Gönderi

Hem yazar hem doktor!
7/10
·168 syf.··
2018 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2018 01:04
YouTube kitap kanalımda Rus edebiyatı okumalarınızda işe yarayacak bilgiler verdim: ytbe.one/zT0CaAXppUc Doktorluk mesleği çocukken oyuncak mağazası raflarında gördüğümüz ve bazılarının da oynama şansı bulduğu "Süper Doktor" oyununa benzemez. Özellikle de batıl inanç virüsünün bilime savaş açtığı eski bir Rusya köyünde. Bilimin teknolojik silahlarınının, muhafazakar nitelikte bir köyün artık işe yaramayan eski adetlerinden (Elalem ne der, herkes sana bakıyor, komşulara ne söyleriz gibi sorular bu adetlerin baş çıbanlarıdır.) yapılmış ilkel silahlarına karşı girdiği savaşta kazananın kim olduğunu tahmin etmek pek de zor olmasa gerek. Kuruluş tarihi 1901 olan Gillette gibi Amerikalı bir tıraş bıçağı imalatçısının aslında Rusya'da bahsi geçmiş bir romanın içerisine yerleştirilmesinden 20. yy'da Amerika'nın dünya üzerindeki hegemonyasının fark edilmeye başlandığını da rahatça anlayabiliriz. Çünkü 19. yy bir Avrupa çağı iken 20. yy bir Amerika çağıdır. Doktorların şantiyesi insan iken, biz mimarların ve inşaatla uğraşan insanların şantiyesi ise binalar, fabrikalar ve inşai çalışmalar yapılan her türlü mekandır. Nasıl ki bu kitaptaki başrol karakter Bomgard'a kendisi gece uyumaya çalışırken kapının aniden çalınmasıyla Bomgard gelen hastayı ters doğum ya da fıtık gibi ciddi bir sorunla görmeyi istemiyorsa, şantiyedeyken bize edilen telefonlarda da biz böyle sorunlar duyunca çok endişeleniriz. Çünkü biz de bir bakıma binaların psikologu ve doktoruyuzdur. Yeni sıvası çekilmiş veya boyanmış bir duvara çocuğumuz gibi, yeni ozaliti veya proje çıktısı çıkarılmış ruloya ise kendimizden daha değerli bir insan gibi bakarız. Onu hastamız gibi kendi yatağımıza yatırırız, yaptığımız minik binaların ve maketlerin jüri gününde kendilerini iyi hissetmeleri için elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışırız. Kitaba puanım 7 çünkü ilk kısımda bahsedilen genç bir doktorun anılarını pek çekici bulmadım. O bölüme 5 puan verdim. Bunun yerine morfinmana dönüşen 2. genç doktor daha çok ilgimi çekti. O bölüme de 9 puan verdim. Bunun dışında batıl inançlarla bilimin çatışmasını görmek ya da doktorluğun ne kadar zor ve psikolojik açıdan stresli bir meslek olduğunu görmek gibi konular açısından da beğendiğim bir kitap oldu. Fakat benim açımdan Budala'dan sonra bu kitabı okumak biraz hafif ve sade gelmiş olabilir. Kitabın 144. sayfasında geçen "Çok iyi bir doktorsunuz ama kendinize yanlış bir yol seçmişsiniz, yazar olmalıymışsınız siz..." alıntısını Bulgakov'un kendisine karşı söylenmiş otobiyografik bir monolog olduğunu düşünüyorum. Ayrıca kitabın genel aurasındaki hayatın boşluğu ve amaçsızlığını doktorluk mesleğinde kimilerinin kitaptaki 2. doktor gibi kullandığı morfin, rahatlatıcı ve uyuşturucu maddelere yoruyorum. Bu olayın açıklamasını ise aslında en iyi Kur'an sağlıyor. Çünkü "hamr" kelimesi aslında hem başörtüsü ve örtünmek anlamına gelirken hem de içki anlamına gelmektedir. Böylece aslında içki, uyuşturucu gibi bağımlılıklara saplanmış insanların gözlerinin örtüldüğünü, cennet renklerini ve sahnelerini görmek gibi bir ütopik düşünceyle böyle şeyler yaptığını, maddenin etkisi geçtikten sonra da bu düşünceler kaybolduğu için derin bir hayat amaçsızlığı ve boşluğuna sürüklenildiği söylenebilir. Bu konuda ise iki adet dev yazardan size sadece iki adet alıntı belirterek incelememi tamamlıyorum: "Bir amaca bağlanmayan ruh, yolunu kaybeder; çünkü, her yerde olmak hiçbir yerde olmamaktır." Montaigne "Bir amaç ve içinde bu amaca ulaşma isteği olmadan hiç kimse yaşayamaz." Dostoyevski Herkese keyifli okumalar dilerim.
Edebiyat
Genç Bir Doktorun AnılarıMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202332bin okunma
··
1.335 Gösterim
11 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
İnceleme çok başarılı ve incelikli olmuş. Yazınıza sağlık..
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim değer verdiğiniz ve zaman ayırdığınız için.
İşte şunu seviyorum, farklı bakış açısından aynı kitabı okumak. Aynı kitabı okusak da aslında farklı kitabı okuyoruz gerçeğini tekrar tekrar ve tekrar hatırlatıyor bana. Kitaba gelirsek ilk öykü oldukça çarpıcı ve kendi adıma çok empatik geldi, adeta ceyrana tutuldum! Morfin dahil diğerlerine ise nedense pek ısınamadım, havalardan olsa gerek :)) Bulgakov'u tanımak için iyi bir başlangıçtı ama beklenti duvarında oyuklar açsa da delemedi, ne yazık. Amaçsızlık ise birgün çok daha uzunca konuşulacak bir konu olarak kalsın. Eline sağlık dostum.
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Bence farklı bakış açısından aynı kitabı okumak, aynı bakış açısıyla farklı kitapları okumaktan daha zevkli bir duygu. :)) Herkes okuduğu kitapları kendi geçmişiyle, deneyimleriyle ve şimdiki zamandaki manevi konumlarıyla özdeşleştirdiği için böyle rengarenk bir bakış açısı yelpazesi çıkıyor karşımıza dostum. Bu sitenin en güzel tarafı bu, her zaman söylemişimdir. Bulgakov ve yaşadıkları hatta anlattıkları eminim daha pek çok dallanmaya uğramıştır, bunu diğer kitaplarında görürüz belki gelecekte. Şimdilik bu böyle kalsın bakalım. Amaçsızlık ve amaç konularını çok severim, o da kalsın şimdilik madem. :) Teşekkür ederim dostum verdiğin değer için.
Bu kadar emek veriyorsun, daha fazla like almalı bu inceleme.
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
:)) Düşüncen için teşekkür ederim, okunsun da like önemli değil.
Tuco'nun incelemesiyle okudum da, birbirini tamamlamışlar sanki. :)))Aslıda bu eserlerde yazar Bulgakov'u göremeyiz pek. Hatta hiç. Kendini yazmıştır. Severim ama. Çünkü 1917 dönemini aktarmasını objektif bulurum. Var ol
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim Metin Abi, objektifliğini eminim ki diğer kitaplarında göreceğim. İyi ki varsın.
Gerçekçi bir inceleme olmuş Oğuz hocam, kitaptaki önemli kısımları da tasvir etmenizi beğendim. Kaleminize sağlık. :)
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim Harun kardeşim, Bulgakov’un da eminim daha güzel kitapları vardır Köpek Kalbi ve Üstat ile Margarita gibi fakat biraz kendi okuma sırama dönmeliyim. Eyvallah. :)