Gönderi

Kendinize özgürüm mü diyorsunuz? Bunu derken bile özgür olmayabilirsiniz..
9/10
·120 syf.·
2017 8. kitabı
Kendisi lisans tezimde kullandığım ana kitap olma özelliği taşımaktadır. Özgürlük tabii ki var diyerek Schopenhauer’a tek başıma karşı çıkmaya karar verdiğimde henüz bu kitabıyla müşerref olmamıştım. Daha sonra kitabı okurken ciddi şekilde ağlamaya başladım. Yanıltmak istemem kitap kesinlikle duygusal değildi. :) Sadece çok haklıydı. Ben özgürlük var derken temellendirmemi inancıma bağlamıştım. Yani eylemlerim, seçimlerim var olmasını istediğim bir ideale bağlı gibi hava atıyordum evrene. Hepimiz bu havayı atmıyor muyuz zaman zaman? Hani şey demiyor musunuz; ''Şimdi şuradan kendimi atsam kim tutabilir beni?'' ya da ''İstediğim filmi izleyeceğim var mı itirazınız, istediğim kitabı okurum kimse karışamaz!'' Tanıdık geliyor mu? Kafa tuttuğumuz deli zamanlarımız... :) Geçenlerde Twitter Adalet ve Linç istasyonunda denk geldiğim bir tweette şey diyordu adam, ''Küçük yaşlardaki çocuklara istediğinizi yaptırabilmek için kendi belirlediğiniz iki-üç seçenek arasından tercih yapmasını söylemeniz gerekiyormuş. 30 yaşımdayım ve Allah belamı versin karım bana aynısını yapıyor.'' :D Abi dertli :D Şimdi olaya gelelim bir dakika, sizce evren de bize aynısını yapmıyor mu? Hâlâ özgürüm diyenleri bir adım öne alalım ve şu soruyu soralım onlara, doğduğun aileyi, memleketini, genetik hastalıklarını ve fizyolojini sen mi seçtin? Tamam tamam, ailen dostların, memleketin doyduğun yer, genetik hastalık ve fizyoloji için de tıp ne güne duruyor ama; hadi şekerim, seçebildin mi seçemedin mi? Ne diyor pamuk şekeri Camus, ''Ben daha istemeden yerine getirilmiş her şeyim.'' Hay o saçma dağını tırmanan ağzın bal yesin paşam. :D Adam haklı, biz daha istemeden var olan varlıklar iken gözünüzü seveyim ne özgürlüğü be? Lanet yaşamda bize sunulanlar var, aynı beş yaşındaki o çocuğa ve 30 yaşındaki bahtsız abimize sunulduğu gibi, biz de onların arasından ''Elay elay eyye eyy umberellleylay'' diye seçim yapıp kendimizi özgür adlediyoruz. Ha kırılamaz mı bu özgürlük duvarları işte bakın burası çokomelli. Wittgenstein ne der biliyor musunuz? ''Felsefe dildeki hatalar sonucu ortaya çıkmış bir şeydir.'' Der (rezil herif) yani bizler, kavramları doğru tanımlayamadığımız için tüm bu anlam ve yaşam curcunası -hoş bu da tartışmalı ya neyse bu başka bir incelemeye kalsın- dolayısıyla biz özgürlük kavramından ne anlıyoruz da ona uygun cevaplar veremiyoruz? Schopenhauer kitapta özgürlüğü tanımlar der ki sizin düştüğünüz hata özgürlüğü salt 'fiziksel özgürlük' olarak tanımlamanızda gizli. Ne demek bu? Yani efendim ben kapıyı itersem kapı açılır, kapıyı itme konusunda özgür müyüm, evet o halde kapıyı itme eylemime bağlı kendimi özgür adledebilirim. Peki özgürlük salt bu mu? Elbette değil, dur daha Altan felsefe yapacağız :D bu fiziki özgürlüğü bir tekmeleyelim şöyle avam avam