Gönderi

İnci, Yüzük, İnsan ve Güç
10/10
·101 syf.··
2018 45. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2018 18:44
John Steinbeck 1962’de Nobel kazanmış değerli bir yazar. Hayatını kazanmak için çabalamış, birçok işte çalışmış, kitaplarında da çok iyi bir şekilde yansıttığı hayatın acımasız gerçeklerini tecrübe etmiş. Ki zaten böyle bir birikime sahip olmayan birinin, insanı bu denli etkileyebilecek eserler yazabileceğini düşünmüyorum… Steinbeck, kendi çabalarıyla Stanford Üniversitesi’ne gittiğinde sadece yazarlığına katkıda bulunacak derslere girmiş. Hayattan ne istediğini bilen birisi anlayacağınız. Düşünüyorum da iyi ki böylesine azimliymiş, bugünlere ulaşmış da bize onu okuma imkanı vermiş. İnci… Bu kitap beni çok etkiledi. Üzüntüden çeviremediğim, sinirimden parçalamak istediğim ya da hüzünlü bir tebessümle durakladığım sayfaları okudum bu kitapta. Garip bir dili var Steinbeck’in; Fareler ve İnsanlar’da da böyle olmuştum. Böyle ince ince değil, bıçak gibi sızlatıyor içinizde bir yerleri. Öyle süslü benzetmelerle de yapmıyor bunu. Salt gerçeği yazıyor. Gerçek en çok acıtan şey oluyor. Tomris Uyar'ın kitabın sunuş kısmında yazdığı çok hoşuma giden bir cümleyi paylaşmak istiyorum sizle. Bir nevi demeye çalıştığım şeylerin özeti gibi çünkü. “Çünkü Steinbeck, iflasların birbirini izlediği, işsizliğin, parasızlığın, açlığın kol gezdiği, insanoğlunun umudunun, var olma direncinin seyreldiği bir tarih anında olanca görkemiyle gerçek umudun türküsünü söylemiştir. Tozpembe olmayan gerçekçi umudun.” İnci, Kızıldereli Kino’nun üzerinden ayrımcılığı, hırsları, parasızlığı, insan olmanın zafiyetlerini anlatan kısa ama etkili bir kitap. Bebeğinin hastalığını tedavi edecek doktoru bulamayan bir babanın çaresizliği. Ve ardından bulduğu eşsiz inciyle birlikte insanların ona olan tepkisinin değişimi. Ardından Kino’nun değişimi. Size kitabın akışını anlatmak istemiyorum daha fazla. Kitabın ‘eşsiz bir inci’ üzerinden anlattığı ‘insan’dan bahsetmek istiyorum biraz da. İnandığı dinin kitabını okumayı bilmeyen bir adamın çaresizliğinden bahsetmek istiyorum. Kandırıldığını bildiği halde inanmaktan başka çaresi olmayan insanlardan, çaresiz ve güçsüz bırakılmış insanlardan bahsetmek istiyorum. İnci bir temsil bu kitapta. Yokluklara hapsedilmiş bir adamın hayallerini temsil ediyor ‘inci’. Güç karşında insanların ne denli insanlıktan çıkabileceğini anlatıyor. Ardından bir adamın hayallerine tutsak oluşunu anlatıyor. Tanıdık geldi mi biraz? (buradan sonrası spoiler) Açıkçası ben Steinbeck’in incisini, Tolkien’in yüzüğüne benzettim okurken. Kino “İnci benim canım oldu, ondan vazgeçersem canımdan da olurum” derken, Gollum hali hazırda ‘kıymetli’si için canından oluyor mu zaten? İnci Kino’nun en büyük kurtuluşu olabilecekken, en büyük kaybının nedeni oluveriyor birdenbire. Yüzük de böyle değil miydi sahi? Kino, gözü kararıp inci yüzünden karısını döverken, Smeagol da kardeşini öldürmedi mi bir yüzük uğruna? İnci’nin sonu, çıktığı suyun dibinde biterken; yüzük de yaratıldığı dağda yok edilmedi mi? Gollum canından olurken kıymetlisi için, Kino oğlundan olmadı mı ‘canım’ dediği için? Gelmek istediğim nokta; yüzük ya da inci semboller değişebilir ama bir şey aynı: İnsan… İnsanlar için güç, arkasını dönüp gidemeyeceği cazibeli bir tuzak aslında. Güce sahip olma ve yönetme hissiyle yanıp tutuşan insan, bir süre sonra gücün kölesi haline geleceğini fark edemiyor hiçbir zaman. Güce olan tutkunlukları, ona sahip olabilmek için verdikleri, feda ettikleri her şeyi gözlerinden siliyor. Güce olan hırs kaybedilenlerin önüne bir perde çekiyor. Çünkü kurban tek bir şeye odaklanıyor o anda: Sahip olacakları ve daha fazlası. Sonsuz bir doyumsuzluk... Kino’nun inciyle gerçekleştireceği tozpembe hayalleri vardı. Hayatın ondan çaldıklarını istedi inciden. Hayatın ondan çaldıklarını bir inciyle geri alabileceğini düşündü. İnci ilk önce araçtı. Güç ilk anda araçtır. Sonra karşısına zorluklar çıktı. İnci başına bir sürü dert açtı. İnci, hayatından daha çok şey çaldı. Ama o inciyi bırakmadı. İnci onun amacı oldu. Ardından güç yegane amaca dönüşür. Sonrası ise daha fazla kayıptan öteye gidememiş hiçbir zaman. Hani gerçekçi de olsa bir umut diyorduk? O ne oldu? Evet, umut yine var. Orada duruyor. Çok büyük bir klişe ya da basmakalıp bir ifade olsa da umut sevgide. Yine bir karşılaştırma yaparsam; İnci’yle olan macerasında Kino’nun yanında hep eşi vardı. Güçsüz olduğunda ona güç veren., hırpaladığında pes etmeyen, korktuğunda cesaretlendiren oydu… En sonunda kurtuluşuna yardım eden de oydu, tüm kayıplara rağmen. Frodo’nun yanındaki Sam gibi… Yazıyı İnci için yazdım ama bir tanıtım ve öneri yazısından çok bir karşılaştırma ve yorumlama yazısı gibi oldu. Kitabı okurken aklımdan sürekli geçen düşüncelerdi bunlar. Bunları paylaşmadan bu kitap hakkında bir şey yazamazdım sanırım. Yazsam da içime sinmezdi. Hatalarım yanlışlarım varsa affola. İyi okumalar :)
Edebiyat
İnciJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 202349,8bin okunma
··1 alıntı·
3.301 Gösterim
20 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
"İnce ince değil, bıçak gibi" bir inceleme olmuş, kaleminize sağlık...
