Gönderi

9/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2018 44. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2018 19:43
Şimdi ben bu kitabı niye okudum, ya da adı Nöbet Çiçeği olan bir kitap okunur mu gibi soruları önemsemeyerek öncelikle kitabın konusuna odaklanmak istiyorum. 3 şişe ve 15 kadeh şaraptan oluşan bir kitap Nöbet Çiçeği. İki kadın kahramanımız Vildan ve Derin her bölümde bir kadeh şarapla kitabı bitirtiyorlar bize. Evet iki kadın var kitapta, farklı yaşlarda farklı yerlerden, Lodos'un birbirine bağladığı iki kadın. Ortak özellikleri ikisinin de bir parça kaybetmiş olması. Baştan sona bir kadın kitabı Nöbet Çiçeği, bir kadın kitabı olmasına rağmen bana da kendini okutabilen bir kitap aynı zamanda. Kim var başka kitapta, Nüvit Alkan var, 40 yaşında şiirin bile kendisini kurtaramadığını söyleyerek intihar eden ünlü bir şair (Nilgün Marmara'yı hatırlattı değil mi?) Arkasından 4 ayrı şairi sürüklemiş Nüvit Alkan. Hepsi 40'ıncı yaş günlerinde aynı mesajla intihar etmiş. Sonra Serhat Savaş var, garip bir adam kitabın sonunda bile tam olarak anlaşılamayan. Sonra Heybeliada var. Edebiyat var her açıdan, şiirleri var Nüvit Alkan'ın (Candan Selman'ın kaleminden), Müzik var bir filmin soundtrack'ı gibi, filmler var, resimler var, hayat var. Çok şey var yani. Bir kadın tarafından yazılan, iki kadını anlatan bir kadın kitabını neden beğendim peki be?. Öncelikle kitabı okuma sebebime geleyim. Yazarı tanıyorum, kitabın yazım sürecinden haberdarım, hatta içinde bana ait bir şey bile var. Yeterli mi:) Tabi ki bu kitabı övüp promosyon bir kitap kazanmak için bir fırsat olabilirdi:) Ama çıktığından beri okumamıştım bu kitabı, internetten parasını verip aldım yani. Candan Selman'ın bir önceki kitabı Karaktersiz 'i okuduğumda beğenmediğim bazı yerleri söylemiştim kendisine. O kitabın kurgusu da güzeldi ama biraz erken bitmişti sanki. Ama açıkça söylemek gerekirse, bir günde bitirdiğim bu kitabı beklemediğim kadar beğendim. Nöbet Çiçeği ismine bile kıl olmuştum en başında, bitirince o bile batmadı mesela. Kurgu için oldukça uğraşmış yazar, anlaşılıyor, açık bir kapı bırakmıyor bize. "Ya bu böyle olmamış" diyebileceğiniz bir yer yok. Yazarın-ki kimse tanımıyor anladığım kadarıyla okunma sayısına bakarsak sitede- dili çok güzel. Sıkılmıyorsunuz içtiğiniz kadehten, yakmıyor boğazınızı. Tatlı tatlı akıyor hikaye içinize doğru, ara sıra güzel şiirler var Nüvit Alkan'dan. Kendisini göstermeyi seviyor Candan Selman , bazen zekice girdiler yapıyor romana, ama bir ukalalık olarak değerlendirmiyorsunuz bunları – ya da ben değerlendirmedim:) - kıvamında çünkü her şey, abartmıyor hiç bir şeyi. Basit bir hikaye aslında, iki kadın bir adada bir evde mahsur kalıp birbirlerini tanıyorlar sonuçta, ne bekleyebilirsiniz ki. Korku, gerilim? Romanın içinde Candan Selman iki ayrı sondan bile bahsediyor kitapla ilgili beklentilerinizi arttıran, ama hayal kırıklığına uğramıyorsunuz ne olursa olsun romanın bitiminde de. Neyse ismi bilinmeyen bir yazarın altıncı kitabı, ikinci romanı olan Nöbet Çiçeği isimli bir roman okunur mu hususuna gelelim şimdi. Okunur efendim,yazarı tanımasanız bile benim gibi, kadın romanlarından (nasıl oluyorsa) haz etmiyorsanız bile okunur. Sonuçta denemeden hiç bir şey kazanamazsınız. Kitapta bolca geçen bir şarkıyla bitireyim bari incelemeyi. Hayat sevince güzel sonuçta:) youtube.com/watch?v=gRjsXfD...