özgürlüklerle uğraştırıyorsunuz huysuz filozofumu, bizim işimiz felsefi özgürlükle, nedir bu felsefi özgürlük? Aslında insan olarak bizim ilgilenmemiz gereken yegane alan. Bu felsefi özgürlük ise Schopenhauer'a göre ikiye ayrılır; entelektüel ve ahlaki özgürlük olarak. Hele hele ahlaki özgürlük bizim için çok değerlidir, çünkü o 'liberum arbitrium'dur Türkçe meali ile özgür istenç kararıdır. Şimdi yine eğlenceli kısma gelelim hadi sizlere bir soru, ahlaki baskıdan mı çok kapana kısıldınız yaşamınız boyunca yoksa fiziksel baskıdan mı? :D Örneğin neydi sizi sokak ortasında birini vurmaktan geri koyan şey? Fiziksel güçsüzlük mü yoksa ahlaki (suçun getirdiği hukuksal ve toplumsal baskı) güçsüzlük mü? Cevabı çoğumuz biliyoruz sanırım. İşte tam da bu bakımdan bakarsak, Schopenhauer kitapta özgürlüğün aslında ne kadar sınırlı olduğunu ve bunun da tam özgürlük olamayacağını tüm sebep ve temellendirmeleriyle açıklıyor. Çünkü bizler aslında görünmeyen iplerle bağlıyız ve o sonsuz dediğimiz özgürlük alanı bizim hayal ettiğimiz gibi bir varlık alanı değil. Biz daha o rahim sıvısından dünyaya düştüğümüz andan itibaren trilyon tane kordon bağıyla bağlıyız çevremizdeki her şeye. Hele bir de var oluşumuzun temellendirmesini yapamadığımız ontolojik bir sorun var ki düşman başına... Ben kimim? Nereden geldim? Ölünce ne olacağım? VS. :D Tüm bu sorular bir noktada dönüp dolaşıp özgürlük problemine çatar. Schopenhauer'u sevmem, o sakallarını elime geçse yolarım ama adam haklı. Öncelikle özgürlüğün tanımı yeniden yapılmalıydı, özgürlük ona göre istemeyi bırakmaktı. Lakin Schopenhauer burada bir hataya düştü, tabii lisans dönemleri gençtim bu hatayı yakalayamadım yoksa babasını ağlatırdım ama :D hata şuydu, Schopenhauer'a göre insanın karakteri doğuştandı, yani öyle çevresel etkiler falan yok. Bir insan doğuştan bilge, cahil, şerefsiz, haysiyetsiz, müzmin, çekingen, cesur vs. olurdu, öyle sonradan olmazdı bunlar. Yalnızca sonraki deneyimler bu karakteri güçlendirirdi. Şimdi Schopenhauer diyor ki istemeyi durdurabilecek olan yalnızca bilgelerdir ve isteme durursa, yani münzevi bir hayata geçip sadece yaşamda kalacak kadar yaşanırsa o zaman özgür olunabilir. Tamam paşam güzel diyorsun da, e hani karakter doğuştandı, peki bu doğuştan olan karakter de bilge ya da cahil olunacağı belli ise, bir insanın münzevi olması da aslında onun tabiatına uygun davranması dolayısıyla özgür olayım derken paradoksa düşüp özgür olmaması demek değil miydi? Schopenhauer: ''Kadınlar eks..'' Des: ''Sus ulan yetersiz neden ilkesi!'' (Şlaapppp) :D İşte böylece bir çelişmenin daha sonuna geldik. :D Özgür değiliz hadi bir de çocukların anlayacağı şeker bir örnek verelim.. :) Çok basit bir örnekle önünüzde çikolata ve kek var hangisini yiyeceğinize karar vereceksiniz. Çikolata vazgeçilmeziniz, bu nedenle onu seçtiniz. Şimdi siz özgürce mi seçim yaptınız? Size kötü bir haberim var o çikolatayı