PR MI, HOLLYWOOD ETKİSİ Mİ, KALİTE Mİ?
8/10
·293 syf.··
2026 42. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 12:28
Herkese selamlar sevgili kitap dostlarım. Son dönemlerde vizyona giren filmiyle birlikte popüler olan Hamnet kitabını inceleyeceğim. Hazırsanız başlayalım! Normalde filmi olan kitapları önce okur sonra filmini izlerim. Fakat bu kitapta şartlar gereği önce filmi izledim. Malum, film çok fazla övüldü ve reklamı yapıldı; bu yüzden beklentim de oldukça yüksekti. Filmi beğenmekle beraber beklentimi tam karşılayamadığını söylemeliyim. Övüldüğü kadar muhteşem değildi bence. Sonrasında birçok arkadaşım kitabın çok daha iyi olduğunu söyleyince esere yine büyük beklentilerle başladım… Şu beklentimi yükseltmemeyi hâlâ öğrenemedim gitti :)) Peki kitap beklentimi karşıladı mı? Haydi hep beraber görelim… Öncelikle bir eleştiriyle başlamak istiyorum: Kitap (ve film) bize William Shakespeare ’in oğlu Hamnet’in ölümü ve bu trajedinin Hamlet eserine nasıl zemin hazırladığı üzerinden tanıtıldı. En azından yapılan PR çalışmalarından benim anladığım buydu. Hâl böyle olunca da çok heyecanlanmıştım. Fakat sonradan gördüm ki kitapta Shakespeare’in ismi bile geçmiyor. Agnes’in kocası, Hamnet’in babası, Latince öğretmeni gibi sıfatlarla ikinci plana atılmış. Bu durum beni rahatsız etti açıkçası… Tabii ki her annenin evlat acısı kıymetlidir fakat kitap herhangi bir kadının acısını konu alsa bu kadar okunur, filmi çekilir ve bu kadar ses getirir miydi emin değilim. Bunun bilinçli bir tercih olduğunu anlıyorum aslında; dünyanın tanıdığı bir figürü sadece bir baba ve eş olarak göstermek istemiş olabilir yazar. Ama o zaman da PR çalışmalarında neden bu kadar Shakespeare vurgusu yapıldı diye düşünmeden edemedim. Sonuçta yazar, Shakespeare’in hayatından yola çıkıp bu hikâyeyi kurgulamış ve bu ünlü ismin de etkisiyle geniş kitlelere ulaşmışsa bunun hakkını biraz daha vermeliydi bana göre. Gelelim kitaba… Konusunu zaten hemen herkes bildiği için biraz da bende bıraktığı hislerden bahsetmek istiyorum. Kitabı bitirdiğimde düşündüğüm ilk şey, insanların acıyı ne kadar farklı yaşadığı oldu. Herkesin yas tutma şekli başka, gözyaşını taşıma biçimi başka… Belki de gözlerindeki yaşları içine akıtanlar daha ağır yaşıyordur acıyı, kim bilir? Bir ölümden sonra ailede herkesi toparlamaya çalışan, güçlü olmak zorunda kalan biri vardır ya hani… Hatta bazen o metaneti yüzünden dedikodulara bile konu olur. İşte kitap bana o insanların aslında acıyı herkesten daha yoğun yaşayabileceğini hatırlattı. Agnes acısından yaşamayı unutmuştu ama William da herkesten uzakta, tıpkı Hamlet’in babasının hayaleti gibi sürdürüyordu hayatını… Hem de ailesi onu umursamaz biri sanarken. Kitap; önyargı, güven ve sevgi kavramlarını da çok güzel işlemişti. Agnes’in kocasını çok sevmesine rağmen sırf o mutlu olsun, hayallerini gerçekleştirebilsin diye ondan ayrı kalmayı göze alması gerçekten etkileyiciydi. Hamnet’in ölümünden sonra kocasıyla ilgili düşünceleri, Londra’ya gidip onun yaşadığı hayatı ve Hamlet oyununu gördüğünde yaşadığı farkındalık çok iyi işlenmişti. İkisinin arasındaki bağ, konuşmadan birbirlerini anlayabilmeleri, çevrelerindeki insanların söylediklerine aldırmamaları… Sevgi sanırım biraz da böyle bir şey. Bir ömrü paylaşmak böyle bir şey… Çünkü hayat düz bir çizgi değil; yollar yokuşlandığında gösterilen tavırdır aslında sevgiyi ve saygıyı diri tutan. Agnes ve William’ın arasındaki bağı gerçekten çok beğendim. Linç yeme ihtimalini göze alıp Agnes’in yasına dair yorumumu da paylaşmak istiyorum :)) Ben Agnes’in acısını çok fazla içselleştiremedim açıkçası çünkü karakterle bağ kuramadım. Bunun en büyük sebebi ise evlatları arasında ayrım yapıyor gibi hissettirmesiydi. Suzanne