Gönderi

6/10
·520 syf.·
2018 19. kitabı
Üzgünüm, duymak isteyeceğiniz şeyleri bu incelemeye yazmayacağım. Hatta incelemem belki de birçok arkadaşı(mı)n hoşuna gitmeyecek. Ama bu gerçekleri söylemekten çekineceğim anlamına asla gelmiyor. İlk çıktığı zaman kitabı elime aldım. Yavaş yavaş ve sindire sindire okuyup bir nevi önyargılarımı silmeye çalıştım. Ama üzgünüm, kitabın kapağını kapatırken önyargılarımdan kurtulamadım aksine düşündüklerimin gerçek olduğa karar verdim. Sarı saçlı paşa mavi gözlerini ufka dikmişti... Yunan ordusu tırsmıştı... Ondan sonra İsmet geldi... Ve.... Bir kıyamet koptu... Toplar... Tüfekler... Süngüler... Savaşı kazanmıştık... Paşa geldi ve ilk emrini verdi... ORDULAR İLK HEDEFİNİZ AKDENİZDİR İLERİ!!!... Ne hissettirdi? İnsan o anı birden yaşamış gibi oluyor değil mi? Tabi burası kitapta yazmıyor ben sadece kendi kelimelerimi dökmeyi denedim.(Özdil tarzı) Kitap güzel, hatta Atatürk çok çok güzel anlatılmış bu konuda herkese katılıyorum. Ama Özdil’i bu kitapta açıkcası samimi bulmuyorum. Atatürk sevgisine, Cumhuriyet bağlılığına, kadınlara verdiği öneme, gençliğe ve geri kalan her şeye asla lafım yoktur ki kendisi köşe yazılarından da nadiren sevdiğim(?) bir gazetecidir. -çok nadiren- Sadece anlamaya çalışıyorum. Neden? Niye? O kadar kitabın reklamını yapıyorsunuz, kitap binlerce basılıyor, Mustafa Kemal’i böyle görmediniz diyorsunuz, bu kitap için 10 yıl hazırlandım diyorsunuz ama okuyucularınıza kaynak gösterme zahmetinde bulunmuyorsunuz. Bazı noktalarda tamamen size kaynak görmeden onaylamamızı istiyorsunuz. Ee bunun muhalefet olanlardan ne farkı var? İyi yazıldı diye bir şey körü körüne görmeden inanmak mı lazım? Buna asla katılmıyorum. Aynı şeyleri de düşünsek, aynı bağlılıklara da sahip olsak, bir kaynak ve bir belge görmeden sadece yazan kişi için “O Yılmaz Özdil, yanlış yazmaz ona inanacağız!!!” gibi bir düşünceye sahip değilim. Bu yüzden yazdığı birçok hikaye bende havada kalmıştır. Kaynak olmadığı için de alıntılarına bile isteye yer vermedim. Bu kitaplar bana göre çerezliktir. Alırsın ve bildiğin insanı farklı kişinin bakış açısından tekrar okur, tekrar sorgular, tekrar hafızanda yerini korursun. Sadece şunları söylemek istiyorum. Bu kitap için “Örnek olsun, düşmanları belki alır, okur ve onu tanır,” denildi. Ama cidden bu kaynak, belge vs.. olayları benim için çok çok önemli. Yani bir insana bir şey anlatmak, öğretmek istiyorsan ona delillerini sunmak zorundasın. Ha sen sunarsın o yine yalanlar orası çok ayrı... Ama sen o ortamı yine de sağlamak zorundasın ki eğer böyle bir işe kalkışıp şu dönemde Atatürk kitabı yazıyorsan. Açıkcası bu tarih kitapları mevzusunda fazla titizim. Kaynakça olarak yabancı kitaplardan ve onların belgelerinden de kitaplarda yer edinmesini isterim. Çünkü bu tarihi, savaşları tek bir ülke yaşamıyor. Bu insanlara ve geçmişe dair yabancı kaynaklardan da çok fazla bilgi ve belge var. Bir kitap bana her şekilde açık olmalı ve her şekilde emeğini göstermeli. Üzgünüm, bu kitap bana buram buram para kokuyor. Samimi bulamadım. Zaten tarihçilerin de sizleri(gazeteci ya da diğer meslek gruplarını) doğru şeyler yazsanız bile örnek göstermemesinin sebebi budur. Geçenlerde tarih bölümünde akademisyenlik yapan arkadaşımla sohbet ediyordum. Kendisine bir soru yönelttim. Sorumu cevaplamakta tereddüt ettiğini söyledi ve ona “neden?” diye sordum. Kendisi ise bana şöyle söyledi: “Benim uzmanlık alanım bu değil. Hobi olarak o konuya yoğunlaşsam bile bir şeyden net olarak konuşamam ama sana elbette anlatırım. Fakat şunu söyleyeceğim. Hepimiz alanlar seçiyoruz. Her yıl veya ay, dünya çapında ortaya çıkan bir sürü belgeler, bir sürü kaynaklar keşfediyoruz. Ya da araştırmalar sonucu ortaya yeni şeyler çıkartıyoruz veya çıkıyor. Hepimiz her alan için bütün bilgilere sahip olamayız. Çünkü çalışmak ve öğrenmek özveri istiyor. Bunu sağlamak da çok zor. Ama sana çok güzel kitaplar ve tarihçiler önerebilirim. Uzmanlık alanlarında yıllarca çalışma yapmış insanların kitaplarını okuyabilirsin. Tarih bilgi ister, tarih kaynak ister, tarih emek ister. Bunu unutma.” Söyleyeceklerim bu kadar, teşekkürler.
