Puan vermedi·399 syf.··Beğendi
···Okunma: 10 Temmuz 2018 17:35 Kediler sinsi hayvanlardır. Siz yemeğinizi yerken sessizce masanın altından gelir bacaklarınıza değerler, düşüncesi bile rahatsız edici… Geceleri o sinsi bakışları üzerinizden eksik olmaz. Üstelik tembeller de.
Kedileri sevmezdim. Artık daha da sevmiyorum.
Okuduğum ilk Stephen King kitabı oldu. Etkinlik olmasaydı uzun bir süre de okumazdım sanırım. Bu vesileyle de Stephen King Okuma Etkinliği için teşekkür etmiş olayım.
Sipariş verirken Medyum ve Hayvan Mezarlığı arasında kalmıştım. Aslında konu olarak Medyum daha çok ilgimi çekmişti ve hakkında etkinlik sayesinde güzel incelemeler okumuştum. Ama Hayvan Mezarlığını aldım. Çünkü arkasında King’in en korkunç kitabı olduğu yönünde bir yorum yazıyordu ve ben de gerçekten korkunç bir şeyler okumak istiyordum. Şimdi ise King okumaya devam edeceğim, çünkü tatmin olmadım.
Kitabın ilk 200 sayfası aslında pek çok filmle -korku edebiyatına pek aşina olmadığım için filmlerle karşılaştırma yapabiliyorum- benzerlik taşıyor. Yeni taşınılan bir ev, mutlu bir aile, tuhaf bir komşu… Tabi ki bu devam etmiyor ve yavaştan beklediğim sıradışı olaylar gelişmeye başlıyor. Yani o garip mezarlık işin içine dahil oluyor.
---------
Kitaptan bazı bölümlerle devam edeceğim. Bu kısım AĞIR SPOİLER içerir.
Bence kitabın en iyi bölümleri Churc'ün döndükten sonra Louis ile iletişim kurduğu zamanlar ve yine Louis’in en sonlara doğru Gage’i ve özellikle de Rachel’ı gömmeye karar verdikten sonraki deliliğe varan hallerinin anlatıldığı kısımlardı. King buraları gerçekten sahici anlatmıştı.
Bu arada mezarlığın sırrını öğrendiğimdem beri Jud’un geri dönenlerden olduğunu düşünmüştüm. Hayal kırıklığına uğradım :(
Bide Pascow un Loise’in aklına geldiği zamanları da iyi işlemişti King,unutmadan yazmış olayım.
----------
Gelelim neden tatmin olmadığıma… Özellikle arkadaki yazıdan galiba, fena halde korkacağım şeklinde bir beklenti oluşmuştu bende. Tamam, son yaklaşık 100 sayfayı gece okumaktan birazcık tırsmış olabilirim ama gündüz tamamladığında, gece de okusam çok fark etmeyeceği kanısına vardım.
Bunu da korku ögelerinin devamsız oluşuna ve günlük olaylarla gayet başarılı bir şekilde harmanlanmış olmasına bağladım. Örneğin, aile ilişkileri üzerinde uzunca durulmuştu, ya da Jud ve Louis her akşam birkaç şişe bira içmekten geri kalmıyorlardı. Dediğim gibi sıradan ve sıradışı olaylar gayet iyi bağlanmıştı fakat bu, kitabın benim beklediğim gibi çok korkunç olmasının veya arkasında yazdığı gibi King’in en korkunç romanı olmasının önüne geçmişti. Tatminsizliğim bundandır.Yani,eminim King daha çook ürkütücü kitaplar yazmıştır, hatta nedense Medyum’um böyle olduğu hakkında içimde derin bir his var. Okumaya devam!
Kitapla kalın : )