerliğinin son gününde kışladan onu almaya gelen arkadaşı Yusuf'la evlerine dönerlerken eski hatıraları acısıyla, tatlısıyla, en önemlisi sevgi ile gözlerinde ve bizim yüreklerimizde canlandırırlar.
Yavuz'un üniversiteden arkadaşı(aşkı) Tuğçe ile sevgi , aşk, hüzün dolu bir serüvenin içine atılıyoruz. Ama biz okuyucuların içinde de ne fırtınalar da esiyor tabi. Yavuz'la gülüyoruz, Yavuz'la ağlıyoruz.

Yazar; eserde aşk, sevgi, yaşam üzerine konuları işlerken 1999 Marmara depremini hatırlatarak, o günleri anmamızı, insanların sevdiklerinden ayrılmasını, acı ve kederi gözler önüne koyuyor. Ve ölen insanlarımızı bir kez daha saygı ve rahmetle anıyorum. Kişi sevdiği ile beraberdir hadisinin kitapta geçmesi ve bizlerin bu sözle aşkımızı ve sevdiğimiz insanı unutmamamızı veya her şey bitti gibisinden olmadığını anlıyoruz. Sevgiyle kalın. İyi okumalar...
85 syf.
·2 günde·8/10
Bu kitaba bu şarkı iyi gider herhalde. https://www.youtube.com/watch?v=0iW49pEJxk8

Bir aşk hikayesi.Dolu dolu ve içten,hüzünlü sevda dolu.

Kitabın giriş kısmında eşine yazıldığı veya eşinin etkisiyle yazıldığı cümleyi okuyunca herhalde bir hatıra dedim kendimce.Okumaya başlayınca dedim tamam gizli bir aşk mutlu bir son var kitapta.Okumaya devam ettikçe hiç duymadığım özlü sözler duymaya başladım hemde içimize işleyecek cinsten bu özellik beni kitaba bağladı.

Şiirler girdi araya aşk başladı.Aşkın olduğu yer güzelliklerle doludur zaten.Ancak her aşk düşündüğümüz gibi güzel bir son ile bitmiyor.Dil çok sade ve dediğim gibi duymadığım bir çok deyiş vardı.

Bir gün yaşadığınızı düşünün ve bu bir gün sizin en mutlu gününüz,hiç unutamayacağınız anlar ile dolu.Kitabı bu şekilde okursanız daha fazla etki altına gireceğinizi tahmin ediyorum.

Eee her kitapta sevmediğiniz yerler olabilir sayın hocam darılmasın söylemezsem olmaz,yakışık almaz.Böyle deyişler ile başlayıp daha sonra yaşanılan aşk kısmında gittik,indik,bindik gibi kelimeler çok tekrarlandığından mı yoksa benim deyişlere takılmamdan mı bilmiyorum ama ben biraz garipsedim.Eksi yön olarak bunu söyleyebilirim.

Emeğinize sağlık hocam sizinle tanışmaktan memnun kaldım.Var olun.

(Sıcağı sıcağına yazdım kitap yeni bitti,sindirmeden yazdım bir kusurum olduysa okuyan herkesten af diliyorum.)
85 syf.
·1 günde
-İpucu içerir-
Bende kitabın sonunu okumadan başlamam başlayamam merak ederim Tuğçenin öldüğü öğrenince yavuza yazdığı mektupta kanser olduğunu söylemesini yada kaza olmasını bekliyordum bir yandanda neden o tarihte acaba yazar için bir anlamı mı var diye merak ediyordum ama tahmin etmediğim çok güzel bir sonu vardı
Doğal afetin anlamını ancak yaşayanlar anlıyor sanırım. İnsan hayatı işte pamuk ipliği derler ya

Son bir şey daha eklemek istiyorum ben Karadenizi çok severim Karadeniz sevdamı artırdı bu kitap ve tabiki yazarı
85 syf.
·2 günde·7/10
Güzel masum bir aşk hikayesi. Yavuz gibi güzel cümleler ile sayfalarca aşkını ve sevgisini, sevdiğinin güzelliğini anlatan kaç aşık olabilir, aşkının bir sözü ile ölecek tabir-i caizse tüm dizginlerini aşkından dolayı sevdiğine vermiş kaç kişi olabilir bilmiyorum. Utangaçlık ve çekingenlik ile başlayan ve içten gelen açılmalar ile devam eden keşke hepimizin bu kadar güzel sözlerle dile getirebileceğimiz cinsten aşkımız olsa diyebileceğimiz bir aşk hikayesi. Yavuz'un belki bu aşk sözleri bazen her ne kadar masum gelse de çok uzatmış olduğunu düşünebilirsiniz ama Yavuz'un aşkına yine de bir şey diyemezsiniz. Kitap başlarda verilen tarih ile okura sonu ile ilgili az çok ipucu veriyor ama ipucunda neyin ne şekilde bağlanacağı tarzında pek de bir şey vermiyor. Tahmin ettiğim şekilde oldu ama bu derece duygusal, insanın yüreğine dokunacak şekilde de olacağını tahmin etmemiştim. O nasıl telefon konuşması, o nasıl duygu, o nasıl hüzün demeden edemedim.