Mustafa KemalYılmaz Özdil · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201815,7bin okunma
··1 alıntı·
6,1bin Gösterim
38 Yorum
İpek Çalışların kitabını ben de okudum. Güzel bilgiler vardır kabul, sıkıntı bilgiler de çoktur. Hava da kalan bir kaç bölüm var ki, şaka gibidir. Özellikle kendisinden büyük olan kadınla olan muhabbeti ve o kadının Zübeyde Hanımla olan diyaloğunu hatırla. Yahu hayalen böyle bir diyalog yazılır mı? Özellikle kız kardeşi Makbule Hanım üzerinden çok kaynakça var. Makbule Hanım in tavırlarının, Rıza Nur'un tavırlarından farklı olmadığı da ayrı bir gerçek değil midir? Çalışların kitabı için 5 tane dolu dolu işaret postit'i harcadım. Tarihçilerin kitabına döndü. Özel hayatı hakkında ki bilgiler olduğu için, çok detaylı kitaplar okumuşluğum yoktu. Bana iyi bir kaynak oldu. Zaten Mustafa Kemal incelemesinde de onu kıyas ettim bilerek. Bence biyografiler bir kenara.... Kaynak yayınlarının Atatürk'ün Bütün Eserleri asıl konudur. 30 cilt. İndirimle 970 TL gibi bir rakam. Hiçbir yerde bulamıyorum. Kendi biyografini yapmak istiyorsan xyz biyografilerle işin olmamalı. Oku ki Atatürk'ü, yine onun yazı, söylev ve demeçlerine göre gerçekten kafanda tasarla. ilber Ortaylı da, Yılmaz Özdil de bile isteye böyle kitaplar çıkarttılar. Hitap ettiği kesim bellidir. Bunu anlayamayacak ne var ortada? Para için buna ihtiyaçları yok. Zaten gazete yazarları içinde Soner Yalçın ve Özdil kitapları okunuyor. Yılmaz Özdil köşe yazılarını toplasa, kitap yapsa 1 yıl içinde yine milyon satıyor. Detaysız kitaptır, kaynaksız kitaptır. Kaynaksız olmasının sebebi bilinmeyen değil bilinen şeylerin Özdil'in kendi tarzında kitaba yorumlamasıdır. Olur da ikinci baskı olursa, bir önsöz yazacaktır bu durumlar ile ilgili. En az 10 tane kafamdan sıkıntılı bilgiyi yazarım. Ama bunlar zaten anılar ya da hatıralarla ilgili, belgesiz konular. Bir odanın içinde bir olay yaşansa ve içeri de 5 kişi olsa. 5 kişi de aynı olayı farklı anlatacaktır. Atatürk ün yanındakilerin onun hakkında ki hatıratlarında anlattıkları gibi. Genel de karşıt hatıratlar 1938 sonrası çıkar. Şimdi bu konuyu bırakalım, devam edelim. Özellikle Türk Tarih Tezi, Medeni Bilgiler, Türk Tarih Kongresi (Atatürk hayattayken yapılanlar), Liselerde okutulan 4 Ciltlik ders kitabı incelenmeden, okunmadan; Kaynak yayınlarının 30 Ciltlik bütün her şeyi kapsayan Atatürk bilgileri okunmadan, bu tarz kısır döngü kitapları çok görürüz. Benim yaptığım inceleme 95.Yıl içindi. Okumamışsındır muhtemelen. Son kısımda kitabın ne olduğunu açıkça belirttim.. En iyi biyografi diye nitelendireceğimiz biyografi bile en iyisi değildir.. Tuco Abi, Mürtecimlerin kitabı güzeldir lakin onun önerisi de 30 Ciltlik Kaynak Yayınlarının özel serisidir. Elimde bulunan kitap kaynakları her gün artmaktadır. Atatürk ü anlamak için ne kadar derine inmek gerekiyorsa inilmelidir. Bir kaç biyografi okumakla o iş olmaz. Sadece Atatürk okunarak ta olmaz. Özellikle çekirdek kadro ve dönemin yazarlarının yazdığı köşe yazıları incelenmeli okunmalı. Temele damgasını vuran, rejimin gelişmesi için sürekli çalışan kişilerin kitapları okunmalıdır. Neyse uzadı gitti... Eline sağlık. Hoş gelmişsin, inceleme vesilesi ile gördüm.
