En Büyük Yaralar, En Yakınlarımızın Açtıklarıdır!
10/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2025 11:53
Herkese selamlar sevgili kitap dostları. Çağdaş edebiyatımızın en özel kalemlerinden biri olan Tarık Tufan ‘ın ruhunuzu tarumar edecek son kitabı Gece Açan Çiçekler ‘in incelemesi ile geldim. Tarık Tufan; modern zaman insanının iç dünyasını, yalnızlığını, hayal kırıklıklarını dert edinmiş bir isim. Bütün eserleri bu varoluş sancılarının çığlıkları ile dolu. Bazı eserlerinde karakter ismi bile yok fakat ruhunuzun en derinine o isimsiz karakterler ile darbe indirmeyi çok iyi başarıyor. Düşündürtüyor, sorgulatıyor, ağlatıyor. Yazarımız İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden mezun ve Marmara Üniversitesi Orta Doğu ve İslam Ülkeleri Enstitüsü’nde Sosyoloji alanında yüksek lisans yapmış. Dolayısıyla kaleminin ve zihninin altyapısını buralardan beslemiş diyebiliriz. Zaten eserlerini okurken felsefe ve tasavvuf buram buram hissediliyor. Kitaplarında bolca metafor kullanan bir isim. İncelemesini yaptığım kitapta da birazdan bahsedeceğim üzere bol bol metafor var ve yazarlık serüveninde ilerledikçe Tarık abimizin metafor kullanma dozu da artıyor gibi geldi bana. :)) Kitaba geçeceğim yavaş yavaş ama nerden başlasam inanın bilemiyorum… En iyisi kitabın girişindeki “Prolog” dan başlayayım… Güneşin batıdan doğduğu, İstanbul Boğazı’nda dev bir yangının çıktığı, fırtına, duman, havaya karışan kimyasal kokuları gibi dehşet verici sahnelerin olduğu bir kıyamet günü tasviri ile başlıyor kitap. Fakat bu kıyamet aslında bir metafor. İnsanların içindeki cehennemin tasavvuru. “Kıyamet meleği epey gecikmişti, çünkü insan kendi cehennemini çoktan yaratmıştı.” diyor yazarımız… Ve İstanbul’da böyle bir kıyamet günü en son 100 yıl önce yaşanmıştı diyerek kitabın içeriğine göz kırpıyoruz… Şöyle ki: Kitabımızın iki anlatıcısı var. Birisi günümüzde geçen hikayenin anlatıcısı Halide… Diğeri ise Osmanlı’nın son dönemlerinde, bir zindanda idamını bekleyen Derviş Ali… İkisi de sırayla kendi hikayelerini anlatıyorlar ve kitabın sonunda bu iki hikaye yine metaforik bir şekilde bağlanıyor… Halide, Canfeda Konağı’nda kardeşlerini bekliyor. Onlarla son bir gece geçirip içinde kalan yüzleşmeleri yapabilmek, ruhunu azad edebilmek için… Derviş Ali ise ölüme ramak kala kalbinde büyük aşkı, aklında dostu Üstad Zonaro’dan gelebilecek yardım ihtimali ile geçmişini, işlediği günahları düşünüyor… Böylece başlıyoruz onlarla beraber nefes almaya… Aile… Birçoğumuzun içindeki yaraların neredeyse tamamının temelinde aile travmaları var. Anne baba sevgisi eksik olunca hiçbir zaman tam olamıyorsunuz. Hayatınızda yaptığınız ve yapamadığımız bütün tercihlerin altında, verdiğiniz kararların altında, aşk hayatınızda sizi paramparça eden hatalarınızın altında bile hep bu eksiklik, hep bu boşluk yatıyor. Halide, Cihangir, Zeliha ve Nihal kardeşlerin üzerinden yazarımız bunu o kadar güzel anlatmıştı ki mutlaka birinin hikayesinde kendinizi bulacak ve gözyaşlarınızı tutamayacaksınız. Şermin Yaşar ’ın Söyleme Bilmesinler ’i ile benzer yönler vardı biraz bu hikayede, ki o kitabı da okumadıysanız kesinlikle tavsiye ederim… Halide… Yalnızlığın kraliçesi… Gece açan çiçeğim benim… Sana ayrı bir paragraf ayırmasam olmazdı… Evin