·249 syf.····Okunma: 05 Nisan 2026 16:34 Son zamanlarda okuduğum en sarsıcı, bir o kadar da yavaş ama derinden giden kitaplardan biri kesinlikle Beyaz Kalp oldu. Javier Marías ile yolcuğa çıkmam böyle bir dönemde doğru bir tercih miydi bilmiyorum ama beni kelimenin tam anlamıyla kendi labirentine adım adım çekti, ve ben onu okumayı çok ama çok seviyorum.
Kitabı bitirdiğimde ilk hissettiğim şey şuydu Marias, hikayeden ziyade hislerin anatomisini çıkarıyor. Olay örgüsü aslında basit bir sırlar yumağı üzerine kurulu gibi görünse de, yazarın o uzun, dolambaçlı ve her biri ayrı birer felsefi sorgulama içeren cümleleri arasında kaybolmamak imkansız oluveriyor bir anda
Spoiler içerebilir ~
Kitapta beni en çok vuran nokta, bilmek mi daha tehlikeli, yoksa susmak mı? sorusu oldu. Ana karakterimiz Juan, babasının geçmişindeki bir trajediyi kurcaladıkça aslında her birimizin hayatındaki o beyaz kalplerin ne kadar kırılgan olduğunu görüyoruz. Shakespeare’in Macbeth’ine yapılan o meşhur atıf (ellerim senin renginde ama kalbim senin kadar beyaz olmasından utanırım) kitabın ruhuna öyle güzel işlenmiş ki...
Okurken hissettiklerimi anlatmam zaten çok zor ama çok sevdim.
Dürüst olmam gerekirse, bazen o uzun betimlemeler arasında hadi artık, ne olacaksa olsun ne sırmış dediğim anlar oldu. Ama sonra fark ettim ki Marias'ın amacı bizi sonuca ulaştırmak değil, o bekleyişin içindeki gerilimi yaşatmaktı.
Çeviri roman olmasına rağmen dilin o akışkan, neredeyse hipnotize eden bir tarafı var. Bir cümleyi bitirip vay be, bunu ben de hissetmiştim ama hiç böyle ifade edememiştim, diyerek duraksadığım çok yer oldu, hepimiz kolaylıkla kendimizden bir şeyler bulabiliriz.
Başkalarının konuşmalarını dinlemek, anlatılmaması gerekenleri duymak... O tekinsiz merak duygusu kitabın sonuna kadar yakamı bırakmadı.. insanın karanlık taraflarını, evliliklerin içindeki o görünmez duvarları ve kelimelerin ne kadar tehlikeli olabileceğini keşfetmek istiyorsanız beyaz kalp kesinlikle okumak isteyeceğiniz bir kiatp olacaktır.. Benim içinse bu kitap, bazı sırlar neden anlatılmaz? sorusunun en zarif ve en hüzünlü cevabıydı.. tavsiye ederim herkese keyifli okumalar...