10/10
·137 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 00:23
MOLA SÜRENİZ DOLMUŞTUR   “Tüm karmaşanın, tüm gürültülerin, tüm telaşların dışında sakin bir limanları olmalı insanların. Çok bunaldıklarında oraya sığabilmeli, hatta kaçabilmeliler. Yoksa bu şehir, bu stres yok eder insanı.”   “Bana göre insanlar ne kadar saklasalar da, ne kadar maskeler ardına gizlenseler de bir yerlerden ele verirler kendilerini. bunun için, insanları iyi okuyabilmek yeterlidir. Her kahkaha mutluluğun mutlak belirleyicisi değildir mesela. her gözyaşının acıyı ve hüznü temsil etmediği gibi... Sözlerin ve söylenenlerin satır aralarını okurum, gerçek hisleri anlayabilmek için.   Öykülerden oluşan bir eser, sade bir dille yazılmış, akıcı olması hoşuma gitti ve her birini keyifle okudum. Her öyküden farklı bilgiler edindim. Sıcacık ve samimi olan eserin yorumuna gelelim.   Ş HARFİ; misket oynayan kızı okuduğumda yüzümde bir gülümseme oluştu. Çünkü ben de küçüklüğümde oynardım. Oyuna gelince iyi ama derslere gelince yazması gereken kelimeleri yazamayışı ve harfleri komik şekilde yorumlayıp hatırlaması çok şirindi. Çamurdan tabak yapan kızlar, abisinin eski çantasını kullanacak olmanın mutluluğu, özellikle 90’larda akşam ezanı konusu, meşhur anne terliği, cin Ali, bayramlarda verilen mendiller, harçlıklar, annesi olmayan çocukların yaşadığı duygu yüklü anlar...   SUSAM SOKAĞI; YİNE 90’larda olan gazoz reklamı, onyüzbin baloncuk yuttum diyen kız çocuğunun kıkırdaması hiç akıllarımızdan çıkmadı. O yıllarda ilkokulda gagoz der ve kantinden alıp ne içerdik. Elektrikler kesildiğinde mum ışığında gölge oyunları oynanması, gazeteden alınan ansiklopediler (meydan larousse) tabi o zamanlar google amca yok ki sorasın her şeyi. Reklam demişken unutamadığımız Ayşegül Atik, ben zaten alıyorum satış fişi...   İÇİMDEKİ ÇOCUĞA ÇAĞRI; Boşanma sonrası olan kaza, kadına
Mola Süreniz DolmuşturFerda Udül Kayci · Mythos Kitap · 20261 okunma
7/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 15:17
Merhaba arkadaşlar. Gelecek denildiğinde aklınızda ne şekilleniyor? Bir gelecek hayaliniz var mı? Gelecek ile alakalı sorular sorarak başlamak istedim çünkü dün bitti, bugün yaşandı, yarın ise ne olacağını hiç bilmediğimiz, bizi nelerin beklediği konusunda hiçbir fikrimizin olmadığı bir zaman. Yani düşünmesi bile mükemmel olan bir durumun kısa analizi. Bir önceki kitapta en kaba tabiriyle insan türünün günümüze ulaşmasını konu edinen yazarın bu eserinde ise bizleri geleceğe bir bakış, insanlığın geleceği üzerine senaryolar, yapay zeka başta olmak üzere bu konuyla alakalı çalışmalar, beklentiler, hayaller ve en önemlisi hedefler aktarılıyor. Bizler bu defa onun bu anlattığı konu hakkında çok fazla bilgiye dayalı konuşmadığını, yukarıda da bahsettiğimiz gibi senaryolar üzerinde durduğunu yani beklentilerini, hayal ettiği geleceği okuyoruz. İlk bölüm olan Homo Sapiens Dünyayı Fethediyor bölümünde net olarak karşılaştığımız durum, insanlığın diğer hayvanlardan farklı ve bulunduğu konumdan bahsediyor. İkinci kısımdaki Homo Sapiens Dünyayı Anlamlandırıyor ise ilkellikten modern hayata geçişin bir özeti niteliğinde. Kendimizi nasıl geliştirdiğimiz ve insanlığın ayakta durduğu -günümüzde yok olan bazı değerler de dahil- bu bölümde inceleniyor. Homo Sapiens Kontrolü Kaybediyor isimli son bölümde ise bizler günümüz ve geleceğin popüler temalarına odaklanıyoruz. Özellikle son bölüm diğer bölümlere göre kendini tekrar etmede bir rekora ulaşsa da ben de yazar gibi teknoloji çılgınlığının nereye varacağını ve yapay zekanın ne kadar gelişeceğini merak edenlerdenim. Yani bu gidişle gelecekte yalnızca yapay zeka araçlarını kullanabilenler hayatta kalacak, diğerleri sefalet içinde yaşayacak gibi geliyor artık. Ama bu çılgınlık nereye kadar gidecek, en çok merak ettiğim mesele bu.