en büyük çocuğu, annesinden zerre sevgi görmeyen, sürekli azarlanan hor görülen; nahif ruhlu, güzel kalpli melek… Babanın vefasızlığı, sevdiğin adamın karaktersizliği… Bütün bunlara rağmen kardeşlerine anne olmaya çalıştın, kendi yaralarını içindeki yalnızlığa itip hep sevdiklerinin derdine derman olmaya çalıştın sen. Ama sonunda sevgiyle sulanmayan her çiçek gibi soldun. Sevecek sandıkların, seviyor sandıkların kurumuş topraklarına su değil, zehir damlattılar. “Gerçeği anlamakta geç kalmak, insanın en hazin düşüşüdür.” diyorsun 102. sayfada.. Keşke gerçekleri zamanında anlayabilseydin be Halide’m, keşke… Dedim ya kitapta çok fazla metafor var diye, bunların en büyüğü konaktaki kilitli olan ve 16 yıldır hiç açılmamış odaydı. Kardeşler toplanınca o odanın kilidini açıyorlar ve kalplerinin derinliklerinde kalmış sırlar ortaya saçılıyor. Birer birer yüzleşiyorlar bunlarla.. Yazarımız bence bu metaforla bizlere demek istiyor ki kendi hayatınızdaki kilitli odaların kapısını açın ve yüzleşin. Ancak o şekilde ruhunuzu azad edebilirsiniz… Belki de modern insanın yalnızlığının en büyük sebeplerinden birisi içindeki kilitli odaları açıp gereken yüzleşmeleri yapamamasından kaynaklanıyordur. Ne dersiniz? Tarık Tufan bir söyleşisinde: “Teknolojik olarak çok ileri düzeyde bir iletişim çağında yaşamamıza rağmen, insanların gerçek anlamda en az iletişim kurduğu zamanlardayız. Herkes herkesle bir etkileşim içinde fakat kimse kimseyi anlamıyor, anlamaya çalışmıyor bile. Gerçek iletişim, karşındakini anlamaktır.” diyor. O kadar doğru bir tespit ki… İnsanın cehennemi zaten anlaşılmamak değil midir? Herkesin sosyal medyada çok mutlu göründüğü fakat kendi içlerinde mutsuzluk ile huzursuzluk ile iç sancıları çektiği bu ikiyüzlü dönemde; sizi gerçekten anlayan, anlamak için çaba gösteren birisi varsa onun kıymetini bilmek gerekiyor bence. Huzurun anahtarı kıymet bilmekte. Kitabımız bu anlamda da sorgulatıyor sizi. Çünkü bir insanı kaybederseniz bir daha asla eskisi gibi olmuyor, olamıyor… Biraz da Derviş Ali ile Osmanlı Dönemine gidelim… Derviş Ali’nin hikayesi üzerinden Osmanlı son döneminin ufak bir panaromasını da görüyoruz kitapta. Konaklar, paşalar, entrikalar, şeyhler, dervişler, ayaklanmalar, iftiralar vs vs.. Yukarıda dediğim gibi zindanda ölümü bekleyen bir karakter Derviş Ali… İdam olacağı günden önceki son gecede başlıyor hikayesini anlatmaya.. Günahları, sevapları, aşkı ile mükemmel bir karakterdi. Güzel ahlak, erdem, vefa, gibi özelliklerin ünvanlarla sıfatlarla hiçbir ilgisi olmadığını bir kez daha gördük. Ve bunun farkına varacak insanların az da olsa varlığına şahit olduk: Handan gibi, Zonaro gibi mesela… Bu arada kitapta geçen saray başressamı Fausto Zonaro gerçek hayatta yaşamış birisi ve kitaptaki Dervişler tablosu gerçekte de var. Hatta yazarımız yıllar önce Zonaro’nun bir sergisine katılıyor ve Dervişler tablosunu görüp çok etkileniyor. Notlar alıp günün birinde bir kitabına konu etmek istiyor. Ve 20 yıl sonra incelemesini yaptığım kitapta Zonaro ve Dervişler kendine yer buluyor. Muazzam bir hikaye bence… Tarık abimin yüreğine, emeğine sağlık… Osmanlı’nın son zamanlarındaki Batılıcılık-Osmanlıcılık, İlericilik-Gericilik gibi konulara da satır aralarında çok güzel değinmiş yazarımız. “Bunlar