İki Liralık Hayat (Rahatlama Aleti)
"İki liraya rahatlayın, iki liraya rahatlayın" diye bağırıyordu adam, kirli sakallı ve neşeliydi. Ürkek bakışlarıyla yaklaştı mahçup bir delikanlı. "Hemen mi?"diye sordu. Müşteriyi gören satıcı her zamanki neşesiyle tekrarladı. "Hemen tabi abi ,sadece iki lira" Tereddüt içindeydi delikanlı, soğuk terler döküyordu, oysa sırada bekleyenler son derece rahattı. "Peki" dedi usulca, "Geleyim o halde" Böylece rahatlama aletine doğru yöneldi, tam içeri adım atacakken satıcının uyarısıyla durakladı. "Doğru yerde durmalısın abi" Delikanlı zaten zor duruyordu ayakta, iyice dermansız kaldı, utana sıkıla cevap verdi. "Tamam dikkat edeceğim yerime" Rahatlama aleti tek kişilikti ama etrafta sanki başkaları varmış gibi yüzler beliriyordu ve peşinden gövdeler ortaya çıkıyordu. Tabi bunların hepsi bir çeşit halüsinasyondu. Aletin marifetiydi. Sayıları üçle yedi arasında değişen , bu aslında var olmayan insanlar saniyeler içinde ortaya çıkıyordu. Bu aleti tecrübe edenlere sorulacak olsa, bir çoğu elbette ilk gençliğine hatta çocukluğuna döndüklerini söyleyecekti.Kısa süreli bu keyfin sebebi belki de geçmişe dönebilme fırsatı vermesiydi. Delikanlı on dakika sonra aletten indi. Yüzündeki gülümseme bir anda kayboldu. Kendi kendine söylenip durdu. "Hepsi bu kadar mıydı yani?" Hepsi o kadardı. Bir daha gelmeyeceğine dair kendine söz verdi. Hızla uzaklaşırken satıcıyla göz göze geldi. Adam yine fazlaca neşeliydi. Yüz ifadesi, "Elbette tekrar geleceksin, böylesine zor ve acılı bir dünyada, üstelik iki liraya , seni başka ne rahatlatabilir ki?" der gibiydi. Delikanlı bu yüz ifadesini okuyunca omuzları iyice çöktü. Karamsarlığı derinleşti ve umuda ne kadar ihtiyacı olduğunu düşündü. Çaresizdi, tekrar gelecekti. Ta ki aradığını buluncaya dek..
··
12 Gösterim
11 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Eline sağlık, kompakt , güzel ve samimi bir hikaye olmuş (kompakt samimiyetine aykırı bu yazının biliyorum ama daha havalı). Şunu anladım ama Umut da Kaybetmek gibi sanal/muğlak bir kavram. Her şekilde kullanılıyor, sen de geçmişinden umut çıkarmaya çalışan birini ya da bunun üzerinden kar etmeye çalışanların hikayesini anlatmışsın sanki. Daha geniş olabilirdi belki. Teşekkürler çok.
Osman Y.
Gönderi Sahibi
Teşekkürler. Havalı olandan şaşmayalım zaten hayat yeterince sıkıcı :) Aynen herkeste farklı bir anlama geliyor kavramlar. Bu kadardı uzunluğu. Belki bir de anahtar kelimeleri kullanarak denerim başka bir hikaye. Sağol bir kere daha emeklerin için :)
Bu alet geçmişe götürdüğü için rahatlatan sonra dönüp geldiğimiz yere yani şimdiye bıraktığı için huzursuz eden bir alet anladığım kadarıyla:) Bir kere tadını alan, her ne kadar sonu huzursuz etse de bir daha bırakamıyor. Umudu geçmişte aramak güzel bir detay olmuş Osman... Ellerine sağlık...
Osman Y.