diye bir kızı daha var ama sanki o çocuğun sevgiye, ilgiye ihtiyacı yokmuş gibi davranıyor bazen. Şifacılık ve orman işleri yüzünden çocuklarını ihmal ettiği anlar da vardı. Kitabın başından itibaren büyüleyici şekilde tasvir edilen, üvey anne elinde büyüyen ve Hamnet’in ardından böylesine yas tutan bir kadının bu davranışları bana tutarsız geldi. Yazar güçlü bir kadın karakter oluşturmaya çalışırken yer yer antipatik bir karakter de yaratmış bence. Bu yüzden duyguları bana tam geçmedi, acısını derinden hissedemedim. Yazarın dili ve üslubu konusunda ise kararsız kaldım diyebilirim. Bu, kendisinden okuduğum ilk kitaptı ve özellikle kurgunun ilerleyişini, yer yer şiirsel ve masalsı dili, doğa tasvirlerini, epik anlatımını çok beğendim. Hatta bu tarz atmosferik kitaplarda çok başarılı işler çıkarabileceğini düşündüm. Ama işin içine ölüm ve yas girince Agnes’in duyguları bana tam geçmedi. Benim gibi kitap okurken çok ağlayan birisinin bu kitapta gözlerinin bile dolmaması biraz da bundan kaynaklanıyordu sanırım :)) Bu arada filmde Agnes’in acısını çok daha fazla hissettim. Belki de kitapta bana antipatik gelen bazı detaylar filmde daha geri planda bırakılmıştır. Bir de filmin final sahnesi çoookk daha etkileyiciydi. Hatta izlediğim en iyi final sahnelerinden biriydi diyebilirim… Kitabın sonu ise bana biraz hızlı ve oldu bittiye gelmiş gibi hissettirdi. Şu an yazarken fark ettim; galiba ben filmi daha çok beğendim :)) Kitaptaki veba salgınının nasıl başlayıp yayıldığını anlattığı bölüm ise çok başarılıydı. Keşke yazar salgın temalı ya da distopik bir roman da yazsa dedim kendi kendime. Eğer böyle bir kitabı varsa mutlaka yorumlarda yazın :)) Toparlayacak olursam; kitabı da filmi gibi beğendim aslında ama bende öyle çok büyük bir etki bırakmadı maalesef. Bunda beklentimin fazla yüksek olmasının da etkisi büyüktü tabii… Ah şu yüksek beklentilerim :))) Okuyacak olanlara tavsiyem beklentilerini çok yükseltmemeleri yönünde olacak… Kitap ile kalın, görüşmek üzere…
Edebiyat
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,4bin okunma
·
1.075 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
İşte bu :) Emine Hanım emeğinize sağlık, incelemenizi gerçekten çok beğendim. Özellikle herkesin Hamnet ve Agnes’in acısına odaklandığı yerde diğer çocukları ve babayı da göz ardı etmemeniz bence incelemeyi daha değerli kılmış. Sadece görünen duygunun peşinden gitmek yerine arka planda kalanları da fark etmiş olmanız incelemeyi daha da değerli kıldı👏
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim Mehmet Bey. İncelememde de dediğim gibi Agnes’i çok içselleştiremedim. Kitaptaki diğer detaylar daha güzeldi benim için. 🙏📚
Kanka ben hiç kitaba giremedim karakterler çok kopuktu bende başka yorumları okudum anneyi çok seçmişler ama benlik bir kitap değil onu anladım sonları hariç bir heyecan yoktu bence , ama senin incelemen yine döktürüyor tabii ben spoiler olur diye okumadım ama spoiler olcak birşey de yok yine çok güzel yazmişsin edebiyatı güçlü demiş bazı insanlar bana zayıf geldi olay geçişleri beklentimin çok alinta kaldı olay örgüsü içinde benzetmeleri de hiç hoşuma gitmedi.Eline emeğine sağlık kankacım. Belki suç ve ceza okurken okudum ne okusam düşük kalacaktı zaten 😂
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Benim de beklentimi karşılamadı maalesef kankacım. Çok övüldüğü için de oldu bu bizde bence 🤭 Eee sen edebiyatın nirvanasıyla beraber okumuşsun tabii beğenmezsin 😂 Teşekkür ederim vakit ayırıp incelememi okuduğun için 🙏📚😇
Ben de aynısı beklentim yükselir her övülen şeyde 😂🤭
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Sonra genelde karşılamaz o şey beklentiyi 🙈 O yüzden çok fazla beklentiye girmemek gerek Nisacım 🫠🌸