9/10
·151 syf.··
2018 31. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2018 21:04
"Edebiyat özgürlüktür. Özellikle de birer değer olarak okumanın ve içedönüklüğün ayaklar altına alındığı bir çağda edebiyat, özgürlüğün ta kendisidir!" Susan Sontag'ın, savaşın gerçek yüzünün fotoğraf ile nasıl resmedildiği ve resmedilmediği üzerine yazdığı enfes bir inceleme kitabı. Pek tarzım olmamasına rağmen eşimin tavsiyesi üzerine okuma kararı aldım ve hiç pişman olmadım. Kitap fotoğraflar vasıtasıyla acılar ve savaşlar üzerine yazılmış deneme yazılarından oluşuyor. Yazar kitabın hemen başlarında; "Savaş, iç deşer; savaş, bağırsakları boşaltır. Savaş, teni yakıp kavurur. Savaş, organları bedenden koparır. Savaş, yıkıp yok eder. Ve savaş, insan türünün doğasından gelir." diyerek sert bir giriş yapıyor konuya. Devamında kurduğu cümleler, verdiği örnekler ve hayata bakış tarzıyla sizi direkt kitabın içerisine çekiyor. Özellikle fotoğraf sanatı ile ilgili olan okurların içerisinde çok faydalı bilgiler bulacağı bir eser. Ana konu fotoğraf sanatı olduğundan verilen örnekler de fotoğraf sanatıyla ilgili oluyor. Aynı fotoğrafa bakıp farklı düşünmenin mümkün olduğunu ifade ediyor yazar. Benim kitapta en beğendiğim örneklerden birisi şuydu: "Bir İsrailli Yahudinin gözünde, Kudüs'ün merkezindeki Sbarro pizzacısına düzenlenen saldırıda paramparça olan bir çocuğun fotoğrafı, öncelikle, Filistinli bir intihar bombacısı tarafından öldürülen bir Yahudi çocuğun fotoğrafıdır. Bir Filistinlinin gözündeyse, Gazze'de devriye gezen bir tankın ezerek paramparça ettiği bir çocuğun fotoğrafı, öncelikle, İsrail ordusunun bir zırhlı aracı tarafından öldürülen bir Filistinli çocuğun fotoğrafıdır." Konuyla bağlantılı olan şu linki buraya bırakmakta fayda görüyorum: onedio.com/haber/tarihe-ge... Yazarın kurduğu net ve kendinden emin cümleler benim çok hoşuma gitti. Böyle insanları da yazarları da seviyorum. Birçok insanın böyle kesin cümleler kuran ve net fikirleri olan insanları sevmediğini de biliyorum; fakat ben kürsüden ders anlatır gibi yazan veya konuşan insanları/yazarları seviyorum. Mesela şu alıntılar ne kadar da net cümlelerden oluşuyor: #28940307, #28940230, #28877959... Bu konuda azınlıkta kalacağımı da biliyorum elbette; ama seviyorum böyle kesin konuşan yazarları. Kitabın son kısımlarında ise "Edebiyat Özgürlüğün Ta Kendisidir" isimli bir bölüm bulunmakta. Bu bölümün en beğendiğim kısımlarını paylaşarak yazımı sonlandırıyorum. Sizin de beğeneceğinize eminim. "Edebiyata (dünya edebiyatına) ulaşmak, ulusal kibrin, dargörüşlülüğün, zoraki taşralılığın, anlamsız müfredat eğitiminin, tamamlanmayan kaderlerin ve kötü şansın meydana getirdiği hapishaneden kaçmaktı. Edebiyat daha büyük bir hayata, yani özgürlük alanına giriş pasaportuydu. Edebiyat özgürlüktür. Özellikle de birer değer olarak okumanın ve içedönüklüğün ayaklar altına alındığı bir çağda edebiyat, özgürlüğün ta kendisidir!"
