Türk şiirinin poetikası da aslında en genel anlamda dinsel, mistik, metafizik ve din dışı, pozitivist, materyalist gerçeklik diyebileceğimiz bu iki kutup arasındaki duraklarda örülmektedir. Poetik örgüde kimi şairler dinsel gerçeklik kutbuna, kimileri de din dışı gerçeklik kutbuna yakın ara duraklarda yerini almışlardır. Bunun dışında şairlerin birbirlerinden ayrı ve kopuk biçimde kendi duraklarında “ben poetikaları” kurmaları Cumhuriyet Dönemi poetikasının bir başka önemli özelliğidir. Bu bakımdan Divan şiirinin poetikası kendiliğinden ortak, tek bir felsefenin ürünüyken Cumhuriyet Dönemi poetikası farklı felsefeler üzerine bina edilmiş “tekil poetikalar”dan oluşur. Kuşkusuz bu durum Tanzimat’tan itibaren görülen zihniyet parçalanmasının ya da monarşik düzenden demokratik düzene geçiş sürecinin sanata yansımasından başka bir şey değildir.