Aşk Hikayesi... İskender Pala 'dan okuduğum on ikinci kitap, inci gibi bir kitap... Öyle pırıl pırıl, öyle temiz bir aşk hikayesi... Bu yüzden yazarın okuduğum kitapları içinde benim için en güzeli. Aşık olunacak kadar muhteşem bir güzellik... Unutamayacağım, unutmak istemeyeceğim, etkisinden çıkamayacağım bir güzellik...
Öyle bir güzellik ki, satırlarını tekrar tekrar okuduğum, bitmesin istediğim çok oldu, aynı zamanda bu aşk hikayesinin sonunun nereye varacağının merakıyla soluksuz okumak istediğim de oldu. Duygu karmaşaları, duygu yoğunluğu içinde okudum, kitabın bitmesinin üzerinden saatler geçti ama bu satırları yazarken hâlâ gözlerim doluyor...Hâlâ gönlümde saklı gözyaşları var...
Aşk Hikâyesi , öyle bir kitap ki bu kitaptan sonra hayatınızdaki aşk dediğiniz hisleri adlandırırken bir daha düşüneceksiniz, hatta Ümit Yaşar Oğuzcan 'ın Aşkmıydı O kitabındaki gibi soracaksınız kendinize, "Aşk mıydı o, aşkımsı bir şey miydi?" diye. Bana göre zaten günümüzde yaşanan şeylerin çoğu aşk değil, aşkımsı şeyler; eğer Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin, Romeo ve Juliet, Kaknusia ve Bahşı gibi aşıklar değilseniz ya da karşılıksız da olsa aşık olduğunuz kişi için en büyük fedakarlıkları yapabilecek Notre Dame'ın Kamburu'daki Quasimodo, İki Şehrin Hikâyesi' ndeki Carton değilseniz, ben onu aşk olarak adlandıramıyorum artık... Kitabın kötü yönü çıtayı fazla yükseltmesi olabilir.
Aşk neydi?Kaç yıl beklerdiniz sevdiğinizi? Kaç yıl tutunurdunuz bir hayale? Kaç yıl arardınız kaybettiğinizi? Neler yapardınız onun için ölür müydünüz ya da birini öldürebilir miydiniz, O'nun için O'ndan vazgeçebilir miydiniz? Yıllarınızı, ömrünüzü yoluna serer miydiniz? O'nsuz olduğunuz için susabilir miydiniz başkalarına Kaknusia gibi? Gözlerinizi yumabilir miydiniz başka güzellere Bahşı gibi? "Aşk sevdiğine bakar, gerisini görmez..." diyebilir miydiniz?
Bu kadar övgü ve kitap hakkındaki duygularımdan sonra biraz kitabın içeriğinden bahsedeyim:
Aşk Hikâyesi , Osmanlı İmparatorluğu zamanında yaşayan iki aşığın, başlarına gelen felaketlerden dolayı ayrı düşüp birbirlerini aramalarını ve beklemelerini konu ediniyor. Onlar birbirlerini ararken kavuşmalarını bekledim hep...Kaknusia ve Bahşı onlara da onların birbirlerine aşkı kadar büyük bir aşkla bağlanan iki insan, (İshak ve Gunala) olsa da birbirlerinin hatıralarını silemediler. Birbirlerini unutamadılar... Kitapta her bir karakter aşkını anlattıkça her birine ayrı ağladım, bazılarına biraz kızarak bazılarına hiç kıyamadan... "Bahşı neye ağladığını bilemedi; Gunala'ya mı, Kaknusia'ya mı, İshak'a mı, kendine mi?" 269
"Hangimiz hakikatli aşık? Gunala, İshak, Kaknusia, Bahşı..." diye soruyor yazar kitabın sonunda... Kimdi bu hikayede en çok seven en çok mutluluğu hak eden, kalp işlerinde tek doğru yok sanırım...Kitabı okuyanlar varsa bu soruya cevabınızı bekliyorum kitap dostlarım, kimdi bu hikayedeki hakikatli aşık ya da kimlerdi?
Bu güzel kitabı okuma yolculuğunda eşlik eden kitap dostlarım yaseminŞeref Can Balek✰ Yıldız ✰'a teşekkür ediyorum.
Aşk Hikayesi okunsun isterim, bu yüzden bugüne kadar yapmadığım bir şey yapacağım, incelemeye yorum yapan veya paylaşanlardan bir kişiye bu kitabı hediye etmek istiyorum. Çevremdeki birine kitap hediye etmeyi düşündüğümde de ilk aklıma gelen bu kitap olacak...
Son olarak kitaptaki aşıkların bana hatırlattığı güzel bir şarkı onlara gelsin, tıpkı Bahşı'nın Kaknusia için söylediği şarkılar gibi olsun...
"Neyleyim üç günlük ömrümü?
Bu gönül sensiz hiç güldü mü?
Sevgilim, önüme ölümü
Sunsan ben içerim, kendimden geçerim
Senin için senden vazgeçerim
Sunsan ben içerim, kendimden geçerim
Senin için benden vazgeçerim."
youtu.be/H_GEWLbQCPQ?si=...
Kitapla kalın...
İnceleme kraliçemiz🥰
Yine harika bir inceleme,emeğine sağlık.Ayrıca bir yolculuğa da sizinle birlikte çıkmayı çok isterim.
Kitap seçimi size ait olsun eğer yolculukta bana eşlik ederseniz.
Çok mutlu olurum ♥️🌼
Belki görmeyen katılmak isteyen olur diye düşünerek çekilişi 28 Temmuz 12.00'da yapmaya karar verdim arkadaşlar ☺️Çekiliş için tam bir tarih ve saat belirleyip yazmam daha iyi olacaktı sonradan katılım vs durumlarında belirsizlik olmasın☺️
"Aşk kitapları, sevgilinin hatırasını yaşatan bir gönülden daha değerli bir şeyi yazmamışlardır. Ben bile bu yüzden seven gönüle meftun yaşarım. Sana kanım ısındı. Sen aşkın da maşukun da değerini bilenlerdensin çünkü."
s:74