8/10
·240 syf.··
2018 50. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2018 14:28
İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinden okuduğum 22. kitap oldu. Arkadi ve Boris Strugatski kardeşlerden ise okuduğum 3. kitap olmasına karşın eserlerinin diline bir türlü alışamadım. Şu ana kadar okuduğum kitaplarında gördüğüm şu ki: Konu ve fikir muhteşem; ancak işleyiş biçimi ve dil vasat. Bir bilimkurgu eserden harika bir edebi dil beklemiyorum elbette; ama daha edebi bir tat beklemek de bir okur olarak hakkım diye düşünüyorum. Tanrı Olmaz Zor İş, klasik bilimkurgu romanlarında okuduğumuz, başka gezegenlere "bilim adamı" götürülmesi fikrini aşarak başka bir toplumun düzenini, yaşayış şekillerini anlamak ve değerlendirmek için gönderilen bir "tarihçinin" etrafında gelişen olayları konu alıyor. Tarihçimizin ismi, Don Rumata. Don Rumata ve beraberindeki diğer bilim adamlarının gittikleri gezegen, Dünya’mızın Ortaçağına çok benzeyen ve tarihsel bir süreçten geçen Arkanar şehri. Aslında bu yolculuğu bir "gezegenler arası yolculuktan" ziyade bir "zamanlar arası yolculuk" olarak niteleyebiliriz. Ayrıca esere "sosyal bilimkurgu" da denebilir. Çünkü içerisinde çok fazla sosyolojik tespit ve bakış açısı mevcut. Bir toplum nasıl inşa edilir, gelişim sürecinde neleri yaşamak zorundadır gibi sorulara cevap arayan bir eser. Kitabın ismindeki "tanrı" isminin de nereden geldiğini hemen kısaca açıklayıp geçeyim. Birçok kişinin kafasına takıldığına eminim. Don Rumata ve beraberindeki diğer bilim adamları gittikleri Ortaçağa benzeyen toplumda oldukça güçlü ve donanımlı insanlar oldukları için tanrı olarak adlandırılıyorlar. Yani Arkanar'da adeta birer tanrı özelliğine sahipler. Don Rumata, sosyal duyarlılığı olan tarihçi bir bilim adamıdır. Aynı zamanda hümanist ve şefkatli biri. Sahip olduğu sosyal duyarlılık ve insan ırkına karşı kendini sorumlu hissetmesi duygusal yönden oldukça hassas bir yapıya sahip olmasını sağlıyor. Toplumu ve insanı anlamak üzerine çalışıyor. Don Rumata toplumu ve insanları anlamaya çalıştıkça bize de anlatmaya başlıyor ve kitabın felsefesi yavaş yavaş dökülmeye başlıyor önünüze. Don Rumata ve beraberindeki diğer bilim adamlarının gittiği Arkanar’da ise durumlar oldukça kötüdür. Toplum tam anlamıyla çürümüş, hile, düzenbazlık ve alçaklık bir nimet olarak görülmeye başlamıştır. Arkanar isimli şehirde, Don Reba isimli bir kral vardır ve halka zulmetmektedir. Onun faşizan polis devleti uygulamaları, bilgili ve muhalif insanlara nefes aldırmamaktadır. Güttüğü politikalarla bilim adamları, tıpçılar ve sanatkarlar gibi bilgili ve kültürlü insanlar tek tek avlanmakta, cehalet övgüyle karşılanmaktadır. Sadece sarayın buyruklarına boyun eğenler hayatta kalmaktadır. Okuma yazma bilmenin, kitap okumanın, şiir yazmanın, bilimsel çalışmalar yapmanın yasak olduğu bir yerdir burası. Ve bunlar yukarıdan bir dayatmanın yanı sıra toplum tarafından da benimsenmiş fikirlerdir. Toplum tarafından benimsenmiş olması ise, en tehlikeli olan durumdur. Goethe'nin dediği gibi; "Dünyanın en tehlikeli hali, cehaletin örgütlü eyleme geçme halidir." Kitaptaki “bilgiye yergi ve cahilliğe övgü”nün biz Türkiye okurları için oldukça tanıdık bir durum olduğunu düşünüyorum. Peki Tanrı Olmak Neden Zor İş? Aksini ispatlayacak bilginiz, karşı koyacak gücünüz varken, ahmaklığa, zorbalığa ve cehalete seyirci kalmak gerçekten zor da ondan. Son paragrafımı da kitabın kapağı için açmak istiyorum. Zira kitabın konusu ile bağlantılı olan muhteşem bir esere vurgu yapılarak oluşturulmuş bir kapak. Benim çok hoşuma gitti açıkçası. Kapaktaki resim, Michelangelo’nun Âdem’in Yaratılışı freskindeki yaratıcı ile yaratılanın ellerini birbirlerine uzatırken resmedildiği sahneye gönderme yapıyor. (Bkz: hizliresim.com/VDP4BP) Kitabın içeriği ve felsefesi birlikte düşünüldüğünde, kapak ile kitabın birebir örtüştüğünü ve muhteşem bir uyum yakalandığını söylemek gerekir.
