Puan vermedi·680 syf.··
Beğendi
·
2020 107. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2020 00:21
Önsözünde; "'Şairlerin yaşamöyküsü yoktur, onların yaşamöyküsü eserleridir..' dediği yazıyor Octavia Paz'ın.. Huzursuzluğun Kitabı Pessoa'nın okuduğum ilk kitabı ve yazar hakkında hiçbir fikrim olmadan başladığım kitabı okudukça -her ne kadar bu kitap ölümünden çok sonra basılmış olsa da- tıpkı Paz'ın dediği gibi aslında dramatik bir yaşamöyküsü okuyorsunuz. Kitabın sonunda ise tüm konuya damga vuran Pessoa'nın ''Bu kitap hiç hayatta olmamış bir adamın biyografisidir.'' cümlesiyle de hiç 'yaşanamamış' bir yaşama kocaman bir öykünün nasıl sığdırıldığına içiniz burkularak tanık oluyorsunuz. Bu yüzden kitap Pessoa kişiliği ile birlikte incelenmeli diye düşünüyorum. Fernando Pessoa hayatını bir şirkette çevirmen olarak sürdürdüğü Lizbon'da, bir dergiye köşe yazıları da yazıyor zaman zaman. Yaşarken farklı farklı isimlerle imzaladığı, kimisinde karakterle yer değiştirip kendini anlattığı yayınlanamamış, yarım kalmış, veya yalnızlığına ithaf ettiği bir çok eseri ölümünden yıllar sonra ortaya çıkacak bir sandıkta biriktiriyor. Bu kitabın doğuşu ve Pessoa'nın dünya edebiyatında yerini alması da onun yazılarına karşı takındığı bu mahremiyeti.. -ki bunu, farklı kimliklerle çoğalttığı kişiliklerde farklı ruh halleri ve inanılmaz bir ifade sanatı ile yaparak kendi dışına taşıdığı fırtınayı izleyerek yapıyor- Ve sonunda arkadaşlarının bu 'mahrem sandığı' bulup 'Huzursuzluğun Kitabı'nı yayınlandıktan sonra yaşam boyu sürmüş bir 'Pessoa Çığlığı' ile tanışıyoruz. O da tıpkı Franz Kafka gibi ölümünden sonra tanınan, felsefeye de hakim çok iyi bir edebiyatçı. Farklı kişiliklerde canlandırdığı karakterlerde erdemlerle başı dertte insanlarla tanıştırıyor bizi, zaten Pessoa da yarattığı karakterlerin tamamında (huzursuzluğunu) yansıtıyor; mahremiyetin psikolojideki 'yansıtma' modeli.. Bu durumda bir Pessoa tahlili yapmam gerekirse: -Felsefeye hakim olmak tüm erdemleri de beraberinde taşımaya yetmeyebiliyor olmalı- ki okuduğumuzda, karakterlerinin bazı insani değerlere yukarıdan bakmayı tercih ettiğini görüyoruz. "En yücelerimizin tek üstünlüğü, her şeyin boş ve kaypak olduğunu bilmeleridir" sözü, onun, yaşama tüm güzelliklerine rağmen bakış açısını ortaya koyduğu kişiliğini ele veriyor. Karakterlerindeki snob tavır satır aralarından taşabiliyor, ki zaten bunu saklama gereği de duymuyor; erdemleri küçümsemesi, kötülüğü yüceltmek için değil, tersine kaçınılmaz gerçek olan ölümü, değer vermediği yaşama bağlanmaya yeğlemekten olduğunu anlıyoruz. Onda münzevi bir derviş edası da buluyoruz dikkatli baktığımızda; gerekli olan ile arzulanabilir olanı aynı şiddetle talep etmeyi ya da kusursuzluk özlemini dramatize etmeyi bir romantizm hastalığı olarak görüyor. Henüz bir şiir kitabını okumadım, ama Huzursuzluğun Kitabı bir düz yazı kitabı olmasına rağmen, zaman zaman doğanın, içsel duygularının insan ruhuna neler hissettirebileceğini, ifade sanatının olağanüstü seviyelerinde şiirsel bir tatla aktarması çok iyi bir şair olduğunu da gösteriyor. Pessoa'nın kişiliğini karmakarışık bulduğumu söylemeliyim: Felsefi anlamda çok özgün bir duruşu var, hiçliği 'Sartrevari' bir yüceltmeyle kutsadığını görüyoruz, fakat