Gönderi

Puan vermedi·144 syf.··
2018 15. kitabı
Siz hiç kahveye gittiniz mi ? Ben gittim, hem de çok gittim. Lisedeyken gittim, üniversitedeyken gittim, üniversiteden mezun olunca gittim. Şimdi gider miyim gitmem. Yahu şehirde kahveye mi gidilir,
Mahalle KahvesiSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 20129bin okunma
··
1.369 Gösterim
17 Yorum
Yüreğine sağlık
Sait Faik'le tanışma vaktim gelmişse demek ki... :) Teşekkürler bu güzel inceleme için.
Siz daha tanışmadınız mı,aaaa !! :) bir an önce tanışmalısınız. İzlenimlerinizi bekliyorum :)
1 yanıtı göster
He ya , aynısını konuşuyorduk geçen. Tamam eyvallah Dostoyevski , Balzac okuyun da bir Yaşar Kemal okumamışsın, Sait Faik bilmezsin edebiyat senin neyine yani :) Bugün bir dergi okuyordum Selda Bağcan da aynı şeyleri söylüyor,, bizde dinlenmek için illa batıdan gelmesi lazım, ben 40 yıldır avrupada fenomen oldum , ülkem daha yeni biliyor diyor. Çok haklı.
Biz kıymetini bilmiyoruz ama bize ait olmasına rağmen dünya bizden daha iyi biliyor. Geçen gün başka bir arkadaş da Erkin Koray'ı yazmıştı, Selda Bağcan ile ikisini dünyadan izlemeye, incelemeye geliyorlardı diye. Bizimkilere sorsan kominist, ateist bilmem ne derler. En basitinden biz bu ülkeden Cem Karaca'yı kovduk, Nazım Hikmet'i vatandaşlıktan çıkardık ya, bu ayıp da bize ölene kadar yeter.
Benim bir abim vardı. Coşkun adı. Tam üç yaş büyüktü benden. 58'li. Öykü hastasıydı. Bir de hızlı okurdu ki, hey Allahım ya, bir kitap hediye edersin, bir saat sonra sana yeniden yazar. Erken ayrıldı bu dünyadan. Geçenlerde
Hakan Sülün
Hakan Sülün
ile konuştuk. Heba var ya hocam dedi,
Heba
Heba
, HAT'ın romanı, kuş vumuş ya sapanla, hiç unutamadığı, uktesi. Benim de başıma geldi. Kuş vurmadım ama, bir güvercin vardı kanadı kırık, yardım etmedim. Ölmüş sonra. Ertesi gün, karıncalar yiyordu cesedini, çok koydu. Hakanım, ölümden bir gün evvel o güvercin kim bilir kaç karınca yemiştir. Zincire pek de dokunmamak lazım, dedim. Bir Kemalettin Tuğcu kitabı anlatmıştı bana abim. De ki kitap yüz sayfa, bir de öykü koymuş muhterem, beş sayfa. HAT'ın Heba'sı vardı orada. Belli ki HAT bir yeniden yazma yapmış. Tıpkı Michael Cunningham'ın
Saatler
Saatler
romanı gibi. Dediydi ki abim bana, eğer Alemdağ'da Var Bir Yılan 'nı bir kenara koyarsak, SFA ya Mahalle Kahvesi ya da Son Kuşlar'dır. Kalemine sağlık. Gani gani İbocuğum.
Kuş vurma olayına girmeyelim abi, yaramı deşersin. Küçücük çocuğuz verdiler ellerimize sapanları ne kadar serçe var vurduk. Sadece serçe de değil, sincap , kertenkele ne kadar canlı görürsek. Bir de birbirimizle yarışıyoruz sen çok vurdun ben çok vurdum, diye. İyi halt yemişiz gibi. Koca yürekli abiye de yürekten katılıyorum. Sait Faik'in tüm kitapları iyidir, kendini anlatıp ismini Lüzumsuz Adam koyduğu kitabı sonra gönül verdiği kadını ölümsüzleştirdiği Havada Bulut - ilk ismi Kovada Bulut'tur, bilirsin, yayınevi ne hoş hata yapmış- adadaki günlerini yazdığı Son Kuşlar - Benden Hikayesindeki çocuklarla ilgili kısım- ama en güzeli bana göre de Mahalle Kahvesi'dir. Ne muhteşem hikayeler vardır içinde, Sinağrit Baba, Ermeni Balıkçı ve Topal Martı, Domates Suyu ve Karanfiller... Özellikle o kitaptaki Plajdaki Ayna hikayesine hayranım. Ömrüne bereket abi, sevgilerimle..
Bu yorum görüntülenemiyor
Reklam
Bu yorum görüntülenemiyor
Bu yorum görüntülenemiyor
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.