Cengiz Özakıncı nın Kanal B de ki programlarının çoğunu izledim. Hatta dün 2 bölüm izledim. Kesinlikle ezber bozuyor. Hatta sana yazacaktım unuttum. Tüm kitaplarını aldım  yeni çıkacak olan son kitabı da ön sipariş verdim. Bir kaç güne gelir. :)) Abi, Özakıncı nın kitapları D&R da şuan %54 indirimli. Normalde 70 lira olan kitaplar 32-35 TL arası. Yeni kitap 35-38 arası ön siparişteydi en son. Ben Babil den aldım. Dediğim gibi bekliyorum. Programlarını izlemekten kitaplarını okunmaya zaman kalmıyor. Biliyorsun hacimli kitaplar. :)) Evet  970 TL çok. Ama en iyi kaynak, ben kafama koydum. Bu kitapları seriyi temin edeceğim. Sinan Meydan'ın Akl-ı Kemal serisinin hepsi var. Haricinde 4 kitabı daha var. Mürtecimlerin kitabı var onu da daha okuyamadım. :) ama Özakıncı bambaşka bir dünya ... Kesinlikle o kadar çok konu var ki, her konu ayrı bir kitap. Son zamanlarda enfes kitaplar aldım. Daha başlayamadım. Ve özellikle şu an okuduğum Ahmet Taner Kışlalı sayesinde 90lara geri döndüm. Köşe yazıları ve söyleşileri ve bilgi birikimi zihin açıcı. Bir kez daha niye öldürüldüklerini iyice anladım. - Neslihan, kitabı satın almadan 10 dakika inceleyip baksan ne ile karşılacağını anlarsın. Muhtemelen 10 dakika da 20 25 sayfa okunur. Düşüncen senin düşüncen beni ilgilendirmez. Ben genel bir yorum yaptım. - Kitap kaynak olarak başvurulacak kitap değil. Ülkenin durumu bilinerek, Atatürk e yapılan hakaretler göz önüne alınarak ve kitap okuma oranı düşünülerek yapılan bir projedir. Kitapla empati kurun, konuyu çözersiniz. Kırmızıkedi Twitter dan açıklama yaptı. Belirli oranda bağışlar yapılıyor. Olayı anlayıp eleştirmek ayrı, sırf eleştirmek için eleştirmek ayrı. Yandaşların bilerek eleştirmesi ayrı, okurların kitabın kaynakça ve detaysızlığını eleştirmesi ayrı. İlber Ortaylı da çok farklı bir kitap yazmadı. Kısacası bilerek yazılmış kitaplar. Onlar aptal, yorumlayanlar çok akıllı gibi bir durum söz konusu değil. Akademik kitaplar, araştırmalar okuyan kişiler meraktan bir bakar, onun dışında zaten bu kitapları kendilerine kaynak almazlar. Bizler de almadık. Çok büyütülecek bir şey yok. Her neyse. İyi geceler.
