10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 12:35
Üstad’ın bir kitabını daha okudum, çok şükür. Ancak bu eser, daha önce okuduklarımdan oldukça farklıydı. Kitap, Üstad’ın 1949-1951 yılları arasında Büyük Doğu dergisinde “Cemiyet” başlığı altında kaleme aldığı yazılardan oluşuyor. Ayrıca onun çeşitli şehirlerde gönüldaşlarına hitaben yaptığı kısa fakat tesirli konuşmaları da ihtiva ediyor. Bu eserde Üstad’ın nasıl bir dava şuuru taşıdığını, nasıl bir azim ve gayretle mücadele ettiğini ve her türlü zorluğa rağmen yolundan asla dönmediğini daha yakından görme imkânı buldum. Okurken kendimi bir “gönüldaş”gibi hissetmeden edemedim; sözlerini sanki doğrudan bana söylüyormuş gibi üzerime aldım. “Gönüldaş”kelimesinin manasını belki de ilk defa bu kadar derinden hissettim. Özellikle şu satırlar, anlatılmak isteneni tek başına özetlemeye yetiyor: “Belki onların kıvamlarını ve terazi âhenklerini denkleştirmek için lâzım olan son pirinç tanesi benim! Gideyim ve kendimi çuvallarının içine atayım!” Üstad’ın şu daveti ise gönüllere dokunuyor: “Gönüldaş! Gel! Kucağımız ve kalbimiz herkes için münhâl, bekliyoruz! … İsmin ve cisminle teşhis edemediğimize bakma; Müslümanlığınla teşhis ediyoruz. Gel; hem de koşa koşa gel!..” Velhasıl, okunmaya değer bir eser. Üstad’ı rahmetle yâd ediyor, bu satırları bize miras bıraktığı için şükran duyuyorum…
Büyük Doğu CemiyetiNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 2009104 okunma
10/10
·136 syf.··
2026 28. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mart 2026 14:17
Herkese selamlar, Bugün Müslim Coşkun'un Karşı Dağın Yamacı adlı deneme eseri ile karşınızdayım. Eserin konusuna değinecek olursam yazarımızın yolculuğu sevdiğini,şehrin kalabalığından kurtulup kendini dağların dinginliğine doğru yaptığı yolculuklara şahit oluyoruz.Betimlemeleriyle oradaymışız gibi hissettiriyor.İnsan,zaten bir yalnızlıktan ibaret değil midir?Dünyaya gelişimiz de dönüşümüz de hep yalnız oluyor. Bundan mütevellit insan kendini hep dağlara yakın hissetmiştir. Yalnız ,lâkin heybeti olan bir liman gibi. İnsan da tıpkı bir dağ gibidir. Kükrer ama sonunda dinginliğe kavuşur. Çünkü bilir,dağa derdini anlatsa da yüzüne vurmayacaktır kusurlarını,hatalarını. Huzuru arayanlar hep yalnızlığa meftun olmuştur. Şifayı hep kendine,öz benliğine yolculuk yaparak bulmuşlardır. Yolculuk demişken,yol yoldaşınla anlam bulur. Yolumuz hep iyi dostlara çıksın.Arada yolculukta gerek.Gönüldaş ile yapılan yolculuk... Sanırım bende yalnızlığa meftunum. Sessizlik, dinginlik ve yalnızlık bana huzur veriyor. Kendimle vakit geçirmeyi, tefekkür etmeyi seviyorum.Ben eseri beğendim. Yazarımızın kalemine sağlık. Okuyan ve okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar diliyorum.
