Gönderi

Kadıköy - Haziran Ayı Hikaye Yazma Etkinliği
Kendinizden bir şeyler bulacağınızı düşündüğüm ilk hikayem ile sizlerleyim.. "Kadıköy"
··
704 Gösterim
40 Yorum
Devamının olmama ihtimali bir miktar içimizi burktu
Eline sağlık, devamı olursa hikaye olmaz zaten, hikaye diye başladığından da kötüye gider gibi geliyor bana. Oldukça samimi bir öykü, önce de söylediğim gibi biraz da fantastik - özellikle o hesabı ödeme bölümü :) Beş sayfa ama baştan sona sıkmadan okunuyor. Teşekkürler tekrar etkinliğe katkın için.
1 gün sonra yoruma cevap veriyorum Erhan Abi :) Devamının olmasını isteyen çok kişi var ama benimde görüşüm devam etmemesi, kaldığı yer güzel gibi geldi. Farklı hikayelerde küçük bir bağlantı kurar belki yine bir selam verebiliriz Mustafa ile Eylül'e :) Güzel yorumların ve desteğin için teşekkür ederim. Bu hikayeyi yazıp paylaşmamın asıl sebebi sensin Erhan Abi. Tamamen senin paylaşım ve teşviklerinden sonra karar verdim. Çok teşekkür ederim her şey için..
1 yanıtı göster
Bir de hatırlatmasak olmaz bu hikayenin şarkısı yıllar önce söylenmişti.. youtube.com/watch?v=UwZ38vD...
Sayende sayın kolçak'ı da andık.. Teşekkür ederim. Eskilerden sevdiğim nadir parçalardan. :)
Eline sağlık muhalif Murat Ç :) Avladın beni bu hikayeyle.. Çok samimi sahici içten , bunun 10 katı da olsa sıkılmadan okunur. Avrupa yakasındayım ben, Kadıköyle pek alakam yoktur ama nedense Moda'yı çok severim sırf orası için karşıya geçtiğim olmuştur. Kokoreçin de hastasıyım iyi mi :) yaklaşık 17 senedir aynı seyyardan kokoreç yerim, başkasına nadiren giderim aldatmış gibi hissederim kokoreççimi :) Mustafa'nın işi zor, baştan sona anlıyorum onu.. Mustafa demişken , Atatürk hayranlığının da farkında değiliz sanma. Ben belki Kemalist değilim, Atatürkçülük algım da farklı olabilir, doğrularının yanlışlarından fazla olduğunu düşünürüm ve saygıyla minnetle anarım. Atatürk'le ilgili muhabbetlerde de bir katkım olabilirdi ama sen öyle bir hegemonya şeklinde giriyorsun ki mevzuya biz kenarda kalanlara belki senin kadar sahiplenmeyenlere sıra gelmiyor. Hani Barış Manço'nun şarkısında dediği gibi, "tepsiyi biraz bu tarafa gönder müsade et de bi tadına bakalım" öyle yani :) Fazla mı uzattım , konuyu da nerelere getirdim :) Ama hikayenin formatı da bu değil miydi nerden nereye gelmek :) Lütfen daha çok hikaye yaz ve ama lütfen de diğer siyasi politik tarihi ve gündem mevzularında biraz daha orta yolu bularak hareket etmen ricamdır. Tekrar teşekkürler..
