·724 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Aralık 2019 16:31 Turgut Özben evli ve iki kız çocuğu babası, mali durumu iyi düzeyde olan bir yüksek mühendistir. Bir kişiyi tanıtırken mesleğini cümlenin sonunda belirtmemiz elzemdir. Çünkü cümlede vurgu yüklemden önce veya yüklemdedir; yani sondadır.
Turgut bir gün üniversiteden arkadaşı Selim Işık'ın kendi isteğiyle hayatına son vermesini haber alır. İntihar, insanın kanını çeken, tüylerini diken diken eden bir kelime olduğu için ilgili durumun 'kendi isteğiyle hayatına son verdi' şeklinde ifade edilmesi elzemdir. Yoksa insan huzursuz olur. Mesela daha dün haberlerde Çorum'da iki kişinin geçinemediği için 'kendi istekleriyle hayatlarına son verdiklerini' öğrendim. Ancak ilgili durumun bu şekilde ifade edilmesi, Turgut'un arkadaşı Selim'in intiharindan etkilenip; kanının çekilmesini, tüylerinin diken diken olmasını engelleyememistir. Bundan ötürü Turgut yaşadığı hayatı sorgulamaya başlamıştır.
Turgut, toplum adı verilen tikel oluşumun kendisi gibi tekillerden beklentilerini bir bir yerine getirmiş, hemen girişteki özelliklere sahip biri olarak, bu oluşum içinde yerini almıştır. Bu beklentileri anlatırken kendinizi üç çember içine doğuyor olarak düşünmenizi istiyorum. Ilk çemberi tanımlamak için rengimiz mavi olsun.
Mavi çember ailedir. Turgut gözlerini Özben çiftinin olduğu aileye, onlardan aldığı genlerden oluşarak açtı. İlk kelimelerini burada söyledi, ilk adımını burada attı ve ilk eğitimini burada aldı. Aynı zamanda ileride arkadaşlarıyla uğruna uzun uzun tartışmalar yapacağı, eğer yeterince aptal ise uğruna kavga edeceği takımı buradan edindi. Sonra ilk siyasi fikrini de ve eğer bu ve benzeri siyasi fikirleri özgürce düşünmeye ve sorgulamaya tabi tutmazsa aynı zamanda son siyasi fikrini buradan edindi. Sonra tabiki dünya üzerindeki binlerce din ve dini inanç gruplarından hangisine mensup olacağının bilgisini yine buradan edindi. Bunlarla birlikte, bunlardan daha az kesinlikle şunlarla ilgili ilk fikirlerini de buradan edindi: Hangi okula gidecegini, hangi mesleği seçeceğini, hangi özellikte insanlarla arkadaşlık kuracağıni, hangi özellikte insanla evlenecegini....
İkinci çember kırmızı olsun. Kırmızı çember toplumdur yani kültürdür. Buradan Turgut, edeceği ilk küfürleri, futbol maçı için hangi sırada seçildiğinden arkadaş grubunda ne kadar önemli olduğunu, sınıfta kopya çeken mi yoksa kopya veren mi olduğunu, kızlarla nasıl ilişki kuracağıni, camiide nasıl davranacagini veya teravihe gidiyorum diye evden çıkıp batak oynamaya gidileceğini, bunla beraber dini konuları fazla araştırmamasini gerektiğini ancak bir o kadar bu konulara bağlı olmasi gerektiğini, kızların akşam hava kararmadan evde olmasi gerektiğini, kendi cinsinin ise yaşı ilerledikçe bu kuraldan azat olduğunu, üniversitede gideceği bölümün sağlık veya hukuktan biri olmasi gerektiğini eğer bunlar olmazsa öğretmen ve diğerlerinden birini olmasi gerektiğini, içki ve sigaradan uzak durmasını telkin edenlerin önünde içki ve sigara içilmemesi gerektiğini, kahvede belli yaşa kadar baba veya amca nezaretinde bulunmayı ve bu masada yancı olarak oynanan oyunu sıkı takip etmesi gerektiğini; belli yaşa gelince de yancı olmamak için iyi taş veya kağıt çalması gerektiğini ve asla ama asla kağıt oynarken yavaş olmaması gerektiğini, boyundan büyük güzellikte veya popülerlikte kızlara aşık olmaması gerektiğini ama bir şekilde hep bu kızlara aşık olup, kızdan olumsuz yanıt alınca da hayatın sonuna geldim triplerine girip arkadaşlarıyla kafayı bulması gerektiğini, lisede hayali kurulan ve sohbetlere konu olduğu idealize edilmiş üniversitenin gerçekte olmadığını üniversiteye gidince bizzat öğrenmesi gerektigini, üniversite son sınıfa doğru hayatın gerçekleri adı verilen unsurları yavaş yavaş anlamaya başlayıp benim bu bölümde ne işim var sorusunu sormasinin gerektiğini, küçükken büyük değişim yaratacak bir başrol hayali kurarken artık belli yaşa gelince sadece bir yere kapak atıp ayin on beşi veya başka bir gününde alacağı maaşı bekleyerek günlerini geçireceğini ve bu beklediği maaşı da yine girmesi gerektiği borçlarına vereceğini, Sünni ise alevi alevi ise Sünni biriyle evlenmemesi gerektiğini yoksa hayatı boyunca sorun yaşayacağını ve aslında bu