Karşı Dağın YamacıMüslim Coşkun · Muhit Kitap · 20258 okunma
Reklam
9/10
·352 syf.··
2025 32. kitabı
Aşkın Gözyaşları kitabı ile tanışmıştım Sinan Yağmur‘la. Henüz lise yıllarımdaydım ve Mevlânâ aşkına gönüldaş olmuştum ve o yıllarıma Mevlânâ yarenlik etmişti. “Aynadaki Buğu ” Sinan Yağmur’un hayatta bıraktığı izler hayattan aldığı yaralar pişmanlıkları, dik duruşları, geçişleri, kalp agrilari, çocukluk hüzünleri ve onu şekillendiren dilsiz kırgınlıkları, kırıklıkları ile dolu bir öz yaşam öyküsü… Özyaşam öyküsü dediğime bakmayın. Roman tadında şiirsel bir dille yazılmış, alıntılarlarla bezenmiş bir yüzleşme… Ayna zaten kendimizde yüzleştiğimiz, eğer cesursak doğruları kendi gözlerimizden okutan nesne değil midir? Acılarıyla büyümüş ,kırıklıkları ile dalga geçmiş dönüşen ,yüzleşen ,olgunlaşan, içsel hesaplaşmalarını tamamlamış ,tüm samimiyeti ile her şeyi çırılçıplak olduğu gibi anlatmış .Mevlâna ve Şemsi ile hem hal olup, yollarını yolu bellemiş bir semazen, bir aşık, Sinan Yağmur. Okurken her satırında kendinizden izler bulacağınıza eminim, hüzün, şefkat, içsel sorgulamalar ve kendi iç sesinizde bu satırlara eşlik edecek. Bir Şems ve Mevlânâ hayranı, okuru olarak ben bu kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Bir insan kendi düşün dünyasında hangi devrimlere imza atar okuyun görün. “Kalbim ne söylediyse kalemim onu yazdı. Hiçbir ideolojinin, hiçbir kesimin yazarı olmadım; olmayacağım da. Kalemimi yemedim kimse yemeyecek o duruyor hayır yalnızca hakikatin hizmetinde tuttum. Dişimle, tırnağımla geldim bu noktaya, afaroz da edildim, ayrımcılık da gördüm. Biliyorum ki yazarlık, yalnız kalmayı göze almak, bedel ödemek ve buna rağmen susmamaktır.“ “Ben yola edebiyatın Neşet Ertaş’ı olma hayali ile çıktım .” demişti Okudukça anlam bulan hayatlara …
Aynadaki BuğuSinan Yağmur · Kapı Yayınları · 202589 okunma
10/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2025 67. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2025 15:14
Bu kitap, tarih kitaplarında adı çok az geçen ama Cumhuriyet’in doğuşunda büyük rol oynamış bir ismin, Fuat Bulca’nın hikâyesi. Atatürk’ün en yakın dostlarından biri olan Fuat Bulca, yalnızca bir silah arkadaşı değil; onunla aynı idealleri paylaşan, aynı yola baş koymuş bir gönüldaş. Yaşar Gürsoy bu eserde bir tarih kitabı soğukluğuyla değil, bir hatıranın sıcaklığıyla anlatıyor olayları. Satır aralarında yalnızca savaşlar, cepheler ya da kararlar değil; dostluğun, sadakatin ve inancın gücü var. Fuat Bulca, çoğu zaman sahnenin gerisinde kalmış; ama perdeyi tutan ellerden biri olmuş. Ve belki de bu yüzden hikâyesi, bugüne kadar sessiz kalmış ama en çok duyulması gerekenlerden biri. Cumhuriyet, sadece bir liderin değil; ona inanıp sessizce mücadele eden nice kahramanın eseridir. Her satırında bu ülkenin temellerine sinmiş bir vefa, bir adanmışlık ve derin bir minnet duygusu var. “Gerçek vatanseverlik sahnede olmak değil, perdeyi tutmaktır.” Bu kitap tam da bunu anlatıyor. Siz de okuyun, siz de gururlanın.