Homo Deus: Yarının Kısa Bir TarihiYuval Noah Harari · Kolektif Kitap · 201714,4bin okunma
Reklam
7/10
·372 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 20:39
Merhaba arkadaşlar. Hepimize iyi akşamlar, iyi ramazanlar dilerim. Bir veda kitabına ne yazsam bilemiyorum. Tam bir Amerikan polisiyesi tadında olduğunu söyleyerek başlamak istiyorum. Lex Dove karakteri bu kitaba hayat veriyor. Artık döneminin geçtiğini ve emekli olduğunu, her şeyin durulduğunu düşünüyor. Biraz klişe farkındayım. Ancak telefon geliyor. Bir ekibi götürmesi gereken bir yer var ve teklif edilen para da oldukça iyi. Yani yüksek bir risk var. Hep beraber bunun ne olduğunu okudukça öğreniyoruz ama merakımızı uyandırması güzel. Yerin altına indik, bir gözlem yaptık ve hortlak ya da zombi demeye dilimizin varmadığı, canlı veya ölü olduklarına neye göre karar veremeyeceğimiz varlıklarla karşılaştık. Tanımlayamıyorum, o yüzden varlık diyorum. Biraz daha tanımlayamasam organizma derdim herhalde. Devam ettiğimizde, kitaba adını vere Voodoo varlığı veya gücü (veya her ne isterseniz onu deyin) yazar tarafından epey küçümseniyor. Tiye almak denir ya hani. Onun gibi. Neyse ki ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yok. Kitaba göre Orta Amerika ve Karayipler özelinde sınırlı olan bir mesele. Google Amca ise Hint kısımlarına yönlendiriyor bizi. Ben ikisine de boş ver dedim geçtim desem tamamen dürüst olmuş olurum. Ancak şu ‘Son Görev’ muhabbetinin oldukça iş yaptığını söylemek mümkün. Bu eserden sonra daha da dikkatli olursanız dizi film kitap gibi pek çok sektörde bu son görev muhabbetinin sıklıkla kullanıldığını -ve işe yaradığını- görürsünüz. Açık konuşmak gerekirse okuduğum son 2 kitabın yer değiştirmesini isterdim. Diğer kitap o kadar hoşuma gitti ki bu eser kötü olmamasına rağmen yanında sönük kaldı diyeceğim. Tam tersi sıralamada okusam 2 kitabı da çok beğenecektim. Bazen en iyileri finale saklamak gerekiyor sanırım. Yine de güzel, maceralı ve sürükleyici kitap
Voodoo ÇağıJames Lovegrove · Kassandra · 20143 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
BİN LOTLUK CESET CELİL OKER 216 SAYFA İnsan tanıdıklarının toplamıdır. Hava Kuvvetlerinden müstafi, THY'dan kovulma, eski pilot, ex-kaptan, nevzuhur özel dedektif Remzi Ünal iş başında. Borsa aracısı Süha Zengin, çalışanlarından birinin şirket sırlarını rakip firmalara sattığından şüphelenerek kendine has yöntemleri ile tanınan dedektif Remzi Ünal'a ulaşır. Şüphe duyulan çalışan Zeynep Kadı adında, oldukça güzel, alımlı ve zeki bir kadındır. Remzi Ünal haftasonu Zeynep'i takip edecek, kimlerle buluşup neler yaptığını rapor edecektir sadece. Cumartesi sabah erken saatlerde Zeynep'i takibe alan dedektifimiz, hiçte beklemediği bir olayın ortasında bulur kendini. Çünkü sabah köpeğini dolaşmaya çıkaran Zeynep'in peşinde başkaları da vardır ve daha bunların kim olduğunu anlayamadan patlayan silahlar sırları ile beraber Zeynep'i hayattan koparır. Zeynep'in peşindeki adamlar kimlerdir? Zeynep gerçektende şirket sırlarını rakip firmalara satan bir ispiyoncumudur? Süha Zengin ve Zeynep arasında patron-çalışan ilişkisi dışında bir bağ olabilir mi? Tüm soruların yanıtını elbette kitapta. Yazardan okuduğum üçüncü kitaptı ve diğerleri gibi oldukça akıcı ve sade bir dil, çabuk okunan bir hikaye ve son ana kadar netleşmeyen olaylar zinciri. Özellikle ağır kitaplar okuduktan sonra tercih edebileceğiniz, ters köşeler içermese de merakla okunabilecek bir eser. Kitapta dikkatimi çeken bir kelime oldu. "Ranseyman" Türkçe'de "bilgilendirme" anlamına geliyormuş. (Fransızca renseignement "bilgilendirme" sözcüğünden alıntıdır. Fransızca sözcük Fransızca renseigner "bilgilendirmek" fiilinden türetilmiştir. Bu sözcük Fransızca enseigner "öğretmek, eğitmek" fiilinden re+ önekiyle türetilmiştir diyor Google amca) İnsan olmak zor. Para bazen her şeydir, bazen hiçbir şey... LÜTFEN KİTAP
