Okumanıza Değecek Bir İnceleme, Çapraz Okuma Önerisi ile :)
9/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2025 03:26
Beni en çok etkileyen kitaplardan biri oldu. Okuduklarım arasında Ben, Malala hariç son zamanlarda okuduğum tüm yazarların intihar etmiş olması, muzip bir ayrıntı oldu benim için. Martin Eden ‘ı okurken uzun süredir yaşamadığım bir şeyi farkettim; romanı yaşamak. Öyle ki okudukça Ruth’a karşı celalleniyor, evde dört dönerek karaktere saydırır halde buluyordum kendimi. Jack London ‘dan okuduğum ilk kitap. Kendi kendime, “bu kitabı niye daha önce okumadım?!” diye öyle hayıflandım ki… Üslup, dil ve akıcılık muazzam. Ancak bir o kadar da dünya klasiklerine yeni başlayacaklara tavsiye etmem. Sebebi ise başlangıç seviyesinden biraz ileri seviyede olduğunu düşünüyorum. Ona göre okuma sıralamanızı yapabilirsiniz. Kafamda kitabı okuduğum süre boyunca garip bir soru belirdi. Acaba Martin burjuva sınıfından biri olsaydı ya da en başından burjuvaya alışkın bir birey olsaydı, Ruth’u yine böyle sevip ona böyle hayran olur muydu? Kendimce hayır. İlk ışıltılı yaşamın parıltılı ilk gözlemiydi Ruth, onun için. Erişilemez hissi de bu pırıltıyı arşa çıkardı diyebiliriz. Ruth için ise Martin; yoğrulmaya hazır bir hamur, eğitilmeye ihtiyacı olan evcilleştirilmeye müsait bir hayvandı. Hiçbir zaman onu sevdiğini düşünmedim. Anaç tavırlarını ve kendi eğitimlerinin sonucunu deneyebileceği hazır deneyi gibi gördü Martin’i. Öte yandan, Martin oldukça zeki ve öğrenmeye hevesliydi. Ruth’a göre de hayat tecrübesi oldukça fazla… Martin’in öğrenmeye oldukça hevesli ve kendisinin de zeki olmasının yanısıra yaşadığı anlar içinde kendi zihninde kayboluyor ve o anlar zihninde hızlı bir şekilde görsel karşılık buluyor. Pratik bir hayal gücü zenginliği var. Tablosunun izi kalem olan bir şair gibi. Ruth ise hiçbir zaman Martin’i tam anlamıyla anlayamıyor ve onun kapasitesine erişemiyor. Martin, kendi kabiliyetlerinin haricinde, kendisini öyle geliştiriyor ki Ruth onun zeka sınırlarının etrafındaki çitlere takılıyor. Bu sebeple onu anlayamadığı her durumda, ya Martin’i küçümsüyor ya da kendi eğitimini üstün tutarak, tepeden bakma bir bakış açısıyla onu eleştiriyor. Martin’in eksiklerinden biri ise eline para geçer geçmez fuzuli harcamalar yapıp para azaldıkça tasarrufa geçmesi. En başından itibaren tasarruflu olsa, belki de o zor günlerini daha hafif atlatacaktı. Sylvia Plath ‘ten sonra Martin Eden ‘ın da ret almalarını ve başarısızlıklarını gördüm ve zirve noktalarını mutlulukla okudum. Pes etmemenin önemi bu kitapla birlikte daha da arttı benim için. Eleştirmenler için, “Bu adamlar yaygın görüşün hesabına konuşan sözcüler,” diyor Martin (syf. 247). Oldukça haklı. Günümüzde de böyle değil mi? Dergiler, editörler iyi yazana değil de popüler olana, daha günümüzce bir tabirle “fenomen” olana kıymet vermiyor mu? İyi yazarların kıymeti illa ölünce mi ya da başına kötü bir olay gelip gündem olunca mı bilinecek? Bu çürümüş sistemin değişmesini o kadar istiyorum ki… Son olarak okuduğum bir makaleden alıntı yaparak kapanış yapmak istiyorum: “Dış dünya – özellikle de modern kent ortamı – olağanüstü bir güzellik ve heyecan kaynağı olduğu kadar, dehşet ve tehditlerin de kaynağı… Bu tehditler tam da, gerçekliğin katılığına tahammül etmemizi sağlayan destekleyici sıcaklığı bize sağlayan kişisel ilişkileri tehdit ediyor; bu kıymetli ilişkiler, hem kaybedilmesi en kolay, hem de kaybetmekten en çok korktuğumuz şeylerdir. Elimizden alındıklarında, onlarla birlikte benlik duygumuzun dayanaklarını da yitiririz.” Martin kusurlarıyla birlikte saf bir gerçekçiydi ve Ruth’da aradığı o destekleyici sıcaklığın sahteliği, benliğinde kapanmayacak bir yara açtı. O yara ise en çok korktuğu kaybetme hissinden, varoluş sorgusuna evrildi. Sonrası malum, bütün cevap koyu dalgaların arasında. Bu eserle birlikte Albert Camus veya Franz Kafka eserlerini eş zamanlı olarak okuyabilirsiniz. Varoluş perspektifi açısından size iyi bir çapraz okuma süreci oluşturacaktır. Keyifli okumalar dilerim! Alıntı yaptığım makale adı: Toplumsal Yaşantı Olarak Kimlik Bunalımı – Stephen Frosh
Edebiyat
Martin EdenJack London · Can Yayınları · 2017135bin okunma
·
2.115 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kaleminize sağlık, çok iyi bir inceleme olmuş. Bende daha yeni bitirdim kitabı, yine bende en az sizin kadar Ruth'a öfkelendim ama bir noktada katılmıyorum size; martini intihara sürükleyen şey, ruth'un ona yeterli desteği göstermemesi yada onu gerçekten sevmemesi değildi. Martin başarılı bir yazar olmayı hayattaki en büyük amaç olarak görüyordu, sonunda başarılı olduğundaysa bu onu tatmin etmedi, bir boşluğa düştü. Bunda Brissenden'in ölümünün de payı büyük ve tabi ki burjuvazi sınıfının sığlığı, parayı ve şöhreti taparcasına önemsemeleri de Martin'i hayal kırıklığına uğrattı. Bence intiharının sebepleri bunlar.
Diloloy ☾
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim öncelikle 🙏🏻. Aslında varoluş sancısından evrilmek derken sizin yazdıklarınızı içine katmaktı maksadım. Çok haklısınız bu konuda. Bütün bunlar bir bütün olarak onu varoluşsal bir sürece soktu ve bahsettiğiniz boşluk, söylediğiniz gibi onu amaçsızlığa sürükledi. Fakat Ruth'un da çok büyük etkisi oldu üzerinde ki özellikle tanınmış bir yazar olmasından itibaren girdikleri süreçte ve Ruth'un abisinin kendisini ziyareti sırasında, ikinci bir Ruth'la tanışmış gibi oldu, daha doğrusu Ruth'un gerçekliği ile yüzleşti diye düşündüm. Kıymetli yorumunuz için tekrar teşekkür ederim 🙏🏻 :)