Doyasıya eleştireceğim bir roman ve çok heyecanlıyım...
Bu okuduğum üçüncü Sabahattin Ali kitabı ve “Kuyucaklı Yusuf” sayesinde, yazarın hayatını daha çok merak etmeye başladım. Kimdir, necidir, nasıl bir düşünce yapısına sahiptir diye düşündüm.
Bu merakımı tetikleyen ise kitapta geçen Kaymakam Salahattin Bey oldu. İsmiyle bile sanki Sabahattin Ali’nin iç sesi gibi…
Sabahattin Ali, düşüncelerinden ötürü defalarca hapse atılmış, çıkmış ama yine de fikirlerinden asla vazgeçmemiştir.
Bazı olaylardan dolayı Bulgaristan’a kaçmak isterken 1948 yılında öldürülmüştür. Yani yalnızca 41 yıl yaşamıştır.
O zaman başlayalımmm..
Kitabı ilk açtığımda beni Karşılayan Kaymakamımızla başlamak istiyorum.
Kaymakam Salahattin Bey bize bu kitapta hayatın düzenine uyum sağlamamız gerektiğini, fazla sorgulamanın insana huzursuzluk getireceğini vurguluyor. Hatta bir gün Yusuf’a şunları söylüyor;
__“Hayatı olduğu gibi kabul etmeli ve ona ne bir şey ilave etmeli, ne de ondan bir şey eksiltmeli...
Bazı şeyler vardır, canımızı sıkar; ‘Bu neden böyle? Böyle şeyleri dünyadan kaldırmalı!’ deriz.
Bazı şeyler de mevcut değildir. İçimizden bunların olmasını ister, hatta bu uğurda çalışırız.
İkisi de saçma ve faydasızdır. İnsan dediğin mahlûk hiçbir şeyi değiştiremez.
Bunun için, gönlünün rahat olmasını istersen gördüğün fenalıkların bile bir hikmeti olduğunu düşün
ve yeryüzünde olmayan iyilikleri oraya getirmek sevdasına kapılma...
Sayfa 151
__
Kaymakam burada bizim tecrübeli bir rehberimiz, yol göstericimiz, hatta hayat haritamızdı.
Fakat o haritayı ne karısı Şahinde, ne kızı Muazzez ne de oğlu gibi gördüğü Yusuf anlayabilmişti.
Ve sonunda bu yol gösterici haritamız, Kaymakam Salahattin Bey, kalp krizi geçirerek ölür…
Gel gelelim Yusuf'a
Ne söylenebilir ki...
Onurlu fakat içe kapanık birisidir ve adalet duygusu da oldukça güçlüdür.
Kitabı ilk okurken anası babası gözleri önünde öldürüldüğünde Kaymakamın;
__"Korkmuyor musun?" sorusuna;
"Anamla babam, nesinden korkayım."
Sayfa 9
__
Demesi beni daha kitabın ilk başlarında etkiledi.
Daha orda ahaa dedim anadolunun bağrı yanık çocuğu geliyor ahahhaah.
Küçüklüğünden beri Muazzeze duyduğu sevgi zamanla aşka dönüşüyor, ta ki muazzez 15 yaşındayken dünürcüleri (Şakir) gelene kadar...
Şakir zengin fabrikatörün oğlu, hata da işlese kabahatte de bulunsa parayla çözümünü bulabilir hatta ve hatta isteğini de almak uğruna alengirli işlere bile girerdi. Yazarımızda burada hayatımızda adaletin işleyişinin acımasızlığını vurguluyor aslında. Hatta bir yazısında:
__"Hapishane ancak serseriler, köylüler ve aşağı tabakadan insanlar içindi"
Sayfa 96__
Diye söylüyor. Tıpkı Şakir'in, Ali'yi kasıtlı öldürmesi ve parasal güçleri ve ünlerinden ötürü cezasını çekmemesi gibi.
Bu kitap 1937 yılında yayımlanmış; dertler, sıkıntılar, zengin fakir ayrımı, adalet sistemi, sistemin yanlışlığı vurgulanıyor ve şuan yıl 2026 ve aradan yaklaşık 90 sene geçmiş ve günümüzde de hala aynı sorunları görebiliyoruz yani hayatın değiştirilemeyeceği kanun ve düzeni. İşte burada Kaymakam Selahattin beyde tam olarak bunu vurguluyor.
__"Hayattan fazla şeyler bekleme. Dünyada her felaketin içinden en az zararla sıyrılmanın yolu hayata uymak, muhite uymak, hiç sivrilmemektir."