Edebiyat
Nöbet ÇiçeğiCandan Selman · Kafe Kültür Yayınları · 20181 okunma
··
134 Gösterim
9 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Sanırım 'bir kadın tarafından yazılan, iki kadını anlatan bir kadın kitabını neden beğendim' ifadenizi sevmedim. Niye siz böyle sürekli ayrımcılık yapıyorsunuz :) Edebi değeri düşük, aşklı, vb özelliklere sahip kitaplara kadın kitabı denilirken, yine edebi değeri düşük, kanlı, mafyalı, cinayetli vb. kitaplara neden erkek kitabı denmiyor? Bence yüzyıl öncesinde kalmış olması gereken ifadeler. Elinize sağlık inceleme için, ben de merak ettim, burada yayınladığınız bir şiir miydi kitapta geçen?
Erhan Özdemir
Gönderi Sahibi
Ben teşekkür ederim, kendim bile tatmin olmasam da yorumumdan:)
Madem işin içinde şarap var, bir Bomonti Black eşliğinde yavaş yavaş okudum. O buz gibi içecek boğazımdan inerken, odada yankılanan blues esintileri ayrı bir keyif verdi. Sağ tarafımda gece lambası duruyor odaya loş bir ışık veriyor. Bir yudum daha alıyorum ve okumaya devam ediyorum. Aslında öykü yazasım geldi inceleme yaparken onu da yapmayacağım. Kısacası bir şey yapasım yok erhan abi. :))) Kitapta sana ait bir şey var demek. Bana spoiler ver diyordun hani senin spoiler hani nerede??? :))) Eline sağlık abi. Kitaba merak uyandırıyor ve okumak için neden veriyorsun. Sonuçta denemeden hiçbir şey kazanamayacağımız gibi denesek 'te kazanamayacağımız onca şey var. Kazanarak bile gerçekten kazanıp kazanmadığımızı bilemediğimiz durumlarda yok değil. Zaten niye kazanıyoruz ki abi, kazanıp ne yapacağız. Ne demiş Cioran; "Mutsuz olmak, mutsuz etmekten bin kat daha iyidir." alakasız bitireyim dedim. :))) Teşekkür ederim, emeğine sağlık.
Erhan Özdemir
Gönderi Sahibi
Şerefe o zaman, acayip peynirler vardı bir ara bakmıştım hepsine de kırmızı şarapla, Doluca neo, uygun fiyatlı güzel şarap, gidiyor her türlü peynirle. İyi geceler
Müzik dünyasında meşhur 27'ler kulübünü hepimiz biliyorduk ama bunun bir benzerinin yani 40'lar kulübünün olduğunu da bu inceleme sayesinde öğrenmiş oldum:) Oysaki hayat 40'ından sonra başlamıyor muydu?! 1-2 yıl daha deneselerdi keşke... Neyse, kadın-erkek mevzusuna hiç girmiyorum. Bu konuda 18 paragraflık cevaplar yazmak zorunda kalıyorsun:) Sana böyle bir acı çektirmeyeceğim:) Bana göre yazarların cinsiyeti vardır; kitapların cinsiyeti yoktur deyip geçiyorum kısaca... Ben çok sevdim incelemeyi... 'Yeni yazarlar kitaptan çok kitabın adını düşünüyor' adlı meşhur tezime ben yazmadan cevap vermişsin:) O yüzden o kısmı da geçiyorum... Birkaç ay önceki Nazan Bekiroğlu denemen sitede şok etkisi yaratmıştı:) Şimdi yine benzer bir okuma yapmışsın... Bence kitaptan çok senin bu keşiflerin dikkate alınmalı... Bir de; 'üzerine konuşulacak nitelikte' yazılar yazmak da ayrı bir yetenek... Bak buralar hep dutluktu; öyle bir yazmışsın ki yorumdan geçilmiyor:) Tam benim sevdiğim ortamlar:) Bu arada kitapta senden de bir iz olması ayrı bir güzel olmuş... Ellerine sağlık Erhan... Sevgilerimle...
