Gönderi

“Şaheser” mi yoksa “şişirme” bir kitap mı?
Puan vermedi·208 syf.··
2026 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 16:22
“Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe.” Bitti... İki saatte bitebilecek bir kitaptı ama günlerdir onunla yaşadığımı fark ettim. Bitirdiğimde bir fikir sahibi olurum diyordum, şimdi bir yük kaldı sırtımda. Tamamlanırım dedikçe eksik kaldım. Bitiririm dedikçe yittim. Oysa daha başından belliydi sonunda ne olduğu, “Hemen söyleyeyim, bu kitabın sonunda başkahraman ölüyor. Hatta sonunda bile değil, daha ortasında…” Ve şu gerçek tokat gibi çarptı suratıma: “Bazı hikâyeler doğumla değil ölümle başlar.” Ne zaman ölür insan? Bedenin toprak altına girmesi bir ölüm için yeterli midir? “Babam bir bahçe.” Güçlü bir metafor değil mi? Belleğimiz de bir bahçe aslında. Unutmaya çalıştıkça filizlenen, kurutmaya çalıştıkça yeşeren. Sahi, unutabildik mi yitirdiklerimizi? Hele ki bu yitip giden bir “babaysa”. Hâsılı kelam, baba eşsiz bir gölgedir, der M. Kemal Sayar, hesap sorar Nermin Yıldırım, “Baba, beni neden sevmedin?” Ve hüzün doludur Şükrü Erbaş’ın tanımı, “Anne gam yükü, baba bir boşluk fotoğrafıydı.” Yitip gitmeden anlayamıyoruz kimi zaman sevdiklerimizin değerini, yitip gitseler bile sevdiklerimiz her zaman sevmiyor bizi. Zordu okumak, bir ölümü anlatıyor sanmıştım, ölümle ölünmediğini her sayfada anladım. “Bizi çocuk olarak hatırlayan son kişi de gittiğinde hâlâ var olduğumuz söylenebilir mi?” “En azından guguk kuşunun ötüşünü duyacak mıyım?” Öleceğinizi öğrenseniz, bu dünyaya dair neyi göremeyecek oluşunuz üzerdi en çok sizi? Dokunmadan kitabında okumuştum, “Ölecektim. Öyle yaşlanıp elden ayaktan kesilince değil üstelik, bugün yarın. Belki yeni bir mevsim göremeden, tek bir yeşil erik daha yiyemeden, kıymetli defterimin sonuna gelemeden...” Ölene mi zor ölüm yoksa arkasında bakakalana mı? Sizin hiç babanız öldü mü diye sorar Cemal Süreya, “Benim bir kere öldü, kör oldum,” diye devam eder. “Babalar bunu hep yapar. Bir gün ansızın ölürler ve siz elinizdeki hatıralarla idare etmek zorunda kalırsınız.” İşte o hatıraların olduğu yerde başlıyor Bahçıvan ve Ölüm. Başta iki okur okumaya karar vermiştik, kartopu gibi büyüdük okurken… Ve içlerinden biri dedi ki, “Bu kitap ölümün ardından tutulmuş bir yas gibi.” “Babamın numarasını telefonumdan silmedim. Henüz değil. Bunu hiç yapar mıyım, bilmiyorum.” Hayat, bir annenin kışın yeriz diyerek yazın hazırladığı kışlıkları, kışın onsuz yemek kadar acı, babanın yetiştirdiği meyveleri onsuz koparmak kadar hüzünlü. “Kendisi artık aramızda yokken yiyeceğimiz patatesler.” Hayat devam ediyor evet ama onsuz. Dedem öldü, geride bıraktığı ev şimdi harabe, özenle baktığı, üzümler yediğimiz o bahçe otlar altında… Güzelleştirdiği ne varsa onunla birlikte toprak altında kaldı. Geçenlerde gidip diktiği cevizlerden toplayayım dedim, bakımsızlıktan bir tane vermemiş. “Asıl ölüm galiba temelli unutulmak,” diyor Gülseren Budayıcıoğlu, asıl ölüm biraz da dünyada bıraktığın güzelliklerin birer birer yitmesi aslında. Bahçıvan ve Ölüm 2023 Uluslararası Booker ödüllü yazar Georgi Gospodinov’un yarı otobiyografik bir kitabı. Babasının ölüm süreci ve ölümünün ardından onunla yaşadığı anılar, hissettiği duygular dağınık olarak verilmiş. Ölümün ardından her şey biraz dağınık kalmaz mı zaten? Bir babanın