BİR GECE BİR YOLCULUK
Yine aşkın peşindeyim, istemsiz gitti elim sevdaya. Gece. Bütün dertler gece uyanırdı uykusundan. İnsan gece uyur, dert gece uyanır. Beni buraya kim fırlattı, bu kuytu yalnızlığa. Sustum. Sustum, ruhum konuştu sadece sessizce kimsesizce. Güneş battı, ay doğdu, gece oldu. Bozacılar bağırdı şıracılar şahit oldu. Bir insan unuttu insan olduğunu, hatırladı sonra tekrar bir insan olduğunu. Kitaplar da dilsiz bugünlerde, çok kitapsız. Nefesler eski, teknoloji yeni, dünya dumanlı her zamanki gibi. Bir an, ölçülemeyecek kadar kısa bir an, mutluydum. Bu yetmeliydi, yetsindi, yetti. Tombul, yuvarlak, yumuşak, top gibi topyekün kıskıvrak. Geri sayım dedikleri aslında her saniye biraz daha yaklaşmaktır geleceğe, gerisingeri değil sadece ileriye. Geceydi, karanlıklar içinde ışıldayan varoluşum sana kilitliydi. Milyarlarca insan tekinden sadece biriydi. Her şey türün devamı içindi, insan bir soru işareti uğruna dünyaya gelirdi. Kendimi çok özledim. İnsan en çok gece vakti özler her şeyi, en çok kendisini. Canım sıkıldı. Yola düştüm, yoldan düştüm. Yola çıktım, yoldan çıktım. -Yazar mısın sen? -Efendim anlayamadım hanımefendi? -Yazar mısın dedim, bir şeyler karalayıp duruyorsun. -Yok amatörce bir merak işte hepsi o kadar. -Çok sık uçar mısın? -Ara sıra, 2-3 ayda bir falan. -İyiymiş, bakabilir miyim yazdıklarına ? -Şey bilmem ki. -Hadi ama. -Peki madem. -Hımm güzelmiş. “Tombul, yuvarlak, yumuşak”, az önce hostesin götüne bakıyordun zaten. -Size öyle gelmiş. -Bırak sizi bizi, ne iş yapıyorsun sen pazarlamacı falan mısın? -Öyle sayılır. -İş için mi gidiyorsun yani şimdi İran’a ? -Yok iz sürmek için, Sadık Hidayet’le ilgili, çok sevdiğim bir yazardır. -Ben de çok severim. Uçağın ismine dikkat ettin mi binerken ? -Hayır. -Baykuş. -Yok artık. Sen ne iş .. -Doktorum ben, İranlıyım Azeriyim, biliyorsun orada Türk çoktur. -Biliyorum evet. -Tıp kongresi için gelmiştim dönüyorum, aslında hiç dönmek istemiyorum. -Neden ? -Boşver uzun hikaye. Sen bekarsın sanırım. -Evet çok mu belli oluyor ? -Çok. -Sen evli misin ? -Sayılır, yani kağıt üzerinde evet. -Anladım. -Bir bok anladığın yok. Neyse seni lafa tuttum yazmaya devam et istersen, ben de uyurum biraz , çok yorgunum zaten. -Ne yazabilirim ki artık.. -Geceyi yazmaya devam et. Kör bir gecede yolu kesişenleri yaz. Beni yaz kendini yaz. Ya da sizin meşhur şarkınızda denildiği gibi, beni yak kendini yak. Karar senin. Hadi iyi geceler. youtube.com/watch?v=g4dCKrg...
Etkinlik
··
112 Gösterim
13 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Ve Osman, aşk çocuğu. Eline sağlık, Rahime'nmin aksine ben beğendim totalde bunu. Farklı bir şey denemişsin daha önce yazdıklarına göre. Güzel de olmuş. Bir iki cümle zorlama-haklı kız orada- şimdi okursan sen de fark edeceksin zaten. Ama denemek güzel tabii ki, Dediğim gibi beğendim ben, sana olan bağımdan bağımsız olarak. Teşekkürler katkın için etkinliğe.
Osman Y.
