Neye kanmayalım? Van helsing ve arkadaşlarının iyi olduğuna kanmamalısın okurken. Onların kötülük dediği şey tamamen farklı ve bambaşka bir yaşam formunun doğası gereğiydi. Drakula hayatta kalmak için insan kanı ile beslenmek zorundaydı. İnsanlardan saklanıyordu evet çünkü kendisini açık ettiği zaman insanların onu yok edeceğini biliyordu empati yapan her insan drakula gibi davranıp hareket edeceğini gayet iyi bilir. Doğası gereği bir aslanı kötü saymıyorsan drakulayı da kötü bir karakter olarak sayamayız. Aksine insanlar bu hayatta kalma mücadelesi veren varlığı diğer bütün varlıklar gibi yok etme eğilimindedir. Çünkü homo sapiens istilacı bir türdür. Günümüzde olduğu gibi dünyadaki bütün yaşam formlarını hızla yok etmekteyiz.
Kitabın hemen başlarında Drakula Alman bir şairin şiirinden alıntı yapar "Denn die totden reiten schnell" bu ölüler hızlı sürer anlamına geliyor, ölümün kaçınılmazlığını ve yaşamın zamana kaçınılmaz olarak yenik düştüğünü simgeliyor. Kitabın sonunda da drakulanın hızlı bir şekilde uzun soluklu kaçması ve sonunda ölmesi kitabın başı ve sonu hakkında harika bir köprü kuruyor bu söz ile birlikte.
Kitabın başından beri ve genelinde vurgulanan batıl inançlara ön yargı geliyor. Günümüzde bulunan merdiven altından geçme falan gibi şeyler yani. Burada yazar Bram Stoker insanların ön yargısını sunuyor ve kitabın bir kısmında da anlatmak istediği batıl inanç olmasa bile insanlar kafalarındaki eski inandıkları bilgiyi daha sağlam ve güvenilir bir bilgi olmasına rağmen ona her zaman şüpheyle yaklaşmasıdır. Zamanında Albert EinsteinIsaac Newton'un dünyada kabul görmüş zaman mutlaktır ilkesini yıkıp zaman görecelidir dediği zaman dönemin aydın bilim insanları bile buna şüpheyle yaklaşmış. Aynı bizlerin de günümüzdeki batıl inançlara ya da batıl inancı olanların modern bilime ve evrim teorisine karşı çıktığı gibi. Konfor alanındaki doğru olduğuna inanılan bilgiyi terk etmek ve yerine daha güvenilir bir bilgiyi koymak devrimci bir düşüncenin ürünüdür zordur ve devrimsel bir aydınlanma gereklidir. Batıl inanç dediğimiz şeyler eskiden insanların inandığı şeylerdi. Ve hepsinin bir nedeni vardı. Peki bizler modern bilimin yolunda aklın yolunda ilerleyen insanlar bu batıl dediğimiz şeylerin gerçek olduğu ile karşı karşıya kalırsak bu devrimsel düşünceyi ortaya koyabilir miyiz? Drakula Londra'ya da bu yüzden gitmek istemektedir. Çünkü kan emen vampir gibi inançlara onlar inanmaz kendini gören olsa bile o kişiye asla insanlar inanmaz zeki adam :) tabi bu kitapta geçmez benim yorumum.
Bu kısma şunu da eklemem gerek insanlar günümüzdeki tırnak içinde maymundan mı geldik diye kendi inandığı tanrının çirkin yaratmasını beğenmez ayrı konu bir maymundan geldiğini kabul etmek istemez(bu arada bilim insanları maymundan geldik demiyor zaten.) hatta çoğu bilim insanı da bunu kabul etmek istemez ancak kitabın içindeki karakterlerimiz gibi nefret ettiği şeyleri kanıtladılar. Bir şeyden nefret etseniz bile onu kanıtlamak zorundasınız. Nefret ettiğiniz şey karanlıkta size bakıyor olabilir. Onunla yüzleşmek gerekir.
Kitapta bir anlatıda çocuğun biri annesinden zulm görüyor ancak annesini dinine bağlı sadık biri olduğunu ve onun bu yüzden cennete gideceğini kendisinin de annesi cennete gideceği için cennete gitmek istememesi anlatılıyor. Bu dünyada cehennemi zaten yaşamış bir insanı inandıkları bir öte dünyadaki cehennem korkutamaz. Kötülük problemine değiniliyor. Ancak cehhennem bile olsa bir yere varmalıydı bu acılar. En acılardan biri de Lucy karakterinin annesi bilmeyerek kendi kızına kötülük yapmasıdır. Düzeltmem gerekirse kötülük değil çünkü Aristoteles'e göre bilmeden yapılan istemeyerek yapılan demektir kötülük demek değildir. Bir insan asitli yakıcı bir temizlik maddesi içtiği zaman o kişiyi kusturmak ona daha büyük zarar verir çünkü insan midesi buna dayanıklıdır, ikinci defa kusturmak bu asitli yakıcı sıvının tekrar boğaza zarar vermesi anlamına gelir. Aynı şekilde bunu bilmeyen bir insan bu durumda en sevdiği insana bilmediği için istemeyerek kötülük etmiş olur. Aslında bilmemek kötülük karanlığını yaratandır yani cahillik.
Hayatta karanlıklar vardır ve ışıklar. Karanlıklardan biri görünüşü gerçeklik sanmaktır. Her ışığı aydınlık sanar insanlar. Buna kitabın bir bölümünde sahneleniyor. Karakterimiz Dr. John Seward, Lucy karakterinin ölümünden sonra bir hizmetçinin cenazenin yanına geldiğini ve onu seven insanların değerini vurguluyor bu bir ışıktır ancak uyuyup uyanınca gerçek karanlıkla yüzyüze kalır, hizmetçi Lucy'nin boynunda duran altın haç'ı alıp kaçmıştır. Hiç göründüğü gibi değil öyle değil mi? oy kullanırken insanlar bunu hatırlamalı bence :)
Bunlar benim yorumlarımdı incelememdi yapay zeka ya sordum bu drakula ne ayak diye
Victoria döneminde cinselliğin bir tabu olması ve drakulanın boyundan cinsel tabuyu yıkması, Lucy nin bir gunde 3 erkek tarafından teklif alması ve bu dönemde bunun ahlaksız sayılması ve cezasının kesilmesi hatta Drakula onu kurbanı yaptığında daha bir cinsel şevkle ölü diri olarak hareket etmesi ve bunun sonucunda kalbine kazık sökülüp cezalandırılması cart curt ve en önemli nokta benim de hiç aklıma gelmedi drakulanın batıl inançlardaki gibi sis kontrolü doğa kontrolü diyelim vahşi hayvanlar aynada gözükmemesi güçleri özellikler varken Van helsing her zaman ona bilimle yanıt vermiştir dönemine göre modern tıp olarak kan nakli vs yani bilimin bu batıl şeyleri yendiğini simgelemesi harika bir detaymış bunu yapay zeka sayesinde öğrendim. Neyse oda öyle bir delikanlı.
Sonuç olarak bu kitabı okurken ayaklarınız dikenli yollardan geçmeli yoksa sevdiğiniz karakterler bir kan yolunda yürüyebilir. Benim gibi sıradan bir okuyucunun takdirini kazanmak değerliyse bu kitap bunu kazandı. Korku gerili kitaplarına bakış açımı değiştirdi.
Omne Ignotum pro magnigico
Bilinmeyen her şey önemli zannedilir.
Adios.