Tanrı Olmak Zor İşArkadi Strugatski · İthaki Yayınları · 20181,577 okunma
··
2 +1'leme
·
2.636 Gösterim
6 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Eline sağlık, istemezdim tanrı olmak diyeceğim- tepki alacağım, susayım en iyisi. Evde var kitap , hatta kızım okudu galiba, ben farklı mecralardayım, ama merak ediyorum sen kıllansan da Strugatski kardeşlerin yazım tarzına. Hatta belki de- senin incelemelerinden dolayı-sırf merak ettiğim için o tarzı, okuyacağım kitabı. Aslında bilim kurgunun en sevdiğim hali bu sosyal hali, mülksüzler olsun, cesur yeni dünya olsun hatta Bioshock oyunları olsun çok severim, bakacağız artık müsait bir zamanda. Teşekkürler tekrar, her zamanki gibi detaylı olan bu incelem için. Sağlıcakla kal
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
Bu şartlar altında ben de istemezdim. Acı verir çünkü... Kızın bile okumuş sen hala okumamışsın be Erhan Abi :)) Strugatski kardeşleri sevebilirsin belki sen. Farklı bir tarzları var ve hikaye gibi yazıyorlar. Hitap edebilir sana... Ben de bilimkurgunun sosyal halini seviyorum. Mülksüzler tadı var biraz bu kitapta da. Zaten Ursula K. Le Guin tavsiyeli bir kitap olduğu bilgisini de vereyim. Ben teşekkür ederim, sevgiler :)
Son zamanlarda çok bilimkurgu istiyor, alıyoruz haliyle :) Başlarım ben de okumadığım kitapları bitirebilirsem . Sen de ithakiyi bitireceksin yakında.
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
22/36 şu an itibarıyla. 14 kitap daha okumam gerekiyor yakalamam için :) Bir an önce başlasan iyi olur. Çünkü Evren gibi genişliyor kitaplar da :)
Semih Bey çok istikrarlısınız, 22/36 sıkı bir sayı. Ben olsam 3-5 kitaptan sonra sıkılırdım. Bu açıdan sizi takdir ediyorum, sitenin bilimkurgu bükücüsü gibisiniz. :) Bilimkurgu ilgimi çok çeken bir tür değil, lakin okuyacak olsam size sorardım. 36.ya kadar gitmenizi bekliyoruz. :)
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
Beklenti şekliniz doğru :) Şu an Dr. Moreau’nun Adası’nı okuyorum ben de zaten. Kısa zamanda bitecek gibi. Belki bugün bile bitirebilirim :) İncelemeleri kasıtlı olarak yapıyorum. Benim tarzımda olan insanlara yol gösterme amaçlı hareket ediyorum. Biraz tarz meselesi yani :)
Gerçekten de fikirler harika ama işleniş biçimi çok vasat. Bu kardeşlerin hiçbir kitabı beni sarmadı. Yazık, bu fikirlerle başka bir bilimkurgu yazarı unutulmayacak kitaplar yazabilirdi. Emeğinize sağlık.
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
Tam olarak aynı fikirdeyiz. Adamlar çok zekice konular bulmuşlar ve sanırım bunun kaymağını yemişler/yiyorlar. Başka bir yazarın elinde daha efsane eserler ortaya çıkabilirdi bence de...
Tanri ile alakyı nereden kurmuş
Semih Doğan
Gönderi Sahibi
İncelemede yazıyor yahu.