Kitabın ne anlattığına ya da oluşturduğu toplum düzenine değinmek yerine yazarın bu düzeni oluştururken insan faktörünü bile değiştirdiğini ele almak istiyorum.
Thomas More, parlak bir siyasi kariyere sahip görev bilinci ile hareket eden biri olmuş, ancak kararlılığı, dik duruşu sonunu hazırlamış, çağının önemli bir düşünürü ve aydınıydı. Bugün ise sadece politik bilimlere meraklı olan kimselere değil, klasik okuyan herkesin kütüphanesinde bulunması gereken, okunurluğu, geçerliliğini ve çağdaşlığını yitirmemiş bir eserin sahibi olarak anılmakta.
O yüzden böylesine bir toplumu ve düzeni ele alırken bahsettiğim ''insan'' faktörünü yazarın bilerek ele almamış olması düşünülemez. Çünkü realist bir bakışla baktığımız zaman insanın antagonist, bencil, çıkarcı olduğu görülecektir. Jean-Jacques Rousseau'nun yazdığı Toplum Sözleşmesi'nde ''ortak iyiliğin'' gözetildiği bir düzende bile sürtüşme yaşanacaktır, çünkü böyle bir düzende bile kişisel çıkarı için hareket edecek bireyler çıkacaktır.
Bu kitapta da ''ortak iyiliğin, refahın'' gözetildiği bir düzen mevcuttur. Aile içi yaşama hatta sahiplenme duygusunun nüksetmemesi için 10 yılda bir ailelerin kaldığı evlerin değiştirildiği bir düzen vardır. Bana en ilginç gelen uygulama evlenecek gelin ve damat adayın kendilerine refakat eden kişilerin yanında çırılçıplak soyunup, birbirlerini fiziksel anlamda ölçmeleri. Böyle bir uygulamanın olmasının nedeni, Ütopyalı'ların sadece ahlaka, kişiliğe bakarak eş seçmenin her ne kadar bilgece de olsa, güzel bir bedene güzel bir ruhun eşlik etmesinin ideal olduğunu düşünmelerindendir.
Dikkat çekici bir diğer nokta, yazarın, Ütopyalı'lara Hristiyanlığın gelmesi ile toplumda bir değişikliğin göze çarpmasıydı. Yazar her ne kadar ruhban sınıfının adada olmadığını aktarsa da, rahiplerin toplumdaki konumu, savaşlar esnasında oynadıkları rol (öyle ki savaş esnasında katliamları önleyebilen, hatta iki taraf arasında antlaşma yaptırabilecek düzeydeler) düşündürücüydü.
Kütüphanenizde bulundurmanızı tavsiye ederim.