Kemal Varol bir şiirinde der ki: 'Acı geçiyor, acı elbette geçiyor. Acı çekmiş olmak geçmiyor.'
Bu da insana öğreten, onu olgunlaştıran bir durum oluyor aslında. Zaman gerçekten ilaç... Her şeyin gelip geçici olduğunu zaman geçtikçe daha iyi anlıyorsun. Sabredersen kazanıyorsun; kendini!
Zaman acıyı silmiyor, sadece onunla nasıl yürüneceğini öğretiyor. Ve belki de insanı olgunlaştıran şey, geçip giden acılar değil; onların içimizde bıraktığı izlerle yaşamayı öğrenmemizdir. Kaleminize sağlık hocam. 🙂🙏🏻
Acı ilk günkü yerinde aynen duruyor azalan o değil, sadece etkisi. Zamanla o keskin sızı hafifliyor ve hayatın bir parçası oluyor. Acı eksilmiyor, biz onu taşımaya alışıyoruz.
Acı ilk günkü yerinde durabilir ama bizi eskisi kadar sarsmıyorsa, bu da azımsanacak bir değişim değildir. Belki acı eksilmiyor ama biz güçleniyor, büyüyor ve onu taşıyabilecek bir hale geliyoruz. 🙂🙏🏻
Bence her iki durumda mümkün. Bazı acılar zamanla geçer, bazıları ise tazeliğini korur. Ve şöylede düşünüyorum (ve farkediyorum) insan büyüdükçe acıları küçülüyor … ☘️
"Acı zamanla azalmıyor, sadece biz o acının ağırlığını taşıyacak güce ulaşıyoruz. Yani acı hafiflemiyor, biz güçleniyoruz. Unutmamak gerek ki, her dertle beraber bir dermana da yer açılmıştır; mesele, acıyı yük olarak değil, ruhu terbiye eden bir yolculuk olarak görebilmekte."diye düşünüyorum...
Çok güzel ifade etmişsiniz. Belki de iyileşmek, acının yok olması değil; onun bizi yönetmesine izin vermemeyi öğrenmektir. Acı aynı yerde durabilir ama ona yüklediğimiz anlam değiştikçe, taşıyan da taşınan da dönüşür. 🙂🙏🏻
Çok dürüst olmak gerekirse acı azalmıyor, biz de ona tam anlamıyla 'alışmıyoruz'. Sadece hayatın sesi o acının sesini bastıracak kadar gürleşmeye başlıyor. İlk günkü gibi keskin kalıyor ama o keskinliğin etrafında yaşamayı, yürümeyi öğreniyoruz. Acıyla kurduğumuz ilişki biçimi değişiyor; onu bir düşman gibi yenmeye çalışmak yerine, hayatın kaçınılmaz bir parçası olarak kabul ettiğimizde yük hafiflemiş gibi geliyor.🤍
Aslında acı azalmıyor, biz de ona tam anlamıyla alışmıyoruz; sadece hayatın sesi zamanla o acının sesini bastıracak kadar gürleşiyor. İlk günkü gibi keskin kalıyor ama biz o keskinliğin içinde yaşamayı, yürümeyi öğreniyoruz. Acıyla kurduğumuz ilişki değişiyor; onu yenmeye çalışmak yerine varlığını hayatın kaçınılmaz bir parçası olarak kabul ettiğimizde, yük hafiflemiş gibi geliyor. 🙂🙏🏻