sorunu ailelerin yaşayacağını kendisinin ise arada harcanacagini, düğün adı verilen ve kendisinin eglenmesi gereken yerde hayatında hiç görmediği veya görse de içinden küfür ettiği akraba adı verilen ve zorunlu saygı duyması gerektiği insanların eglenmesi gerektigini ve bu serenomi uğruna yıllarca odemek zorunda kalacağı borcun altına girmesi gerektiğini, evlendikten sonra ailenin eline torun vermesi gerektiğini ve ömür boyu yalnız gecmeyecegini haliyle çocuğun şart olduğunu ve eğer çocuk yapmazsa az önce nitelikleri verilen akraba adı verilen ve bunlara benzer özellikteki komşu adı verilen kişilerin kendisi hakkında kısır gibi kötü sözler edeceğini ama bu kısır sözcüğünün neden dünyanın en kötü şeyi imiş gibi kısık sesle, yüzde büyük endişe belirtileriyle ifade edildiğini anlayamayacagini, hayatının her adımında ilk dikkat etmesi gerektiği etmenin elalem denilen ne idüğü belirsiz şey olduğunu, yazları tatile Ege veya Akdeniz'e değil köye gidilmesi gerektiğini çünkü düğün borcu odenmis olsa da hemen bir eve girilmesinin gerektiğini ve bunun borcun da ülkenin her daim calkantili ekonomik düzeni içerisinde emekliliğe doğru bitirilebilecegini, aynı dinde beş vakit namaz kılınması gerektiği de bulunmasına karşılık, Ramazan ayında oruç tutmanın ve kurban bayramında kurban kesmenin daha çok uyulması gerektiği hissinin duyulması gerektiğini, doğan çocuğa da kendinin geçtiği aşamaları bir bir gecirtmesi gerektiğini ve emekli olup sessizce kendi köşesinde ölmesi gerektiğini ögrenmistir.
Üçüncü çember gri olsun. Gri çemberin varlığının farkina çoğu kez varilmaz. Çünkü burası anlam ve nedenler denizini barındırır. Buranin suyu oldukça soğuk ve ortamda sislidir. Haksız bir şekilde ugursuzlukla ozdeslestirilen baykuşlar tek bir yaprağı olmayan ölü ağaçlara konmuştur. Eğer iki çemberin varlığını fark edip ve bunlarla bir ölçü de olsa mücadele edenler bu gri çemberin varlığının farkına varirlar ve kendileri için hazırlanan sala binip bu denizde gitmeye başlarlar. Sorun şu ki nereye gittiği meçhuldür. Bununla birlikte bu denizde korkmayip ilerlendikçe yeni bir şeyler öğrenir ve bildiğini zannettigi veya bildiği birtakım şeylerin aslında ne olduğunu veya başka açılardan da nasıl göründüğünü öğrenilir. Sal ilerlerken "Sorgulanmayan hayat yaşanmaya değmez," "Beni öldürmeyen acı güçlendirir," "Ben varken ölüm yok, ölüm varken ben yokum," "İnanç, bir şeyi bilmemek istemektir," "İki kere iki dört eder mi," ... ve "Kendini bil," sesleri duyulur. Evet, kendini bil'melidir. Aslında bu en başta yani hayatının ilk adımı olmalıydı. Ama en dış çemberde bulunuyor daha doğrusu iteklene iteklene buraya taşınıyor.
İşte Selim'in intihar haberi Turgut'un ilk iki çemberden çıkıp gri çemberi görmesine neden oldu ve o sala bindi. Aslında içten içe bu çemberin varlığından haberdardi hatta Selim'le üniversitedeyken de onunla aynı istikametteydi. Ancak okul bitti, evlendi çocuk sahibi oldu ve hayatını herkes gibi bir istikamete koyunca gri çemberi yoksaydi. Ama artık yoksayamayacagi bir noktaya geldi. Selim'in neden intihar ettiğini öğrenmek yani evlendikten kısa süre sonra arasına mesafe koyduğu için uzak kaldığı arkadaşlarından Selim'i daha iyi tanımak için onun diğer arkadaşlarıyla görüşmeye başlar. Selim'in askerdeyken tanıştığı arkadaşı Süleyman Kargi'da bulunan Selim'e ait notları bulur onları okur ve diger birçok kişiden Selim'i dinler. Bunların anlatıldığı kısımlar yer yer normal yazım tekniginden uzaklasilan niteliktedir, haliyle okuru zorlayabilir.
Bu denizde yol alırken Turgut yer yer gerceklikten de kopmaya başlar ve dillere pelesenk olan hayali arkadaşı Olric'i yaratır. Olric'le beraber Selim'in günlüklerini okur. Bu günlüklerde adım adım Selim'in intihara gidişini görürüz. Selim o üç çemberi de geçmiştir. Karanlık içindedir. Zifiri bu karanlık içinde tek ışık sarildigi İsa'dan gelir ama o da zayıf bir ışıktir ve zamanla onun ışığı da tukenir. Selim de kendi isteğiyle hayatına son verir.
Turgut, Selim'i ararken askıya aldığı kendisini bulmuştur. Onunla ilgili bulduğu her şeyin kendisi için de aşağı yukarı aynı olduğunu görmüştür. Selim kendisine ve kendisiyle aynı nitelikteki insanları tutunamayanlar olarak adlandirmistir. Turgut da bir tutunamayan olduğunu anlamış olur.
İyi okumalar.