“Elbette bitkiler rüzgâr, yağmur, kar gibi çeşitli dokunsal streslere maruz kalır; hayvanlar da sık sık bitkilerle temasta bulunur. Dolayısıyla, dokunmaya tepki olarak bir bitkinin büyümesini durdurmasında şaşılacak bir şey olmasa gerek. Bir bitki nasıl bir çevrede yaşadığını hisseder. Dağ sırtlarında büyüyen ağaçlar sık sık güçlü rüzgârlara maruz kalır ve bu çevresel strese dal gelişimlerini kısıtlayarak ve kısa, kalın bir gövde yapısı geliştirerek uyum sağlarlar. Korunaklı bir vadide büyüyen aynı türe ait ağaçlar ise uzun, ince gövdeli ve sık dallı olacaktır. Dokunmaya tepki olarak büyümenin yavaşlaması, bir bitkinin çok çeşitli -çoğunlukla da şiddetli- sarsıntıları atlatma şansını artıran evrimsel bir adaptasyonun sonucudur. Aslında, ekolojik bir perspektiften baktığımızda, bir bitki bizim ev inşa ederken karşılaştığımız birçok seçenekle karşı karşıyadır. İnşaatın temelinde ne tür şeyler kullanmalıyız? Evin yapı iskeleti nasıl olmalı? Rüzgârı az veya deprem riski düşük bir yerde yaşayacaksanız, evinizin daha çok dış görünüşüne harcama yapabilirsiniz. Şiddetli rüzgârların olduğu veya deprem riskinin yüksek olduğu yerlerde ise temel ve yapı iskeletinin güçlü olmasına öncelik vermeniz gerekir.”