Gönderi

“Uykuyla dinlenemeyecek kadar yorgunum.”
9/10
·208 syf.··
2025 95. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 21 Eylül 2025 09:25
Haydi itiraf edin! Yetişemiyorsunuz değil mi? Hayat öyle bir hızla akıp gidiyor ki ne zaman akşam oluyor, ne zaman sabah oluyor onu bile unutuyorsunuz. Hep bir şeylere yetmek, yetişmek için yaşama telaşı; bu telaşta sevdiklerinizle iletişim kurmayı dahi unutuyor, kitap okumaya bile vakit bulamıyorsunuz. Hiç geçmeyecekmiş gibi gelen günler hiç var olmamış gibi geçip gidiyor. Yarın yaşayacağım diye bekleyen insan hiç yaşamamış gibi ölüyor. Yorgun kalkıyoruz yataklarımızdan. Öyle bir ruh yorgunluğu ki dayak yemiş gibi… Sanki yüz yıl uyusak da geçmeyecek bir yorgunluk. Taş taşımışız gibi… Oysa dönüp baktığımızda elimizde avucumuzda bir şey de yok. Ruhumuzda taşıdıklarımız yoruyor bizi başka hiçbir şey taşımasak bile. “Hiçbir şey yapmadan evde otururken bile yorgunum, hem de çok yorgun,” diyerek anlık haletiruhiyemizi dile getiriyor Gülseren Budayıcıoğlu, ve Nermin Yıldırım, “Şimdiyse dinlenemeyecek kadar yorgunum,” beden yorgunluğu değil ki ne dinlendirir bizi? Alıp uzaklara götürüyor Ahmet Erhan, “Yorgunum. Hasata duran ekinler gibi.” Belki de ruhumuzu en iyi anlatan tanımı Cahit Zarifoğlu yapıyor, “Bana başka bir gece daha görmeden öleceğini bilen kelebeğin neşesinden bahset, çok yorgunum.” John Steinbeck misali, “Uykuyla dinlenemeyecek kadar yorgunuz şimdi.” Haletiruhiye, Kelime anlamıyla: Ruh hali, psikolojik durum. Hani kimi kitaplar vardır, “Hayatımızı değiştiren bir kitap,” deriz. Çok büyük bir vaattir bu, o kadar zor değişir ki hayatlarımız… Bambaşka bir boyutla karşımıza çıkıyor eser. Değiştiremediğimiz hayatımızla mücadele etmeyi, ona farklı şekillerde bakmayı, içimizde taşıyıp ruhumuza yük ettiğimiz duygularla savaşmayı öğretiyor. Değiştiremediği şeylerle yaşamayı öğrenmeli değil mi insan? Ancak böyle görebilir onların içindeki güzelliği… Her gün yarınki güzel günü beklersek ömür biter, bugünün lezzetine varamadan. “Adeta depresyon çağı haline gelmiş çağımız yorumlandığında, mutsuzluğu yok etmeyi hedeflemiş olan düşünce ve psikoloji dünyasının bunu başaramadığı ortadadır. Mutsuzluğu yok etmeyi değil, onun varlığını irdeleyip, aslında onun ne için verildiğinin tespitini ortaya koyarsak, onu mutluluğun bir basamağı haline getirmek psikoloji dünyasının da modern zamanlardaki görevi olacaktır.” Ne çok korkuyla yaşıyoruz değil mi? Zihnimizde her an kötü bir şeyler olabilecek düşüncesi… Bu düşünceyi taşımaktan an’dan zevk alamıyoruz. Oysa Ali İmran’da “Gerçekten mü’minler iseniz, onlardan korkmayın, sadece Ben’den korkun,” buyuruyor. Her şeyden korkmaktan daha huzurlu değil mi yalnızca Allah korkusuna sığınmak? Başımıza gelenlerin hangisi O’dan habersiz, O’ndan başkasından geliyor? Korkarak yalnızca ruhsal huzurumuzu tüketiyoruz, bugünümüz gidiyor elimizden. Oysa elimizdeki tek gün bugün değil mi? “İçinde bulunduğu andan başka sermayesi yoktur insanın. İçinde bulunduğu mekandan başka imkanı yoktur. Şimdi yüklendiği ve bir sonraki zaman diliminde yok olacak olan görevinden başka sorumluluğu yoktur.” “Yavaşlatılmış, yıllara yayılmış cenaze törenini insan, yaşamak sayar.” Altı bölümden oluşuyor eser, her bölümün altında sizin ruhunuza dokunacak, sırtınızdaki yüklerin varlığını hatırlatacak ve hayatın koşturmacasında fark etmediklerinizi yüzünüze çarpacak alt bölümler. Yükünü atamasa da paylaşmak istiyor insan bazen, hafiflemenin bir yolu da bu değil mi? Ya da kıymetli bir şeyler taşıdığını anlayıp daha da zevkle taşımak… İnsana zor gelen taşıdıkları değil de onları taşırken hissettiği hamallık duygusu, sırtındaki çuvalla kucağındaki taşıdığı sevdiği insana aynı hissi verir mi? Aşk, dünya, kavuşmak, ayrılık, varken de yok olanlar, başlamamış gibi bitenler, geçmeyecekmiş gibi duran geceler ve ardından doğan güneşler, olmayanda olan hayırlar, zamanın eskitemedikleri, yanlış ufuklarda hakikat arayışları, çiçeğe mercekle bakanlar, yağmura şemsiye tutanlar, sonuç ve kusur odaklılar, uzağa bakarken yakına yazık edenler, zor duyguların metafiziği, aşkın büyük acılarının metafiziği, yenilenler, “Rabbim ben yenildim,” diyenler, köprülerin üstüne ev kuranlar… Ve satırlar arasından karşımıza çıkıp hakikati yüzümüze vuran ayetler! “Korkma, Allah bizimle beraberdir!” Hadisler, “Bildiklerimi bilseydiniz az güler, çok ağlardınız. /Hz. Muhammed” “Denemek, Değişmek, Dönüşmek, Var olmak, Dirilmek, Yeniden yapılanmak” için çıkılan bir yolculuk Haletiruhiye. Ve kimi yolculuklara çıktıktan sonra asla eskisi gibi dönemez insan! Yüklerinizden arındığınız bir yolculuk olması temennisiyle! Ne der Nazım Hikmet Ran: “Kitaplar en uzak, en güzel yolculuk...”
HaletiruhiyeMecit Ömür Öztürk · Hayykitap · 2018750 okunma
··
7,1bin Gösterim
16 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
İki gündür sabah altıda kalkıp, yarım kitaplarımı bitirip inceleme yazıyorum. Şu huzuru başka yerde bulmak zor...
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
"Güne merhaba" incelemesi olsun. Okuyan herkesten bir görüş, bir eleştiri beklerim mutlaka. 😊
Yine mükemmel bir inceleme olmuş:)
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Teşekkür ediyorum 😊
Hocam kaleminize sağlık , çok güzel gerçekten , iyi hissettirdi... teşekkürler...
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Teşekkür ediyorum, hep iyi hissedin...
Hocam kaleminiz kavi olsun 👍 Bir kitap okumak istesem önce sayfanızda inceleme var mı diye bakıyorum teşekkürler
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Motive eden bir yorum oldu. Teşekkür ediyorum. 😊 Keyifli olsun okumalarınız.