Erhan Özdemir
Gönderi Sahibi
Ben okuma listemde olup da önemsemediğim kitapları aldım bu kez, çoğu da yerli yazar- tazsiye edilen inclemelerde. Bu kitabı ve Onat Kutları ayrı tutarsam onlara gireceğim yakında. Yorulmam bir de- zaten müsait omayınca anlaşılıyor herkes, iki satırla kapanıyor yorum :) Savaş Santı geldi aklıma- uygun örnek olmasa da. İşte nNesrin hanıma dediğim gibi aslında erkekler kitaptan daha uzak kadınlardan, yüzde yirmiyiz belki biz. Gecenin sonuna yolculuğu da almıştım senin incelemenden sonra, başlayacağım uygun bir zamanda. Bilmukabele ya da double sağlıcakla kal:)
İlgi uyandırıcı bir inceleme olmuş, eline sağlık Erhan Abi. En çok ilgimi çeken kısım ise içerisinde sana ait olan şeyin ne olduğuydu. Ağzımıza bir parmak bal çalıp gidemezsin öyle :) Not olarak, “kadın”lı kısımlar beni de bir miktar rahatsız etti.
Erhan Özdemir
Gönderi Sahibi
Çok kadın kullandım özel olarak, çünkü daha önceki bir iki incelemelerde haklı olarak kadın yazarların yazdığı şeyleri sevmediğine ilgili yorumlar almıştım. Kadın romanı olmasına rağmen sevdim dedim o yüzden. Erkek romanı diye bir şey yoksa kadın romanı niye var Nesrin Hanımın belirttiği gibi? Basit bir şekilde istatistiklere bakarak bazı kitapların büyük bir çoğunlukla kadın okuyucular tarafından okunduğunu söyleyebiliriz. Ama kadın yazarlar tarafından yazılan tüm kitaplar böyle değil tabii ki. Bazı kitaplar oluyor, içinde sadece bir kadının anlayabileceği, onun bir şeyler hissedeceği girdiler oluyor. Biz erkekler bunları genelde sıkıcı bulduğumuz halde, beğeniyoruz yapmacık bir şekilde. Ya da benim odunluğum sadece. Adalet Ağaoğlu mesela, öyle gelmiyor bana ama. Ya da gelmiyor ki aklıma şimdi, işte Rus edebiyatını sevip kadın bir yazar bulamıyor insan, bilimkurgu yine genel olarak erkeklerin tekeline girmiş Fantezi edebiyatında çok güzel işler başaranlar var ve okuyorum severek. Ama ellerinde olmayan sebeplerden dolayı sayıları erkeklerin onda biri olan kadın yazarların çoğu gerçekte kadınların daha çok beğeneceği kitaplar yazıyor. Yani demek istediğim görüşlerinizde hem haklısınız, hem değilsiniz Nesrin hanımla birlikte. Önyargı başka bir şey, beğenmemek başka. Ama burada yazılamayacak kadar çok şey var bu konuyla ilgili. Dağınık oluyor birşeyler yazmaya çalışınca da bu durumda. Çok teşekkürler yorumun için, şiir parçası vardı kitapta benden, yazmasaydım incelemeye daha iyi olurdu belki ama duramadım yine. Günaydınlar bir de:)
Demek yazarı tanıyorsunuz. Hmm... Sizin aramıza sızmış bir ajan olduğunuzu biliyordum. Bir gün bunu ispat edeceğim. Elinize sağlık bu güzel inceleme için Erhan Bey. :)
Erhan Özdemir
Gönderi Sahibi
Gerçi bolca varmış onlardan burada, pardon
Reklam
Şu an elimde olsa bir saniye bile kaybetmeden açıp okurdum :) O kadar ilgi çekici bir inceleme olmuş. :)
Erhan Özdemir
Gönderi Sahibi
Çok teşekkürler, kitap da benzer bir ilgi çekicilikte ama :)