Bin Lotluk CesetCelil Oker · Altın Kitaplar · 2021433 okunma
Jean Paul Roux - Türklarin Tarihi
Puan vermedi·543 syf.··
2025 46. kitabı
Türkoloji ve Tarih mezunlarının ismine aşina olduğu Fransız Türkolog Jean Paul Roux'un bazı makalelerini üniversite yıllarımda okumuş olmama rağmen ilk defa bir kitabını okudum: Türklerin Tarihi-Pasifik'ten Akdeniz'e 2000 Yıl Kitabın adından da anlaşılacağı gibi 2000 yıllık uzun bir dönem dahilinde ve yine benzer büyüklükteki haritalara sığmayan genişliğe sahip bir coğrafyaya yayılmış Türkleri, yani bizleri beş yüz küsur sayfaya sığdırmaya çalışmış Roux amca. Eee zor iş tabii! Hal böyle olunca, akademisyen yazarımız ister istemez özete kaçmak ve çoğu konuyu yüzeysel anlatmak zorunda kalmış. Misal; 50-60 sayfada Timur'u, yine 50-60 sayfada Osmanlı'yı anlatmış Roux. Kitabın gerisinde ne anlatmış diye soracak olanlarınız varsa, sormasın sakın. Tarihimizin Osmanlı döneminden ibaret olduğunu düşünenler dizilerini izlemeye devam etsinler bir zahmet. Kitaba dönersek, Roux'un Pasifik'ten Akdeniz'e ya da başka tabirle Japonya'dan Viyana'ya uzanan Türk Tarihi yazımı macerasında, yer yer oryantalist bakış açısı etkisinde kaldığını ve bazı konuları eksik yahut yanlış anlamlandırdığını söylemeden edemeyeceğim. Birincil kaynaklara inmeden, ikincil kaynaklar üzerinden çalıştığını görmekse açıkçası beni biraz şaşırttı. Kitabın uzunluğunun beş yüz sayfa olduğunu anımsayınca da yazara hak vermek zorunda kaldım. Zira; derinlemesine yapılan tetkiklerde sadece tek bir Türk devletinin tarihi bile ciltler dolusu kitaplarla anlatılabiliyor ancak. Bu yüzden yazarımızı hoşgörü ile karşılıyor ve Roux'un bu kitabının Türkoloji için kıymetli bir rehber olduğunu söyleyerek hakkını teslim ediyoruz. Okur, yazarımızın kronolojik olarak sıraladığı on beş bölümden edindiği bilgiyi yetersiz bulursa; kitapta detaylı olarak verilen kaynakçalara yönelerek her bölüm için daha kapsamlı
Türklerin TarihiJean Paul Roux · Dergah Yayınları · 20201,092 okunma
9/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2025 47. kitabı
"Bazen bir evde yer yoktur iki kişilik. Sığamazsınız. Ya o kalacaktır ya da siz." #alinti Tuğrul ve Hüma üzerinden, iki bakış açısıyla anlatılan kitap, üç bölümden oluşuyor. Her bölüm birbirinden çarpıcı ve etkileyici. Yazarın farkındalık dolu bir gözlem yeteneği ve kelimeleri ustaca kullandığı bir üslubu var. Kitap bittikten sonra kendimi Google Amca'mın karşında araştırma yaparken buldum.Çünkü kitapta yazan hiçbir şey öylesine seçilmiş değildi. Yazarın da son bölümde söylediği gibi; "Hayat bizim bildiğimiz ya da tahmin edebildiğimiz kadar değil..." Ve bu kitap bana hayatta birilerinin yaşadığı ya da birilerinin tanık olduğu bir konuyu anlattı. "Hermafrodit Sendromu" Geçtiğimiz aylarda, haber bültenlerinde bu konuyla ilgili bir haberi çoğumuz duymuştuk. Ölümünden sonra erkek olduğu ortaya çıkan hemşire hanım 'ın hikayesi. Gerçek hayatlardan esinlenerek yazılmış bu kitap; size farklı bakış açıları sunacağı gibi aynı zamanda bilgilendirici de bir kitap. Çok nadir görülen doğuştan gelen genetik bozukluk olan sendromun tedavisi cerrahi müdahale ile yapılmakta imiş. Kim haklı kim haksız, kim kazandı kim kaybetti sorularının ötesinde bir kitap #hunsa. Düşündüren sorgulatan, araştırma yapma gereği duyacağınız bir kitap . Kısa ama yine dolu dolu etkileyici bir kitap okudum diyor ve sizlere de keyifli okumalar diliyorum. #salekose #artshop #reklamdegilokudugumkitap
Edebiyat
HünsaŞale Köse · Artshop Yayıncılık · 202432 okunma
Reklam
Reklam