“İbrahim
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim?”
Bazen öyle bir şiir okursun ki bütün şiirlerin ötesinde… Bir şiir okursun, bir daha unutamayacağın, unutsan da sana kendini hatırlatacak, en olmadık yerlerde buradayım diye bağıracak, durup durup düşündürecek! Kimi zaman bir kitapta, bir radyo programında, kulağa tuhaf gelse de “Türkiye Büyük Millet Meclisinde”. Aklına gelebilecek –ve hatta gelmesi mümkün olmayan- her yerde!
“Güneş buzdan evimi yıktı
koca buzlar düştü
putlatın boyunları kırıldı
İbrahim,
güneşi evime sokan kim?” Devamı var değil mi? Devamını ben getirmeyeceğim, devamını siz dinleyin! youtube.com/shorts/Y8jZhBI-41EAsaf Hâlet Çelebi
Asıl ismiyle, “Mehmet Ali Asaf”
Çelebi soyadı nereden geliyor dersiniz?
Mevlana’ya duyduğu sevgiye kadar dayanıyor. “Ümitsizlik diyarına gitme, ümitler var. /Karanlığa varma güneşler var.”
Doğunun mistisizmi, Batının modernizmi sentezlenerek onun kaleminde can buluyor. “Türk şiirinde "modern-gelenekçi" tavrın temsilcisi.” tr.wikipedia.org/wiki/%C3%82saf_...
Erken gidenlerden… Daha ellisinde. Elias Canetti, “Ölüleri ziyaret etmek, onları yerlerine yerleştirmek gerekir; aksi halde korkunç bir hızla kaybolurlar,” der. Her şiirini okuduğumuzda onu ziyaret etmiş sayılmaz mıyız aslında? Ya “Ölüm demek, insanın kendisini tanıyan her şeyde sönmesi demek olsaydı?” Joseph Campbell’ın da dediği gibi, “Fakat ölüm son değildir,” olsa olsa sonsuzluğun başlangıcı.
“İçimdeki mağarada
bir yığın kitap var.”
Ne çok şey var değil mi içimizde? “Bıktım artık canımın sıkıntısından /İçimdeki bu ruh yıkıntısından,” diyerek dışavuruyor Nazım Hikmet Ran, Ahmet Erhan’ınki bir soğuk taş, “Niyedir içimdeki bu soğuk taş, bu yalnızlık?” Shakespeare’in kaygıları, “Kaygılar bazen tesellim oluyor, bazen de içimdeki yara.” İçimize değinip Oğuz Atay’ı anmadan geçmek… “Yıllardır taşıyorum içimdeki çocuğu; yaşamadığı için büyümedi hiç.” Yaşanmadan da büyüyor aslında, “yaşanmamışlıkların.”
“Uyanılmaz uykulara dalmak istiyorum.”
Bütün Şiirleri,
Çoğumuzun bildiği, en azından ismini duyduğu, “Om Mani Padme Hum”
Kitaplarına alınmayan şiirleri,
Yer yer düzyazılar.
Dipçeler…
Buradan bir dostun vesile ve eşliğiyle okudum.
Burası iyi ki var, sizler iyi ki varsınız…
Nice kitaplarda buluşmak, konuşmak, tartışmak dileğiyle…
Kendimi unutunca seni yaşıyorum.
yaşamak
bu anı yaşamaktır.
Hoşça kalın sevgili kitap dostları!
**“bir adım attığım yerde
ne vardı ki
gitmemle kayboldu
her adımımda
sonsuz ben’ler koyuyorum
boşluğa
ve yine ben dolmuyorum
geçip gittiğim yerlerden
iç içe
öne
ve arkaya bakan
bir sürü
ben
ler
koymuşumdur
eskileri çocuk
şimdikiler ihtiyar…”**
Bu dizelerinde kendime rastladığım ve bu sayfasına ömrümü bıraktığım bir kitaptı. Beraber okuduğumuz ve sevdiğim kitaplarımızdan birisi daha oldu Bütün Şiirleri nice okumalarımız olsun.
Emeğine, kalemine sağlık. ☺️