Kahkaha atarak okuduğumu belirteyim. Çok teşekkür ederim. :)) Avrupa yakasını da ben çok sevmiyorum. Önceden uzunca oralardaydık ama Kadıköy'ün huzuru hiçbirinde yok maalesef :)) benim düşüncem tabı ki bu.. Özellikle insan karmaşası ve trafik.. Hiç girmeyelim. :) Mustafa'nın işi baya zor. Yaşadığı şeyler onu dünyadan koparmış. Bir şey hissetmiyor. Sadece yapıyor. Ölmek istemiyor ama yaşamla da bir bağı kalmamış.. Mustafa adı 3 saniye içinde aklıma düştü. Ne olabilir di ki başka dedim? Doğru yere parmak bastın tamamen Mustafa Kemal'den geliyor. :) Tespitlerinde haklısın, tüm gücüm ve bildiklerimle konulara girebiliyorum. Karşı taarruz emri verilmiş ve ben en önde hücum ediyorum gibi oluyor. Kırmızı çizgim olması ve burada yapılan sıkıntılı yorumlar buna sebebiyet verse de sakin olmakta yarar var. Şahsıma küfür eden oldu ama cevap vermedim. Ama konu Atatürk olunca duramıyorum. Bu konuda Kendime sakin kalmam gerektiğini söyledim.. Bundan sonra da böyle kalmaya çalışacağım. Denemekten zarar gelmez.. :) Yok yok uzatmadın. Çok güzel yazmışsın. :) Bundan sonraki etkinliklerde elimden geldiğince katkı vermeye çalışacağım. Beğenmiş olunması ve yorumların güzelliği bana fazlasıyla destek oluyor şuan. Çok teşekkür ederim bu güzel düşüncelerin ve uzun uzun yazdığın yorum için.
Benim yaptığım eleştiriler çok PM kaçabilir. Dolayısıyla pek bir kaale almayın beni derim. (TDK kala diyor, reddediyorum.) “Kafamı gökyüzüne doğru kaldırdığımda, kapkara bulutlarla göz göze geldim.” Niye, biz de göz göze mi gelelim? Belki başka bir şey istiyoruz. Peki şöyle olsaydı? “Kafamı gökyüzüne kaldırdım, kapkara bulutlar” Kıyamet mi kopardı? Semih Gümüş, Radikal varken haftada bir yazar, bol bol tanrısal anlatıcıya giydirirdi. Halbuki tanrısal anlatıcı kadar yazarın elini kuvvetlendiren başka bir anlatıcı yoktur. Sonra kendisi bir roman yayınladı. Bir romanda ne olması gerekirse o var, diye röportaj verdi. Okudum ben de bakalım bir romanda olması gerekenler neler diye. Ele vermiş talkımı, kendi yemişti salkımı. Neyi eleştirmişse, onu yapmıştı. Şimdilerde neler anlatıyordur kim bilir? Uzun, ben anlatıcılı bir tanışma öyküsü okudum. Bir öykü üçün zor, riskli bir konu. <<<<<sesi en yüksek seviyeye ayarladım ve elim istemsizce havaya kalktı, ağır çekim bir hareketle taksiciye kusura bakma dercesine ufak bir mesaj gönderdim. Birkaç kişi bana bakıyordu ve onlara ne var bakışı attım, hayal edin işte, o saçma sapan surat ifadeniz ve bir bulldog gibi sallanan yanaklar, salyamız eksik olsun. Sonra Sol adım, sonra sağ adım, tekrar sol ve tekrar sağ yürümeye başladım. Evet, Modaya doğru yürüyordum ve hiçbir şey düşünmüyordum. Sadece yürüyordum. Hayatımda her şeyin anlamsızlaştığı, sonra karanlıklaştığı bir anda karşıma çıktı.>>>>> Öykünün başlarında kullandığın klasik edebiyat anlatımın sonraları utangaç bir bilinç akışına evriliyor. Yoksa hapı yutmuştun. Nasıl da elin güçlendi di mi? Keşke daha bir rahat kullansaydın aralarda. Anlatımla, ruhsal durum sürekli yer değiştirseydi. “Standart” dedim, neden sordun?” burada koptum. Çok güzel bir cevaptı. Standart. )) Saatleri Ayarlama Enstitüsü gibi bi şey. Çok güldüm. Tek bir kelime bile yetiyor okuru öykü ile barışmak için. )) Nihilist yahu senin bu kahraman. Bazı yerlerde Bazarov’u hatırlattı. )) <<<<<Zaten bu kadar ölümden o sorumlu olsa özür dilese ne olacaktı, özür diledikleri yeniden hayata mı dönecekti bayan Akura kızı Sunuka’yı tekrar kucağına mı alacak, Bay Maki mesai bitiminde eve mi dönecekti sanki. ben ne saçmalıyorum. Akura kim. Tanrım, ne oluyor bana.. “Özür dilemene gerek yok” dedim. >>>>> Buralar olmasa sıkardı çok. Daha çok mu olsaydı? Valla benim de canım kokoreç çekti. Ayıp ettin. Ukala bir de, ama antipatik değil. )) “Değilim, güzel yanı da o dememle birlikte başını iki yana sallıyor.” Biz genelde üç yana sallıyoruz. ))) Güzel göndermelerle ve mizahi bir anlatımla kotarmışsın öyküyü. Nihilizm üstünden bir gerilim yaratsaydın bir de, tadından yenmezdi. Nasıl diye sorma. Mesela telefon nosu alıp verme işinde de olabilirdi. Aparat bu, sağı solu belli olmaz. “şuan” yordu beni. Şu ayrı yazılması gereken de’ler dava açacaklar haberin olsun. Kalemine sağlık.
