Gönül Demircioğlu

Beklerken yıkadım tek tek her şeyi. Önce muhallebi kaplarını, sonra harfleri. Günaha girmiş olabilir bazıları, dilimde karabiber. Ekmek kırıntıları da ağlamış ardımdan, söyledi annem. Benzer sırtım örümceğe. Yine de ağ örmeden bekledim Tanrı’yı. Gönül Demircioğlu
Şiir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Beni toprağa mevsimler karmalı. Doğa, kendimi sana sunuyorum, Açlığımla, susuzluğumla; Lütfen doyur, suya kandır. Umurumda değil hiçbir şey; Ha evde gülmüşüm, ha güneşte, Hiçbir şeye gülmek istemiyorum: Bırakın, bu mutsuzluğum özgür olsun.”
Sayfa 144·Kitabı okudu
Şiir
Nabzımda kelebek fransızı. Çağ açıldı eşikten. Tütsülendim güneşle. Köpek tanısın şapkamı, değil babam. Bininci basamakta sökük merdiven. Tuzlukta parmak izi, dağlı o yara. Şehirler arası bir otobüs kıvırırken omurganı, sarı taksinin içinde Tanrı. Otobüsü takip et! Ekmeğe yağ sürüp kayışın raylarda, silindi cismin. Gök sarılıp döküldü, kurt mavi. Yandı kelebeğim fransız. Gönül Demircioğlu
Poem
“Dün geldim Hoş mu geldim Hoş olmayan şeylerden geldim Bir kentten geçtim ki canım titredi Sıtma kabusuyla sallanıyordu uzaktan Girişte insanlar gördüm, hiç görmediğim Ama sanki bir yerlerden tanıdığım, yemin edebilirim İğrenç suratları vardı, insandan çok Cüzzamlı bir köpeğe benziyorlardı Kuru birer ağaç dibine çömelmiş Çürümüş bir dalı kemiriyorlardı Omuzlarında soyulmuş yılan derileri Ellerinde pas tutmuş makaslar İki ucu da kırık Tam ben yanlarından geçiyorken Elma ağaçlarının çiçeklerini kesmeye başladılar Ben sanki tarihini bilmiyormuşum gibi Bakır çalığı bir kasede Elmanın kanını sundular”
Sayfa 86·Kitabı okudu
“Topuğuna o iğneyi saplayanı öldürmediysem, elbet göğsümüzü yarıp da ortaya çıkaran bir meleğe inandığım içindir”
Sayfa 45·Kitabı okudu
Şiir