Edebiyat
Başkalarının Acısına BakmakSusan Sontag · Agora Kitaplığı · 2004755 okunma
··
1.143 Gösterim
9 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Fotoğraf dedin anında yakaladın beni Semih:)) Fotoğraf sanatının cep telefonuna girmediği günlerde az mesai harcamadım karanlık odalarda... Üniversitenin ilk yılında biriktirdiğim tüm parayla kendime bir nikon alıp koca yaz tatilini evde hazır çorba içerek geçirmiştim:) İstanbul’da neredeyse adım atmadığım dip kıyı köşesi kalmadı... Fotoğraf kitapları çok pahalı olduğu için gider fotoğraf üzerine varolan sanat merkezlerinin kütüphanelerine dadanırdım... Salgado’nun Workers kitabı çok meşhurdu o dönem. Hala da öyledir. Ve tabii Ara Güler... İstiklal Caddesi’ndeki Ara Cafe hala duruyor mu acaba? Ve daha neler neler... Yazsam 1k’nın en uzun yorumu olarak tarihe geçer:) Fotoğraf gerçek bir tutkudur. Ve bence artık tüketilmiş bir sanattır. Hala etkili güzel fotoğraflar çekiliyor ama o sanatın ruhu artık yok... Sontag incelemende dikkatimi çeken şey, fotoğrafla edebiyatın birleşmesi oldu. Yani bu ne salt bir fotoğraf kitabı, ne de tek başına araştırma kitabı... Ve anladığım kadarıyla hem fotoğraflar güzel hem de işin edebiyat tarafı... Gerçekten arşivlik bir kitapmış. Benim çok ilgimi çekti. Gidip alırım mutlaka... Bu güzel inceleme için çok teşekkürler... Yeni şeyler keşfetmek ne kadar değerli... Sevgilerimle...
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
Siz müsait olduğunuz sürece bize uyar :) Çanakkale yolunda fotoğraflar çekeriz :)
Savaşın mağdurlarını ve seyircilerini anlatması açısından "Farid Farjad - Kelebekler De Ağlar" klibini hatırladım, incelemenizi okuyunca... youtube.com/watch?v=3jvXLKQ...
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
O bahsettiğiniz kötülüklerin içinde de olsak dışında da olsak sorumluyuz...
Linke yeni bakabildim... Aslında  yaşanılan acılar hep gecikilerek yazılıyor. Başkalarının acılarına hep gecikerek ağlıyoruz. Edebiyat yaşama hızımıza yetiştiğinde belki hepimiz birlikte daha  özgür olacağız. Bunlar fazla gerçek kitaplar, okumayı her yürek kaldırır mi bilmem. Elinize sağlık.
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
Acıların fotoğrafını, hatta ölümlerin fotoğrafını çekmekten bahsediliyor kitabın içerisinde. Doğru bir noktadan ele aldınız kitabı. Katkınız için teşekkür ederim.
Semih Bey "Birçok insanın böyle kesin cümleler kuran ve net fikirleri olan insanları sevmediğini de biliyorum; fakat ben kürsüden ders anlatır gibi yazan veya konuşan insanları/yazarları seviyorum." bu cümlenize katılıyorum. Bu, belki okurların bir kısmı için soğuk bulunsa da bazen de gerekli olabiliyor. Onedio'daki fotoğraflarla desteklemeniz, incelemeyi daha da etkili kılmış. Üzüntü çöktü üstüme.. Hayat.. Unutmaya da hatırlamaya da çok ihtiyacımız var ne çok şeyi. Kaleminize sağlık.
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
Sizin de görmezden gelemeyen bir yapınız olduğunu biliyorum. O sebeple hüzün çöküyor üzerinize... Aslında bütün mesele, görmezden gelme. Fakat yorumunuzda da göreceğiniz üzere, "unutmak" ya da "hatırlamak" diyorsunuz. Ama asla "görmezden gelme" yapamayacaksınız... Beğenmenize sevindim, teşekkürler.