ölümünden ziyade, onun hafızada yeniden doğumu ele alınıyor. Ölüm ölü değil, canlı bir varlık, insan zihninde hareket edip duran… Bir bahçe oluyorsun okurken, bir bahçıvan… Baba mükemmel bir baba değil, hatalar yapabilen ancak hatalarıyla birlikte var olan… İdealize etmiyor, olanca sıradanlığı ile anlatıyor. Ölüm, hayat, varoluş, sevgi kavramları dramatize edilmeden işleniyor. Hatta bazı okurlar, “Ne var bunda, herkes bir ölümün ardından yaşadıklarını paylaşsa böyle bir kitap çıkabilir ortaya,” diyebilir okurken. Gücünü de buradan alıyor diye düşünüyorum, kitabın içine daha rahat girebiliyor, okumuyor yaşıyoruz sanki… Bir babanın ölümü kolay yaşanır mı? Onu da sizlerin yorumuna bırakıyorum. “Bir süreliğine yalnız kalmak ve çocuk gibi ağlamak istiyordum.” Bitti… Tamamlanmadım, aksine daha eksiğim. İyi gelmedi, baba kavramıyla ilgili yaralarımda sızılar hissettim. “Yüreğinin nasıl yandığını söyleyebilenin ateşi azdır,” diyor Francesco Petrarca, Bazen anlatmak iyi geliyor insana, bazen okumak. Bazen hiçbir şeyin iyi gelmediği gibi. Edebi lezzeti olan bir kitaptı. Ölümü ve bir babanın yitişini vıcık vıcık etmeden, olduğu gibi ele almış yazar. Daha derin olabilirdi belki, okuyunca dağıtabilirdi, beni en çok mutlu eden yanı da bu kaygılardan uzak yazılmış olması oldu. Abartıldığı kadar seveceğiniz bir kitap değil zaten. Abartılacak bir kitap hiç değil. Seveceğiniz bir kitap mı tartışılır. Ruhumda nereye koyacağımı bilmiyorum, kitaplığımda nereye koyacağımı bile bilmiyorum. Tek bildiğim, Oğuz Atay misali, okuduğuma çok memnun oldum, kendi çapımda. Buraya kadar okuduysanız, son bir parçalık daha eşlik edin birlikte dinleyelim! youtube.com/watch?v=AdQJGL2... Ve bittiğinde, bir cümle de olsa fikrinizi paylaşırsanız mutluluk duyarım. Birlikte konuşalım, tartışalım!
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,2bin okunma
··1 alıntı·
1 +1'leme
·
26,6bin Gösterim
92 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Uygulamada incelemeler çok okunmuyor farkındayım. Ama yazarken kendimi iyi hissediyorum. Ve üzerine yazdığım kitabı unutmuyorum yıllarca.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Bu kitabı okumayan birkaç kişi kaldı galiba. Akıllarını çelelim onlar da başlasın. 😊
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Okuyan herkesten bir paylaşım, yorum bekliyorum. 🌼
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Okumayan kaldı mı?
Bu kitabı bugün bitirdim. Ben de çok farklı yorum gördüm sosyal medyada ve "ne olursa olsun okuyayım" diyerek başladığım kitabın ilk kısmı beni çok ağlattı. Babamı kaybedeli tam on yıl oldu, o kadar yıl geçmiş olmasına rağmen "baba" temalı her şey beni çok etkiliyor, belki bu yüzden bu kadar ağladım. Yoksa yazarın mükemmel bir anlatımı vardı, üslubu şöyle iyiydi vs. diyebileceğim bir kitap değildi.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Mekanı cennet olsun...
Reklam
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Kitapyurdu.com'da sizlerin oylarıyla 2025 yılının romanı seçilmiş Bahçıvan ve Ölüm
Kitabın abartıldığını düşünüyorum; ancak babasını kaybetmiş okurlar için okuma deneyimi çok daha yoğun ve sarsıcı olabilir. Aynı metin, yaşanmışlığa göre bambaşka duygular uyandırabiliyor.
Mikail Balcı
Gönderi Sahibi
Her ruhun hazırbulunuşluğu farklı, dediğiniz gibi kaybı büyük olanları sarsabilir.