Sayfa 151
__
Diye söylüyor. Yani hayatın yüzyıllar geçse de değiştiremeyeceği şeyler var. Buna güç yetmez, var olduğun hayata uyum sağlaman senin yaşamını kolaylaştırır. Seni dinginleştirir, sürekli neden neden diye sorgulamanı ve çıkmaz bir sokağa girip kaybolmanı engeller. Seni hayata bağlar.
Yusuf'un da bu hayatta kabullenemediği, saçma bulduğu, anlam veremediği birçok şey vardı, sanki bir yanı kaybolmuş ve onu aramakta gibiydi. Bir gün;
__"Niçin ben hiçbir şey değilim?"
Sayfa 147__
Diye kendine sormuş ve buna bir türlü yanıt bulamamıştı. Dünyaya bir iş yapmak için geldiğini biliyor fakat o işin hangi iş olduğunu da bilmiyordu.
Bir gün babasının ona devlette bir iş bulduğunda, orada sadece oturmak ve maaş almak ona saçma ve anlamsız gelmişti.
Babası öldüğünde maddi olarak çok sıkıntı yaşamışlardı, devlet işinde devam ederken babası öldüğünde yerine gelen yeni Kaymakam İzzet Bey, Yusuf'a ne huzur ne tat bırakıyordu. Burada yine alt tabakaların ezildiği vurgulanıyor. Yeni Kaymakam İzzet Beyin Yusuf'a verdiği yeni iş Yusuf' çok zorluyordu. İşi için evinden şehrinden ayrılıyordu.
Muazzez'in annesi Şahinde, yaşadıkları maddi sıkıntılardan çokça canı sıkılıyor ve kızının aklını bulandırıp evli kadına yakışmayan hareketler sergiletmesini sağlıyordu. Tabi Yusuf eve uğrayamıyor hatta bir gittiğinde 10 gün gelemiyordu. Muazzez de Yusuf'u çok özlüyor fakat elinden bir şeyde gelmiyordu yapabildiği tek şey annesiyle istemese de komşu komşu gezmekti.
En sonunda Muazzezi yoldan çıkaran Şahinde bir gün Yusuf'un hiç sevmediği, görüşmelerini istemediği Kaymakam İzzet Bey, Hilmi Bey ve Şakir'i evlerine alıyor ve eğlence veriyor. Yusuf eve geldiğinde biricik karısı Muazzez'i sarhoş ve adamlarla görünce deliriyor ve çekiyor silahı, sağa sola ateş ediyor, savuşturduğu kurşunlardan birisi Muazzez'e geliyor.
Atıyor atına karısını ve terk ediyor o mahalleyi, ama ne yazık ki Muazzez buz gibi oluyor, Yusuf'un biricik Muazzez'i orada ölüyor. Alıyor eline çakısını ve o bakmalara doyamadığı karısını toprağa gömüyor.
Okuduğum Sabahattin Ali kitaplarından;
Kürk Mantolu Madonna kitabında Rauf Efendi ile Maria Puder'in geç kalmışlıkla tamamlanamayan aşkları.
İçimizdeki Şeytan kitabında Ömer ve Macide'nin yenilgiye uğradığı ve birbirlerine kavuşamadığı aşkları.
Ve Kuyucaklı Yusuf 'un, Muazzez ile Yusuf'un isyan eden vicdanı ve ayıran ölümün kavuşturamaması...
Aşkları hep yarım kalan ya da tamamlanamayan romanlar...
Ve bu romanlar hepsi birden öylesine beni derinden etkiledi ki bana klasik aşk hikayelerinden ziyada altı dopdolu birçok mesajlar içeren bir kapı araladı.
Türk edebiyatında en sevdiğim yazarlar arasına girmeyi sağlayan bu Kuyucaklı Yusuf kitabını herkesin okumasını isterim.
Buraya kadar okuyup da merakla 'bende okumalıyım' diyen okuyuculara şimdiden iyi okumalar.
PODCAST'ten dinlemek isteyenler
Youtube. youtu.be/38CTvxlAZM0?si=...
Spotify. open.spotify.com/episode/1q5EDhM...
İYİ DİNLEMELER♡
Okudum şimdi kitap bitti ama ben de bittim, ilerleyen yerlerden sonr artık ne alıntı yapacak hal ne de inceleme yazacak takatim kaldı…
Ahhh Yusuf ahhh… içim yandı…🖋️ biR’ münZ’evî üstâd…