Jean-Paul Sartre gibi bir varoluşçu değil, kendini daha çok (kısaca) güzelliği arayış 'hayatın kısalığından yola çıkarak mutluluğu arama, anın kıymetini bilme' ekolü olan Stoacı olarak konumlandırsa da Stoacılığa aykırı bir şekilde 'hayalperestliği' gerçekçiliğe tercih edebiliyor, veya ölümü bir Stoacı gibi tam bir asaletle kutsarken, sosyal ilişkilerinde ise her türlü haz ve duygudan kaçınarak materyalist bir tavır sergiliyor. ''Herkes bir şekilde daha az acı çekmeye çalışıyor, hepsi bu." diyordu Jean-Paul Sartre Mezarsız Ölüler kitabında, fakat Pessoa acı çekmekten kaçınmayı zayıflık olarak niteleyip, erdemi, insanların 'sınırları çizilmiş bir ahlâk gösterisi' gibi sunuyor. Kitabın başları Pessoa'nın daha çok kendini anlatmaya çalıştığı pasajlar, ilerleyen bölümlere edebi ve felsefi kişiliğini ortaya çıkaran bölümleri yerleştirmiş, sonrasını ise okurun bakış açılarına hitap eden bölümler izliyor; yaşamın anlamsızlığını, insani değerlere karşı büründüğü tavrı anlatma telaşı ve Sokrates tarzı bir veda aceleciliği.. Kitabın bir yerinde "Sıkıntıyı, hiç başına gelmemiş olanların bile anlayabileceği bir dille tarif eden henüz çıkmadı." diyor Possea. Halbuki kitap baştan aşağı 'ben sıkılıyorum' diyor.. Sıkıntı, her güne aynı heyecansız duygularla uyanan yazara tercümanlık yapıyor; kimi gün merak, kimi gün hayıflanma.. günün birinde birinde umut, bir başkasında karamsarlık, fakat her birinde bir yoksunluk, her birinde bir melankoli, ki onun; "Bu kitap her açıdan tahlil edilmiş, enine boyuna taranmış tek bir ruh halidir." demesi sıkıntılı kişilik profilinin özetidir. Oldukça uzun bir kitap, ama son sayfasına kadar ilgiyle okuyabiliyorsunuz. Kendi adıma, sayfaları tekrar tekrar okuduğum, kitaplığıma değer katan ve çok beğendiğim bir kitap oldu. Ve... ''Bazen zihnimizdeki tüm soruları ve daha fazlasını bir başka kişinin yazdıklarında bulmak iyi gelir...'' Bu değerli notun anlatmak istediğini Huzursuzluğun Kitabını okuduktan sonra anlamam gerekiyormuş, öyle olsun.. Teşekkür ederim sevgili can arkadaşım @Tubiornattubi beni inanılmaz bir kitapla tanıştırdın. Ne kadar incelense de Pessoa, okunmadan anlaşılamıyor. Zaten, 670 sayfa 'huzursuzluk' okuduktan sonra anlaşılsa da o bordo huniyi yeniden aramaya çıkmam gerekiyor, bu kez kendim için ama, hadi bakalım.. :))
Edebiyat
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 202514,6bin okunma
··
165 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Kendi yorumuyla, çeşitli kaynaklarla,hatta fotoğraflar ve bazı pessoa alıntılarıyla kronoloji oluşturmuş.. maalesef baskısı yok, nadir de buldum ben de. Lakin; benzeri olan Fernando Pessoa ve Şürekası'dan görece daha güzel, daha sıcak.. İncelemelerim arasında var, bakmak isterseniz 🙏 (benim Pessoa hayranlığım, hastalık boyutuna ulaştı 🤦)
merih
Gönderi Sahibi
Okuyup anlamaya çalışırız Tubacım ☺️
Çok güzel yazmışsınız.. Pessoa hakkında Türk yazar Adnan Özer'in de bir derlemesi var. Bayılmıştım, tavsiye ederim.. ve "pessoa Pessoa yı anlatıyor" var bir de / kırmızı kedi yayınevi. Tavsiyem olsun 👍
merih
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim efendim🙏 Adnan Özer derlemesi kendi kitabı mı? Pessoa Pessoa'yı Anlatıyor yı not edeyim, zaten Fernando Pessoa yı çok geç tanıdığımı farkettim☺️