Bizim Büyük Kibirliliğimiz.
10/10
·319 syf.··
Beğendi
·
2020 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2020 23:18
İş bu inceleme dostlarıma bir ince sitemimdir. Merhabalar, Bu incelemeye kendimi kınamakla başlamak istiyorum, yıllar var bu kitabı alalı ve Peyami Safa’nın kişiliğinden pek hoşnut olmadığım için önyargılı davranıp hiç okumaya niyetlenmedim, he neden aldın derseniz o zaman ismini ve içimde geçen bi alıntıyı beğenmiştim. (evet kapağına, ismine bakıp kitap almayı severim) Neyse, ne diyorduk, önyargılar. Hayatta belki de gözden, elden kaçırdığımız her şeyin müsebbibi önyargılarımız, he kimi filozof bunu iyi yorumluyor, kimi tükaka diyor, bakışaçısı size kalmış. Ben önyargılarım yüzünden Peyami Safa gibi, bence Türk edebiyatının en iyi edebiyatçılarından biriyle bu yaşımda tanıştım. Bu nasıl bir dünyevi bakış açısı kuvvetidir, bu nasıl bir edebi kalem kuvvetidir, bu nasıl bir insan, ruh, felsefe, metafizik tasavvurudur, ben okurken büyülendim. Dedim ya hiç ummadığım bir yazarın beni böylesine çılgına çeviren, ruh halimi deveran eden satırlarını okumak bende kısa bir şok etkisi yaratmadı değil. Hayatımın karmaşık bir döneminde hayatımın en güzel eserlerinden birini okudum. Yani bıraksanız burda sabaha kadar kitabı övebilirim ama konumuz bu değil. Bir ay kadar sonra bu sitede 3. yılımı dolduracağım, hiç hakkını yiyemem çok güzel insanlar tanıdım. Sıradan hayatımda karşılaşamayacağım kadar iyi okurlarla oturdum, kalktım, hasbihâl ettim. Yalnız bu sitede ve hayatın genelinde karşıma okurların bir noktadan sonra, en çok, en iyi, en edebi, en sular seller gibi, en, en, en.... dalgasına kapılıp kibirden burnunun ucunu göremez hale geldiklerine şahit oluyorum. Önceleri inanın bu umrumda olmazdı çünkü ben pek insanları umursamam. Ama iş öyle bir raddeye ulaşmış ki, sevdiğim insanların bazı yorumladığını gördükçe gittikçe anlamsız bir kaygıya dönüşmüş okuma hallerine şahitlik ettikçe, hayretler içinde kalıyor ve üzülüyorum. Kimse bir yazarın karakterini sevmek zorunda değil, herkes her yazarı okumak zorunda değil, hele hele edebiyattan anlarmış gibi ortayolculuk yapmak hiç hoş değil, geçenlerde Yaşar Kemal, Orhan Pamuk kıyası yapılan bir yorum gördüm, ( edebiyat bilen biri, Yaşar Kemal’in eserlerinde edebi bir kaygıdan çok toplumcu bir yazar olduğunu, hayatının temel taşının mücadele olduğunu, Orhan Pamuk’un postmodern bir yazar olup her romanını ayrı bir teknikle yazdığını, hayatınızda hiç bi döneminde mücadele etmemiş sadece edebiyat için yaşamış bir burjuva olduğunu bilir. Bu kıyas cahil işidir, ya da kibir.) Her okur elbet kendi eleştirisini getirmelidir okuduğu bir kitaba, ama şimdi çıkıpta hem altını dolduramayıp, hem yancı bulup bir yazarı kötülemecilik okunan onca kitabın kusura bakmayın bir b*ka yaramadığı anlamına gelir. Bunu burda sevdiğim insanların yapması beni üzdüğü için bu yorumu yazma gereği duydum. Neyi, ne kadar, ne sürede okuduğunuz kimsenin umrunda değil, burda kitap sayısı peşinde koşmanız anlamsız ve beyhude, iyi edebiyat birazda okuduklarından ne süzdüğüne bağlıdır. Bazen koca kitapta tek bir satır, bazen incecik bir kitapta onlarca satır. Bu kadar kibire hiç gerek yok, insanız ve öleceğiz. Kendinize gelin!
Matmazel Noraliya'nın KoltuğuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 201710bin okunma
··1 alıntı·
1.527 Gösterim
9 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
incelemenizi çok beğendim, özellikle de son iki paragrafınızı :))) ağzınıza sağlık efenim ...
Ayşe*
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim en sevdiğim sanat güneşi.