Teşekkürler inceleme için. Yılmaz Özdil bu ülkede büyük çoğunluğa sözünü dinletebilmekten çok uzak bir kişidir. Çünkü güncel kısırdöngü siyasi tartışmaların odağındadır. Misal Trabzonlu bir akepe,ak parti,akp her neyse seçmenine kendini anlatamaz. 4 kere gittim bu şehre, kimse bana misal bu şehirde yaşayıp iktidara büyük oy veren kesimin Atatürk karşıtı falan olduğunu iddia edemez, etse de boşuna bir çaba olur. Kutuplaşmaya hizmet eden adamlardan, körü körüne muhaliflerden. Körü körüne iktidarcılık ne kadar berbat bir şeyse tersi de o kadar berbat. Ahaber ne kadar dengesizse bu yazar da o kadar dengesiz. Bu nedenle Atatürk hakkında önce bizzat Atatürk'ün yazdıklarından, sonra da daha tarafsız bakabilen kişilerden öğrenmeyi tercih ederim gerçekleri.
Neslihan T.
Gönderi Sahibi
Bence bırakalım da tarih kitaplarını(içerik olarak da) sadede tarihçiler yazsın. Ben Yılmaz Özdil’e ne kadar laf ediyorsam bu işe atılan diğer gazetecilere de laf ediyorum. Ama eğer hakkını vermişse, yazdıklarını kanıtlar nitelikte bir kitap çıkarmışsa okurum. Ama sadece okurum. Yine de istiyorum ki böyle bir konu üzerinden reklam olmasın. Kapağa kocaman bir Atatürk yazılıp kitap basılmasın. Açıkcası bu biraz bizim de duygularımızla oynamak oluyor. Siyasi boyutuna girmiyorum bile.. Teşekkür ederim yorumun için.
1881 adet özel baskı, her tanesi 2500 ₺, 4 saat içinde tükenmesi... Sizin ben Atatürk sevginize... diyip geçerim. Bkz. Para nedir, nasıl cukkalanır?
Bir de deniliyor ki, bu kitaptan gelen gelirle çocuklar için Atatürk'ün kitaplarını derleyeceğiz. O zaman bu kitaba neden böyle bir baskı... Bir değer verip kaynak aldığı kitapları bile kitabının sonuna bir teşekkür için de olsa eklemesi gerekirken eklememesi... Bari Nutuk'a böyle bir şey yapılsaydı en azından Ata'mın ülkesine armağan ettiği kitabı koleksiyon için yapılmaması.. Zengin solcular da ayrı saçma, madem bağış için olacak o kadar paranız var, siz kendiniz bir teşvik üretin.. Yok, bu adamın hiçbir sözüne inanmayacağım. Zaten kaynak göstermeyen bir tarih(!) kitabı yazarı ve seyircilere oynayan bir yazar olan şahıstan ne beklenebilir ki. Ata'm.. Senin istediğin gelecek böyle değildi..
"Tarih bilgi ister, tarih kaynak ister, tarih emek ister." sonuna dek katılıyorum. Diğer ikisinin varlığı ortada ama Tarihi bir gerçeklik yazılıyorsa Kaynakça olmaması nitelikli okur için felaket! Denildi ki bu kitap iktidara karşı bir duruştur, bu kitap hiç bilmeyen adama öğretir tarzda yazılmıştır vs vs. Hayır efendim, kaynaksız tarih olmaz. İktidara kafa tutulacaksa bunun başka şekilde yapılmasını(ki gayet de iyi başarıyor bunu), Atatürk'ün bu siyasete alet edilmemesini tercih ederdim. Bu kitabı ilk çıktığında inceledim kısaca,almadım. İki kişi hediye etme teklifinde bulunduğunda da kabul etmedim, okumayacağım. Bu bir çeşit protesto. Tarih benim en uzak olduğum konulardan biri, kaynakçası olmayan bir metnin tarihi gerçekliğini sorgulamam da imkansız. Körü körüne Özdil'in bilgisine güvenmektense okumayacağım, prim kokusu midemi bulandırıyor. İncelemene tamamen katılıyorum. Düşüncelerini mükemmel ifade etmişsin, kalemine sağlık. Edit: İş paraya da dökülmüşse prim kokusu daha da midemi bulandırıyor. 1881 adet 2.500 liralık "ÖZEL" basım imiş!
Neslihan T.
Gönderi Sahibi
“kaynakçası olmayan bir metnin tarihi gerçekliğini sorgulamam da imkansız. Körü körüne Özdil'in bilgisine güvenmektense okumayacağım, prim kokusu midemi bulandırıyor.“ Bu bir nevi işin özeti zaten, rica ederim ne demek. Yorumun için ben teşekkür ederim.
Bu yorum görüntülenemiyor
Reklam
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.