Metin Abi çok güzel bir inceleme olmuş, teşekkür ederim. :) Gülerek ve önerilerini alarak okudum.:) Bazen yazarken betimlemeler en iyisi bu gibi geliyor ama dışarıdan bakıldığın da şöyle yazsa daha iyi olur du sanki yorumunu getiriyor ki, bulut konusun da haklısın. Karanlık bir bulutu anlatırken en iyisi bu gibi gelmişti bana. Anlatıcı kullanmak bana biraz sanki Saramago'dan ve Chuck Palahniuk ten geçmiş olabilir mi? Çünkü bu anlatım tarzı daha keyifli kılıyor. Ben okurken çok keyif alıyorum en azından. O yüzden kullanmış olmalıyım. :) Nasılsın sorusuna günlük hayatımda da verdiğim cevaptır "Standart" :)) Çoğu insana farklı gelir ama hoşlarına gider. Tabi ki işin içinde Kaybedenler Kulübü 'ne atıfta var. :)) Kokoreç ve kahve konusunda okuyucuya farklı bir tat vermek istedim. Başarılı olmuştur umarım :) Yaptığım göndermelerle ve kendi yazdığım aforizmalarla renk katmak istedim. Yazdığımı tekrar okuduğumda güldüğüm için hikayeye ekledim. Kendi gülmediğim şeyi sırf eklemek için ekleyemezdim. Bu hikayeyi iki bölümde yazdım. Gece yazdım girişi, sabah sonuç kısmını ekledim. Ama durmadan onu öyle ya da böyle yapsam nasıl olurla değil direkt başladım ve durmaksızın yazdım. Önceden düşündüğümü değil de o an ne hissettiysem ve aklıma geldiyse durmadan yazdım. Bunun sonucun da hikaye ortaya çıktı. de da ve yazım hatası olmaması için çok uğraştım ama %100 olmamış sanırım. Word özelinde de kontrol ettim ama yine kaçmış anlaşılan. :) Yaptığın inceleme ve detaylı anlatımın ve öğretimin için çok teşekkür ederim. Okumak ve yazmak ayrı bir vakit. Bu değerli vaktini ayırıp bana ve hikayeye değer kattığın için bende ki anlamı çok büyük. Sağol Metin Abi. Bundan sonra ki hikayelerim de söylediğin hususlara dikkat edeceğim.. :)
Reklam
Paylaşımdan itibaren yapılmış olan yorumların tamamına cevap yazamadım ama hepsini okudum. Bu güzel yorumlarınız için hepinize tek tek teşekkür ederim. Anlam kattınız, duygu kattınız, hikayeye yaşam verdiniz çok teşekkür ederim. Ben şuan modaya doğru yürüyorum. Sizlerle paylaşmak istedim.. Hava güzel ve Kadıköy kalabalık.. Gökyüzünde bir kaç yıldız var sadece.. Yorumlarınıza hızlıca geri dönüş yapmaya çalışacağım, kusuruma bakmayasınız. Tekrardan teşekkürlerimi iletiyorum. İyikisiniz...
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.