siz değil istenciniz seçti, evet istediğinizi yapabiliyorsunuz. Peki istediğinizi isteyebiliyor musunuz? Schopenhauer bu soruya net bir ''Hayır'' der. Ben de hayır diyorum, hatta çikolata bile hayır diyor üç hayırla sizi uğurl.. Şaka. :) Zihnimizin içi karanlıktır, o nedenle istencimizin kökenini bilemeyiz, dolayısıyla istediğimiz kadar kavramı evirip çevirelim, özgürüz demek için çok toyuz. Wittgenstein şekerim seni de yorduk, yok kavramlar dil vs. :D Felsefe her yerde! Öte yandan özgürüm diyen toylara öneriyorum, tutsaklığınızı görmek isterseniz güzel bir ayna oluyor. Not: Ben yine de özgür olduğumu düşünerek tezimi ona göre yazdım. Ne demişler; “Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın.” :) Keyifli okumalar özgürlük yanılsamasındaki kardeşlerim… :)
Felsefe
İstencin Özgürlüğü ÜzerineArthur Schopenhauer · Öteki Yayınları · 1998187 okunma
··
7,5bin Gösterim
13 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Δες Τινα
Gönderi Sahibi
youtube.com/watch?v=C1BG8Ys... ''Felsefe, dilin yanlış anlaşılmasının bir yan ürünüdür.'' Diyen atarlı giderli düşünürümüz Wittgenstein'ın özgürlüğe bakış açısı da aslında tam da bu noktadan olacaktır. Özgürlük dediğimiz şey de temelde dilsel bir anlam yüklemesinden kaynaklanan sorunu içermektedir. Kelimelere anlam yüklersen sorun da yüklersin diyor yani, örneğin özgürlüğe biz salt nefes almak dersek, oksijen problemi yaşamayan herkes özgür olur :D Aslında dilsel problemler felsefeyi oluşturur derken ontolojik bir hataya düştüğünü fark etmiyor. Problemin kendisi biziz. Varlığımız en büyük problem. Dolayısıyla bizimle ilişkiye giren her türlü oluşum da problemli hale dönüşüyor. Felsefe bizim Problemleri Büyütme ve Daha Da Anlaşılmaz Kılma Bakanlığı'mız :) imdb.com/title/tt0108583 film ilginizi çekerse diye bırakıyorum :) filmi izlemekte özgürsünüz (dermişim :D)
Desene kendimizi en özgür sandığımız zaman bile özgür değilmişiz. O zaman kitap okurken de özgür değiliz. Kitapları bizim yerimize istencimiz seçiyor. Resmen hayal kırıklığı yaşıyorum şu an :))
Δες Τινα
Gönderi Sahibi
Maalesef öyle, yöneldiğimiz her şey aslında bir istencin ürünü :) neyse en azından senin de benim de zevkli istençlerimiz var, buradan bakalım duruma :D
Δες Τινα
Gönderi Sahibi
Bu videoya da bakabilirsiniz => youtube.com/watch?v=cX3qcS0...
#107384335 ilk cümlenizi okuduğumda aklıma geldi, naçizane paylaşayım dedim. (=
Δες Τινα
Gönderi Sahibi
Her şeyin en temelinde bu özgür irade kavramı söz konusu, asıl meselesi de o zaten, teşekkür ederim :)
Özgür özgürlüklere o halde... 🥰 Harikasın Δες Τινα 💝💫
Δες Τινα
Gönderi Sahibi
Umarım :) bilmukabele hocam çok teşekkür ederim 💗🌸
Reklam
Konu hak ve hürriyetlerden açılmışken, Cemil Meriç'in Mağaradakiler adlı eserini muhakkak oku lütfen. İncelemeni de ayrıca okuyacağım. ((:
Δες Τινα
Gönderi Sahibi
Yazar günümüzü yazmış olmalı :D Mağaradayız zira :) okuyacağım ve sana da keyifli okumalar 🌸