bizim memleketimizin sonu gelmez tartışmalarıdır. Fikir erbabının amacı düşünüp, doğruyu bulup dönüşmek değil, her ne olursa haklı çıkmaktır.” diyor. Bu sorunun günümüzde de hala devam ettiğini, hiç yol kat edemediğimizi görmek beni üzdü. İlericiliği taktikçilikle karıştıranlar ile kültürü ve dini yaşatmak için gelişime tamamen kapalı olan görüşlerin arasında yerimizde saymışız. Batı ve Doğu arasında sıkışmış, Batıyı taklit etmeye çalışan fakat kültürümüzden de tamamen kopamayan, arada kalmış bir toplum olmuşuz gerçekten de… Bir yandan 2025’in modern insanının çırpınışının anlatıldığı bir hikaye, diğer yandan Osmanlı’da geçen dervişlerin, paşaların olduğu bambaşka bir hikaye… İkisi arasındaki geçişler hiç mi hiç sırıtmamıştı. Her iki anlatıcı da mükemmel bir şekilde anlattı hikayesini. Felsefe kitaplarına, tasavvuf kitaplarına taş çıkaracak derinlikte paragraflar, cümleler vardı ki Tarık Tufan inanılmaz başarılı bu konuda. Ve kitabın sonunda bu iki hikaye çok güzel bir şekilde bağlandı… Kesinlikle bütün edebiyatseverlerin okuması gereken bir kitap, herkese tavsiye ederim. Huzur ile, sevgi ile kalın kitap dostlarım.. Görüşmek üzere…
Edebiyat
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,2bin okunma
··1 alıntı·
3 +1'leme
·
18,2bin Gösterim
12 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Emeğinize yüreğinize sağlık çok güzel bir inceleme okudum yine 👌💯D&R da bu kitabı elime aldım iki kitap alana ikincisi℅50 indirim olarak reyon açılmış. Başka bir kitap daha seçtim kasaya vardım. Ücreti yüksek olanı tam düşük olanı indirimli alabileceğimi söyledi.. Pazarlama tekniği olarak tabi bu şekilde yapılıyor ama ben razı gelmedim bıraktım. Sonrası günlerde hep karşıma çıktı durdu, cimriliğin sırasımıydı Ayol dedim kendime🫣 Neyse kitabı listeme ekliyorum incelemeniz bu kitabı okumama beni sürükledi teşekkür ederim ☕🌹📚 BKM'ye bakacağım 😉
Emine İnen
Gönderi Sahibi
@EBruhaLa Çok teşekkür ederim Ebru Hanım 🙏😇 Kesinlikle okumalısınız en kısa zamanda 💞 Ben kitapları internetten alıyorum, Amazon, Kitapyurdu gibi sitelerden. Çok daha uygun oluyor fiyatlar. Tavsiye ederim size de. 😇🙏
Kaleminize, yüreğinize sağlık🌼 Okunacaklar listeme almıştım, incelemenizden sonra ön sıralara almaya karar verdim✨🌾
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Yücel Ünal Bekliyorum yorumlarını kankacım hızlı oku 😂🌸
Kitaba yeni başlayan biri olarak bu müthiş inceleme çok iyi geldi. Kaleminize sağlık.
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Sҽɾƙαɳɳ Teşekkür ederim Serkan Bey, çok kibarsınız 🙏Spoiler vermeden yazmaya çalıştım, işinize yaradıysa ne mutlu bana 😇
Eline, emeğine, kalemine, yüreğine sağlık. 🙏 Sen tavsiye edersin, böyle güzel bir inceleme yazarsın da biz okumaz mıyız 😀
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Ali Osman Gökbulut Yaaa 🫠 Teşekkür ederimm 🙏🌼 Hepinizi Tarık Tufan fanı yapcam az kaldı 😂
"...kendi hayatınızdaki kilitli odaların kapısını açın ve yüzleşin." kitabın verdiği mesaja bu açıdan bakmamıştım canım. Farklı bir bakış açısı kazandırdı incelemen. Kalemine sağlık. ❤️
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Neslihan Polat Teşekkür ederim canım 🫶🏻 Beğenmene sevindim 🌸💞
Reklam
Bu kitaba yaptığım bomba incelememi okumak isteyenleri sayfama beklerim 💥