Eleştirmek farklı aşağılamak farklı. Eleştirmek farklı üstten bakmak farklı. Eleştirmek farklı kendini bir halt sanıp gömmek farklı. Daha çokça sıralanabilir. Ancak sıralasam da anlaşılacak mı? Çünkü kimse kendine kondurmayacak herkes mükemmel(!) bir eleştirmen. Halbuki eleştiri bu değildir. Yerin dibine sokmaya çalışarak eleştiri yapılmaz. At gözlüğü ile bakılarak yapılmaz. Şimdi ben de ego yapıyorum. Üzgünüm yapacağım da. Bilip bilmeden yazanlar hakediyor. Eleştiri nasıl yapılır onu araştırmalı ilk önce insan sonra yorum yapmalı. Bazıları da var ki yazara mı sallıyor kitaba mı belli değil. Sırf muhalefet olmak için yapıyor. Çünkü ilgi çekme çabası çünkü dışarıda besleyemediği egoyu burada ilgi görerek besleme çabası. Linç yiyeyim de milletle iki dalga geçeyim veya övüleyim de bir taraflarım şişiversin. Neyse bunlara bile lüzum yoktu yazmama. Oysaki insan okudukça hiçleşirdi...
Sonunda bulduğumu düşündüğüm ortamı kaybettiğimi görünce ben de bir hayli uzaklaștım siteden. Okumayı sözde üstünlüğünü ispatlamak için kullananlar arttıkça, okumanın, okunan kitapların bir araç haline geldiğini gördükçe soğudum. Okunan bazı kitaplar oyun levellerine döndü hatta bir ara, okudukça level atlıyorsun atladıkça güçleniyorsun yeni özellikler yükleniyor falan :)) Eleştirdikce kendini yükseltttigini sanan, kendince yükseldikce üslubunu bozan, her şeye hakkı olduğunu sanan insanları gördükçe daha da sinirim bozuldu. Şu siteye ilk üye olduğum zamanlar Pollyanna yanım vardı. Tüm karmaşanın berisinde kitaplara kaçan onları keşfetmiş insalar vardı burada. Okuyan insan anlamaya çalışır sonuçta ya da kendi hislerini başka kelimelerle duymak ister. Off işte tam hayalimdeki ortam(!) . Okuyoruz, zevklerimizi paylaşıyoruz, saygı duyuyoruz... Daha ne olacak? Arada iki üç sosyal medya kafasından insan gelirdi ama onlar da umursamaya değmezdi... Ama o iş öyle değilmiş. Linç üzerinden Twitter usulü prim kasmalar, kutuplaşmalar, en çok ben bilirimcilikler... Daha neler neler. Fikrini paylaşma fikrini empoze etmeye döndü. Edebiyat kutuplara bölündü. Üstüne burada tanıdığım çok sevdiğim, saygı duyduğum insanlar da teker teker siteden uzaklaştı. Temelli gitmese de seviyeli bir uzaklık koydu çoğu. Senin gibi kalanlar da olmasa şu anasayfanın bir değeri kalmayacak. Uzun zamandır içim doluydu, senin yorumunu görünce dayanamadım, benim de yazmama lüzum yoktu ama işte... Kusura bakma...
Buradaki okuyan insanlar anlamaya değil yargılamaya çalışmak için okuyor o hakkı ne kadar okursan o kadar bulursun sanıyor. Buradan uzaklaşan insanlara ise ben kendim de bir ara yapmışlığım var şunu derim ki: dünyadan uzaya kaç o zaman! Dışarı çok mükemmelmiş gibi kaçıp gitmenin manası ne aceba? Demek ki zaten burası onlar için rastgele bir yermiş yolları açık olsun. Bu kendime yaptığım bir yorumdu ve geri geldim. Benim için aslolan birkaç insanın dışında kitaplar çünkü. Buranın benim için amacı o. Uzaklık koyanlara lafım yok çünkü ortam bunu gerektiriyor. Ergen ergen paylaşım yapanlarda değil sorun sorun çok bilenlerde. Ama onlara da bir yandan kızamıyorum ellerinde hiçbir şey yok demek ki, demek ki böyle şeylere uğraşacak vakitleri bol. Üzücü...
Ayşe*
Gönderi Sahibi
Her ikinizin de dediklerine noktasına virgülüne katılıyorum, normalde kimin ne yaptığı, kimin neye ne yorum yaptığı beni hiç alakadar etmez ama artık bunun bi doluluğunu hissettim yazma gereği duydum bende, incelemeden çok iç dökme oldu, hiç sanmıyorum ama belki döner bi kendini sorgularlar insanlar.