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim, kaçıncıydı bu teşekkürüm sana 9587 falan olabilir :) Rahime iyi ki var ya çok faydalı eleştiriler getiriyor biliyorsun, evet zorlama gibi bazı yerler haklısın. Farklı oldu biraz , hemfikiriz farklılıklar gerekiyor iyi oluyor. Sevindim beğenmene, aynen bağımızdan bağımsız şekilde :)
Ritmik ve komikti metin. Özellikle diyaloğa kadar kelimelerle oynaman hoşuma gitti. Anlatmıyor gösteriyorsun. Bir iç hesaplaşma metni zira. Kahramanın kendine, kendiyle alakalı zaman ve mekâna bakışı absürt. Tiye alıyor kendini. Güzel. Diyaloglar da absürttü. Yine bir tiye alma var kahramanı. Bu işi İranlı doktor hatun üstlenmiş. Fakat böyle bir konuşma geçer mi aralarında, işte bunun inandırıcılığı zayıftı. Mesela hostesin poposuyla alakalı cümleyi ironi haline getirebilirdin. “Hımm güzelmiş. “Tombul, yuvarlak, yumuşak”, az önce hostesin poposuna bakmıyordun zaten.” Gibi. Bir yandan da kuruydu diyaloglar. Zira metnin tamamı gösterme idi. Diyaloglar da, yani sahneleme de bir “gösterme”dir. Kısa bir metinde sırf gösterme okurda doyumsuzluk yaratabilir. Dolayısıyla hem konuşmanın girişine hem aralara okuru yönlendiren ve elbette yukarıdaki ritmi bozmayacak, hatta sürdürecek anlatı parçaları (konuşma öncesi kısa durum tasvirleri) koymayı denemelisin. Samimiyetimize güvenip bir de önerim olsun. Editörün gibi düşün ihtiyarı :)) Hani dedim ya, böyle bir konuşma geçer mi aralarında, işte bunun inandırıcılığı zayıftı, diye, bundan kurtulmanın da yolu var. Sence böyle rahat bir konuşmayı hem de İranlı bir doktor hatun nerede yapar? Rüyada değil mi? Sona ekleyeceğin birkaç cümleyle inandırıcılık problemini de halletmiş olursun. Hemide bir üstkurmaca, bir ikinci düzlem yaratmış, PM’ye bir adım atmış olursun. Mesela, yarım bıraktığı su dökülüp uyanabilir. (Bira süper olurdu ama İran uçağı) Ve hatuna cevabını alamayacağı bir soru sorabilir. Sonra da ritmi bırakarak (o rüyada kalacak zira) ikinci bir duygu, hüzün örneğin, yaratabilirsin. Uyanıyor ve yalnız. Bu yalnızlık duygusunu verirsen eğer, bomba olur. Mesela https://1000kitap.com/jess_cellist 'in metni güzel bir örnek olmuş. Yararlan derim. Hep derim, bir kurmacada güldürmek yetenektir diye. Hele de aynı metinde farklı iki duygu uyandırabiliyorsan, süper olur. İşte finalde bu imkânı yaratabilirsin. Güldüm Allah için. Ve metnin tamamı sağlamdı. Erhan Özdemir ne dersin, aşk çocuğu olmak Osman'ın kalemi bilemiş gibi mi? :))) Kalemine sağlık Osmancığım.
Osman Y.
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim ağabey iyi ki varsın :) Çok ince ve detaylı ele almışsın , haklısın bu noktalar tespitlerin çok faydalı oluyor. Rüyaya bağlamak aklıma gelmedi yakışırdı, İranlı kadın ise evet inandırıcılık eksikliğı olsa da inadına yırtma çabası olarak düşündüm ülkesinin çırpınışlarına katkı gibi, biliyorsun onların şartlarını hani. Jess çok iyi katkı sağladı aynen. Sağolasın var olasın :)
Metin iyiydi kötüydüye girmeyeceğim, zaten çok ilgilenmiyorum böyle şeylerle. Seni tanıdığım ve iç dünyana sıkça gülümsediğim için buna da güldüm. Gülmek de yeter bazen. :) Daha iyisi de olur eminim. Çabalıyorsun çünkü.
Osman Y.
Gönderi Sahibi
Çok teşekkürler Kübra, dertlerle dolu hayatımızda biraz gülümsemek ve gülümsetmek de az şey değil hani ne güzel :) Daha iyisi için uğraşmaya çalışıyorum elimden geldiğince, sağolasın arkadaşım eyvallah :)
:)) yazarken de kendine ayar vermek bu olsa gerek.. Güzeldi Osman eline sağlık.. Sabah kahvemi gülümseyerek içtim sayende :)
Osman Y.
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim beğenmene sevindim :) Güzel bir noktaya temas ettin , öyle oldu biraz :)
Köşesiz, dümdüz... Özellikle de diyaloglar... Daha iyisini yapmışlığı vardı hâlbuki. Ne bileyim, üzdü ama olsundu, içindeki yazma aşkına güveniyordum ben. Bundan daha kötü yazmayacak, daha iyisi için tüm benliğiyle çalışacaktı. Eline sağlık. :)
Osman Y.
Gönderi Sahibi
Rahime ben sana ne ettim :) Yok, en iyi eleştirmenimizden yorum gelmesi yine bir teveccühtü, teşekkürler :) Sürekli bir deneme hali diyelim, kendimizi eğlendiriyoruz belki de sadece. Okumakta da yazmakta da zorlanıyorum bu ara, sanırım hayatın kendisini arıyorum daha ziyade. Senden de bir hikaye bekliyorum hadi bakalım :)