Atatürk'ün SırdaşıYaşar Gürsoy · Destek Yayınları · 014 okunma
Puan vermedi·184 syf.·
2025 388. kitabı
Benım en iyi "dostum" benım Dost kimdır? peki Dost, dostunun iyiliğini isteyen, onu içten seven, görüşülen, sevilen, güvenilen kimse olarak da nitelenir. Dosta, sadakatin- den (doğruluğundan) dolayı siddik, kalbe sevgisi yerleştiği için halîl de denilmiştir. Dostluk ise, kalbini sırrıyle birleşen, gönül birliği halidir Dost sözlükte, “sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, gönüldaş, iyi anlaşılan kimse, düşman karşıtı” anlamlarına gelir. Dostluk, antik felsefeden günümüze kadar felsefenin ilgi alanı içinde olmuş bir kavram. Dostluğun ilk felsefik temelleri Platon tarafından atıldı. "Her insanın bir dosta ihtiyacı vardır" diyen Aristoteles, dostluğa yeni açılımlar kazandırmaya çalışan ikinci büyük felsefeci. Çiçero için de dostluk çok önemliydi. Dostu, dostluğu hayatından silmiş birinin dünyasından güneşi uzaklaştırmış olacağını söyleyecek kadar dostluğu önemsemişti Çiçero. Türkçe günlük dilinde "dostluk" ve "dost" sıkça kullanılsa da, bu alanda bir dostluk felsefesinden söz edilemiyor. Dostluk üzerine Türkçe yazılmış esere rastlamak, neredeyse mümkün değil. Platon, Aristoteles, Kant gibi büyük felsefecilerin çalışmalarının yanı sıra Türkçe de düşünen bir dostluk kitabı çıkmış ortaya. Dostluk'un Kitabı, sadece yazılardan oluşan bir kitap değil. Mehmet Ali Türkmen, Tan Oral, Gürbüz Doğan Ekşioğlu, Kayıhan Fırat, Şenol Şenol Bezci gibi çizgi dünyasının usta isimleri dostluğu çizgileriyle yorumlarken kitaba zenginlik katıyorlar . Dostluğun Kitabı, bu alanda yapılmış önemli çalışmaların çoğunun yer aldığı, aforizma ve çizgilerle zenginleşen bir felsefe derlemesi. Ancak yayınevi, kitabın felsefik olmasının yanı sıra işlevsel olmasını hedeflediğini belirtiyor; kitabın "dostluğa çağrı" olduğunu giriş ve arka kapak yazısında açıkça ifade ediyor. Dostluğun günlük hayattaki
Felsefe düşünce
Dostluk'un KitabıKolektif · YGS Yayınları · 20083 okunma
Gelecek Aydınlık Savaşçılarının
10/10
·139 syf.··
2025 6. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mart 2025 04:43
Salih Mirzabeyoğlu’nun, 1970-2000 arası İslamcıları için efsane olmuş, mısraları dillerden dillere dolaşan ve Aydınlık Savaşçıları Şairi olarak anılmayacak olsaydım devam ettirirdim, dediği kavga şiiri kitabı, Bütün Fikrin Gerekliliği(1) sonrasındaki ikinci eseri. İlk baskısı 1979 GÖY(Gönüldaş) Yayınları'ndan, ikinci baskısı ise 1988 İBDA Yayınları tarafından basıldı. Üçüncü baskı ise 37 yıl sonra Şubat 2025'te İBDA Yayınları tarafından yapıldı. Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu'nun eserlerine inceleme yazma haddine sahip olmadığım için bundan sonrasına Selim Gürselgil 'in İBDA Külliyatı isimli eserinden devam edeceğiz. –Salih Mirzabeyoğlu'nun 20'li yaşlardaki şiir kudretini de görmemizi sağlayan eser... Tabiî bu, saf şiir değil bir kavga şiiridir, öyle görmek lâzım.. –1970'lerin ortasında Filipinler'in Moro adasında başlayan İslâmcı Kurtuluş Savaşı'nı konu alan destandır. Bu savaş bütün dünya müslümanları için bir gong sesi olmuş ve ardından gelişen hâdiseleri tetiklemiştir. Bilindiği gibi, yıllarca süren bu savaş geçen yılın sonlarında ateşkes ile sonlandırılmış, Moro bölgesine özerklik verilmişti. –1975'te Gölge Dergisi'nde parça parça yayınlanmaya başlamış, 1979'da kitab hâlinde bütünleştirilmiş destan... O gün bugündür tekrar ele alınmadı. –Kolay ezberlenen bir destan... Kendimden biliyorum: 90'lı yıllarda bir "Aydınlık Savaşçıları Gecesi" yapılmıştı. Gece için devâsâ afişler hazırlanmış, İstanbul'un her iki yakasındaki semtlerde her duvara yapıştırılıyordu. Semt semt 8'er, 10'ar kişilik grublar, yâni toplayınca muazzam bir kalabalık, birkaç gece sabahlara kadar afiş asmışlardı. O kadar çok olay olmuştu ki... Her semtten bir gözaltı ve kavga haberi geliyordu. Hemen arabalara doluşup olay mahalline... Bütün engellemelere rağmen, gece yapıldı. Hem de belki 1000, 1500 kişinin
Aydınlık SavaşçılarıSalih Mirzabeyoğlu · İBDA Yayınları · 202572 okunma
Reklam
Reklam