Peyami Safa'nin çocukken Dokuzuncu Hariciye Koğuşu kitabını okumuştum. Detaylica animsamiyorum tabiki ama ölümcül hastalığa yakalanmis bir kişinin ruh halini ve hastane ortamını çok iyi anlatmıştı. Çünkü kitabı animsadigim her an, ağırlıklı olarak karamsar atmosferi duyabiliyorum. Bu da bence yazarlık becerisidir. İnceleme aslında bu kıtaba yönelik değil, bu kitap üzerinden kendi önyargıni merkeze alıp bunun üstünden özellikle sitede hakim olan kibri anlatmak üzerine ve tespitlerine kesinlikle katılıyorum Ayşe. Ekrem İmamoğlu seçim sürecinde dedesinin kendisine öğüdünü sıklıkla dile getirmişti; birebir hafizamda değil ama hatırladığım kadariyla şöyleydi: "Makamın yukseldikce daha mütevazı ol," en azından bu manadaydi. Çok hoşuma gitti, bunu 1k özelinde de "Okuduğun kitap arttıkça kibrin azalsin," uyarlayabiliriz. Sen zaten deginilmesi gerekilen noktalara deginmissin, ben tekrara düşmek istemiyorum. Sadece bir ekleme yapmak istiyorum. Bir yazarı veya kitabı herkes istediği gibi elestirebilir. Herkes de bu elestirelere karşı eleştiri yapabilir. Bununla birlikte benim en hoşuma gitmeyen taraf şudur ki bu durumlarda; bir kişi özellikle de çok kitap okuyanlarda oluyor bu durum, bir yazarı veya kıtabi eleştirmenin ötesine geçip onu okuyanlari argo tabirle gömmeye başlıyor. Bunu yaparken kendi kibrini ortalığa saçıyor adeta. Bundan dolayı kendisine eleştiri veya sert bir tepki gelince de ortayolculuga başlıyor. Fizikte temel prensip(kuantumu karıştırma) etkiye tepki alırsın. Eğer sen kibir deryalarindan gelerek saçma sapan sekilde, bir kitabı ve yazarı okuyanlari gomersen seni de biri çıkıp gomer.
Ayşe*
Gönderi Sahibi
Tyler’ın bir sözü var Fight Club’da “sahip olduğumuz şeyler bir süre sonra bize sahip oluyor.” diyordu, bu da aynı hesap, kitap okuma eylemi olarak başlayan şeyler, egoya, gereksiz ben okuyorum kibrine belki de en kötüsü sayılara indirgeniyor hiç gerek yok. Belki benim de bu yazım lüzumsuz ama doldum taştım artık, neyse gidip kitap okuyayım biraz 🤪
Özet niteliğinde bir söz Tyler'inki :) ve bence lüzumsuz değil yazın, hani insanların degismesi zordur ama bir yerlerde yanlislik olduğunu okuyacaklari bir eleştiri görmeleri önemlidir. Tabi pohpohlanmalar arasından elestirlere kıymet verirler mi emin değilim. Ayrıca insan, yanlış gittiğini gördüğü bir durum hakkında fikrini belirtmek istiyor. Bu bile tek başına lüzumsuz olmadığına yeterli bir nedendir yazının. Keyifli okumalar :)
Edebiyatla ilgili söyledikleriniz ne kadar güzel.
Ayşe*
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim hocam.
"Neyi, ne kadar, ne sürede okuduğunuz kimsenin umrunda değil, burda kitap sayısı peşinde koşmanız anlamsız ve beyhude, iyi edebiyat birazda okuduklarından ne süzdüğüne bağlıdır." Ağzınıza sağlık. Başka bir şekilde ifade edemezdim bu durumu.
Ayşe*
Gönderi Sahibi
Elimden bunu dile getirmekten başka bir şey gelmediği ve bunu dile getirmenin bi gereklilik olduğunu hissettiğim için içimi döktüm. Keşke gerek olmasaydı, yazmasaydım.
Reklam
Peyami Safa'nın eserlerinin kıymetini bilen kimi görsem ister istemez mutlu oluyorum :)
Kitap okumanın empati yeteneğini, ön beyni geliştirdiğini söylerler. Her kitapta da sevmesek bile karşı düşünceyi de anlama fırsatına kavuşuruz. Televizyonda bir program izlemiştim. Konuklardan birisi epeyce yaşlı eski yeşilçam oyuncularından bir adam, diğeri genç, güzel ve oldukça çekici bir kadındı. Konu oyunculuğa geldi. Konuk kadın " o kadar eğitim aldım oyunculuk konusunda ve hala bu eğitimlerime devam ediyorum ama anlamış değilim. Hiç eğitim almamış kişiler yıllarca filmlerde, dizilerde rol alıyor" dedi. Birazda yanındaki adama lafı dokundurdu. Sunucu, oyuncu adama sordu "siz oyunculuk eğitimi aldınız mı?" Adam gayet net cevap verdi. "Almadım. Çünkü ben oyuncuyum" bundan daha açık bir cevap olamazdı. Ne kadar çok kitap okursak okuyalım hayatın özünü anlamakta hala zorluk çekiyorsak demek ki bir yerlerde eksiklik var. Alçakgönüllülük bir erdemdir