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim Necip. Yorumundaki şu ifade benim anlatmak istediğime çok uyuyor, "Bir kere tadını alan, her ne kadar sonu huzursuz etse de bir daha bırakamıyor. " Modern hayatta peşinden gittiğimiz tatlar, sonuna bakmadan, gerçekten değer mi demeden kendimizi içinde bulduğumuz bir oyalanmaya mı dönüşüyor? Bir yerden sonra da asıl olması gerekenlerin yerini mi alıyor? Bütün bunların da kaynağı çocukluk ve gençlik dönemi değil mi ? Aslında geçmişten ziyade bir yarın arayışı bu, benim hissettiğim buydu.
Ölmeden önce tüm hayatımızı kaydedetmis bir "cd" bulmalıyız yastigimızın altında diye düşünürdüm hep ..oturup bir izleseydik nasıl göründüğümuzü şu dünya üzerinde ..en mutlu olduğun anlar menüde en tiklanan bölüm olurdu herhalde .hikayeni okurken o geldi aklıma .. Emeğine sağlık ..ve günaydın
Osman Y.
Gönderi Sahibi
Günaydın ablacım çok teşekkür ederim ya :)) Çok güzel bir düşünce, tüm hayatımızı olmasa da bir kısmı bile çok şey demek olur, aslında yeni nesiller için bu bir bakıma mümkün çünkü malum fotoğraf video çağındayız. Ama şu da var, belki de hatıramızdaki haline ulaşamaz bir yerden sonra. Bize güzel gelen bazı şeylere tekrar bugünden bakınca önemsiz ya da olumsuz da bulabiliyoruz. Çok didiklememek daha iyi sanki, sadece zaman zaman anmak yeterli gibi :)
Umudu genellikle gelecekle bağdaștırırız kafamızda... Fakat bu umudu geçmişte bulan, söz konusu gelecekte ise geçmişin yansımasını arayan bir hikaye olmuş... Fikir olarak ilginç farklı ve güzel.... Elinize sağlık :))
Osman Y.
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim, yorumdaki açılım da güzeldi :)
Huxley tarzı bir distopyanın içine doğru çektin sanki. Orwell, baskı ve yasaklamayı kullandırır devlete. Huxley ise, hedonizmi kullandırır. İki yöntemde de amaç bir örnek birey yaratmaktır. Huxley'i haklı çıkardı zaman. Haz çok kullanılan bir dizginleme aracı oldu sanki.. Güzel izlek bulmuşsun ama kısa olmuş. Harbi sıkı bir hikaye bulmuşsun. Buradan çok şey çıkar. Plan yap şimdiden. Diyalogsuz kurmaca güneşsiz yaz gibidir. Çatışmaları anlatıcı değil de diyalog üstlenirse, çok inandırıcı olur. Diyalogla barışık olman güzel. Bir de, Erhan her yaptığı öykü etkinliğine hikaye etkinliği demiyor mu. Hikaye vardı eskiden. Çok güzel kelime hikaye. Bu kurmaca türünün adı öykü olmalı bence. Her öykünün de bir hikayesi. Zira romanların da bir hikayesi olur, öyküsün değil. :)))) Kalemine sağlık.
Osman Y.
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim Metin abi:) senin fikirlerin çok kıymetli benim için, her türlü eleştiriye de açığım biliyorsun. 1984 efsanedir benim için de çoğu kişi gibi. Distopik vaziyetler hiç eskimez sanırım. Bunu yazarken ben en çok Kafka'dan etkilendim açıkçası, sanki elimden tutup yazdırdı desem yeri var, metafizik bir şey gibi :) Kısa oldu evet, bir hikaye çıkarmak güzel olur belki ama çömez birisi için hayli zor. Öykü demek bütün bunlara belki daha yerinde olur haklısın. Çünkü hikaye çok geniş bir kavram senin dediğin gibi. Sağ olasın var olasın hep buralarda yanımızda olasın inşallah :)
Reklam
ilk etapta terminallerdeki masaj koltukları gibi bişey anlatacaksınız sanmıştım lakin kusura bakmayın da mahçup delikanlının utanması ve pis sakallı adamın pis lakayd tavırları hiç hoş şeyler çağrıştırmadı.. Bi pislik var gibi geldi ..
Osman Y.
Gönderi Sahibi
Teknolojik kuşatma altındayız özetle, değerler zedeleniyor malesef..