Kitabı okumamış okur, bu cümlemden sonraki cümlede kitabın sonu ile ilgili bilgi alacaksın. Yavuz'un güzel ve masum aşkı bir günde oluşuyor, senelerce pekişiyor ve sadece bir günde karşılıklı olarak yaşanıp maalesef bir günde bitiyor. O gün bir günde kimlerin aşkları, kimlerin ümitleri bitmedi ki, kimlerin gelecekleri aslında kimlerin geçmişi olmadı ki...
85 syf.
·Puan vermedi
Bir Gün kitabını Tuna'nın Türküsü'ne nazaran çok daha etkileyici oldu benim için. Evet itiraf ediyorum azıcık ağladım. Hatta sanırım toplu taşıma aracında okumamış olsaydım bu kısmı hüngür hüngür ağlardım. O nasıl bir sevgi o nasıl bir samimiyet. Ah Yavuz ah!..
2016'nın benim için son kitabı olması daha bir önemli oldu benim için. Kusura bakmayın lütfen hissettiklerimin tamamını yazamıyorum. Başarılarınızın devamını dilerim Mehmet bey. Kaleminize sağlık.
Yazım yanlışlıkları mevcut lâkin bunun basımla alâkalı olduğunu düşünmekteyim. Olumsuz yönde eleştirecek bir şeyim yok.
Dilerim daha fazla arkadaşımız bu kitabı okur.
85 syf.
·Beğendi·10/10
Neler sığabiliyormuş meğer bir güne.Ve yine bir gün bizden neler alıp götürebiliyormuş.Takvimde sadece bir yapraktan ibaret olan bu günler Yavuz'un gönlünde ne fırtınalar koparıyordu.Hikayemizin kahramanları Yavuz ve Tuğçe.Kim mi bunlar?Aşık ile Maşuk :)
Okumaya başladığım ilk an isminden olsa gerek sonunu tahmin edebiliyordum.Yalnız yazarımız o kadar güzel anlatmış ki bu aşkı o son hiç gelmesin istedim ve nasıl bitti anlayamadım.Neydi o edebi cümleler, şiirler öyle.

'O hayat şiirimin bercestesi olmuştu...'sf.144

Sadece bu söz için bile okunmaya değer buldum, bu söz beni çarptı sanırım :)
Yalnız böyle güzel duyguları olan Yavuz bunları bize bu kadar güzel nakşederken Tuğçe niye anlatmadı.Onun hisleri nasıldı.Bu kabına sığmayan aşkta neler dökülecekti onun kaleminden kağıda merak ettim doğrusu.Tıpkı Yavuzda olduğu gibi adım adım Tuğçe'nin de iç dünyasında yaşananları okuyabilseydik keşke.
Okurken çoğu zaman bu Yavuz gerçekten bir hayal ürünü, gerçek şahıslarla ilişkisi yoktur diye düşünsem de kimbilir belki hala kalmıştır onun gibi sevenlerden.
Kitabı bana hediye eden yazarı Mehmet Yılmaz'a bir kere daha teşekkür ederim ve yazın hayatında başarılar dilerim.
85 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
Bir Gün hikayesinde baş karakterimiz Yavuz'un dört yıl boyunca içinde saklı tuttuğu aşkı dışa vurmasının ardından geçirdiği en uzun gün anlatılıyor. Burada anlatılan aşk hikayesi çok masumane, çok samimi olmasına rağmen ben bir türlü adapte olamadım hikayeye. Belki de yirmi birinci yüzyılda ilk görüşte aşkların, mektuplaşmaların kalmamasından kaynaklıdır. Belki de ben biraz odun ruhluyumdur :) Hikayenin kötü olduğundan değil, bana hitap etmediğinden dolayı Bir Gün'e ısınamadım.
Bu kitap, bir yazar olmak isteyen bana da cesaret verdi. Herkese keyifli okumalar...
'Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak...'
Mehmet Yılmaz
Sayfa 142 - Roza Yayınları
Ve eskilerin dediği gibi; benim kaderim kaf ile değil kef ile yazılmıştı...
Mehmet Yılmaz
Roza Yayınevi
Mutluluk böyle bir şey olmalı. İnsanı tarifsiz sevinçlere daldırmalı. Hayata, güzelliklerle süslenmiş bir pencereden baktırmalı. Şarkıların anlamı olmalı, şiirlerin...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir Gün
Baskı tarihi:
Mart 2012
Sayfa sayısı:
85
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055676391
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Roza Yayınevi
Suskunluğun pek çok anlam kazandığı bir sevda bu; çünkü ‘susuyorsam bil ki, seni düşünüyorumdur’ demişti ona…

Üniversite öğrencileri Yavuz ile Tuğçe’nin aşkını anlatıyor bu hikaye. 1999’un yazına denk gelen o birlikte geçirebildikleri bir günlerini, Samsun’u mesken tutarak işliyor…

Öyle ki Yavuz, Şehr-i Samsun’u daha ziyade Tuğçe’nin varlığında seviyor; onların sabır dolu sevdalarıyla Samsun’un şehir ruhu birbirini sarıp sarmalıyor.

Taşrada yaşanan bir aşk, alelade iki gencin hayalleriyle örülüyor. İyi ama burada farklı olan; bize vaat edilen ve bu kitabı okunası kılan şey ne? Nedir esasında herkesin yaşayabileceği bir sevdayı müstesna hale getiren?

Kitabı okuyanlar 35 okur

  • M U R A T  Ç E L İ K’
  • inci
  • Ömer Faruk Aytaç
  • Mahmut Koyuncu
  • Zifiri
  • Necip G.
  • Deniz Arslan
  • Mahfuz Okur
  • Whisper
  • Zeliha KALAY

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%57.1 (12)
9
%14.3 (3)
8
%19 (4)
7
%9.5 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0