İclâl
Gönderi Sahibi
:)) Çok teşekkürler 😊😊
Ne güzel okuyordum incelemeyi, kâh hüzünlenerek , kâh gülerek, kâh kızarak . Sonra İnci'nin akibetini söyleyince kitap bir film şetridi gibi geçti gözlerimin önünden okumasam da:) Elinize sağlık, güzel bir inceleme olmuş - kitap fazla ilgimi çekmedi, ama çok da ısınamadım Steinbeck'e zamanında. Fareler ve İnsanlar'ı okudum sadece evet:)
İclâl
Gönderi Sahibi
Her yazarı herkes aynı şekilde sevmeyebilir zaten edebiyatın güzelliği de bu. siz de dün bahsetmiştiniz, yazar bir yazar ama her okur farklı anlar, farklı yorumlar, farklı anlatır... İlkokuldaki ders kitaplarına koydukları o klasik, prizmadan yansıyan beyaz ışığın resmi gibi. Sonra ortaya her renkten bir cümbüş çıkar :)) Ama ben yine de, yazara çok ısınamadığınız halde incelemeyi beğenmenize ve sizde cağrıștırdıkları adına çok sevindim :) Teşekkür ederim 😊
İşte bu siteye üye olma sebebim incelemenin güzel örneklerinden biri. Yapmayın etmeyin okunacak çok kitap var, ömür yeter mi? :) Kaleminize sağlık İclal Hanım, çok güzel yazmışsınız. Listeme alıyorum.
İclâl
Gönderi Sahibi
Mmmm mis gibi huzur koktu buralar :)) En bi sevdiğim üçlü 😊😊
Tolkien'in Yüzüğü karşılaştırması çok yerinde olmuş kesinlikle. İnsanın yaşama koşulu olarak gördüğü ve medet umarak put haline getirdiği çok şey var gerçekten. Nesneler, topraklar, insanlar, arabalar... Daha fazlasını isteyenlerin çöküşleriyle dolu olan tarih ister istemez yakın merceğe alıyor insanı. Steinbeck'in bu öyküsünü F. İnsanlar'ından daha çok beğenmiştim. Bu incelemeyle tekrar okuyabileceğimi düşündüm kitabı, verilen mesajları kıyaslarla çok iyi özetlemişsiniz. Her birimizin farklı pencereden olaya bakışı burayı yeşillendiren en güzel etmen. Kaleminize sağlık.
İclâl
Gönderi Sahibi
Tam olarak bu işte. Kendi yarattığımız putlara tapıyoruz, onların kölesi haline geliyoruz. Onları yaşamak için kullanmıyor, onlar için yaşıyoruz resmen... Çok teşekkür ederim yorumunuz için 😊 Burası herbirimizin bakacak farklı bir pencere bulduğu, farklı manzaralardan keyif aldığı bir ortam. Bu yesilligi kaybetmemek dileğiyle.
Elinize sağlık İclal Hanım. Dikkatli okuyanlar için yazdıklarınızın içerisinde çok yararlı mesajlar var. Bu kitaptaki “inci” de Frodo’nun “yüzüğü” de kapitalist sistemdeki “para” da ilk başta amaç gibi görünür ama tamamen araçtır. Herkes amacının para kazanıp daha mutlu olmak olduğunu söyler ama gerçekte durum böyle değildir. Para, yüzük veya inci, insanı daha büyük bir hırsa, “güç”e götüren birer araçtır. Güç ise kısa vadede mutlu ederken, uzun vadede mutsuz eden bir şeydir. İncelemenizin içerisindeki mesajları yerine ulaştırırsak belki daha mutlu hayatlara sahip olmaya başlayabiliriz diye düşünüyorum :) Teşekkürler bu güzel inceleme için.
İclâl
Gönderi Sahibi
Ben de sizin gibi düşünüyorum. Teşhisi koyabilmek tedavinin yarısıdır bir yerde... Güç zehirlenmesinden mustarip olduğumuzun ya olabilebileceğimizin farkında olarak yaşamak ona karşı alınabilecek en büyük önlem bence. Siz de zaten en temel noktaları yorumunuzda belirtmişsiniz. Semih bey çok teşekkür ederim dikkatiniz ve açıklayıcı yorumunuz için.
Reklam
Böylesi zihnin, kalbin, bilgi ve birikimin derinliklerinden gelip, samimiyetle yazıya dökülmüş incelemer varken, ne yapayım bende en ufak okuma isteği uyandırmayan basmakalıp incelemeleri. Elinize sağlık İclal Hanım.
İclâl
Gönderi Sahibi
Böylesine güzel, naif ve düşünceli insanlar varken, ne yapayım başkalarını :)) Çok teşekkür ederim Rahime hanım :)) Teveccühünüz :)