Bu kitabı okurken birçok cümle bana tanıdık geldi; sanki daha önce düşünmüş ama hiç bu kadar net ifade edememişim gibi. Anlattığı duygular yeni değildi ama gerçekti. Her insanın yaşadığı korkular, kırgınlıklar ve suskunluklar vardı sayfalarda. Başta “bildiğim şeyleri okuyorum” hissi verse de, sona yaklaştıkça kitabın bana dokunduğunu fark ettim.
Geçmişi geride bıraktığımı sandığım anıları hatırlattı. Affettiğim için mi yoksa kendimi korumak için mi unuttuğumu sorguladım. Yaşananlarda kendimi fazla suçladığımı ama herkesin kendi eksikliğiyle hareket ettiğini de düşündürdü bana. Kitap, insanlara kızmaktan çok onları oldukları yerde bırakmayı öğütlüyor gibiydi.
En çok da şu düşünce kaldı içimde: İnsan her zaman yeniden başlayabilecek güce sahip. Yılda bir kez değil, istediği her an çiçek açabilir. Yeter ki kendinden vazgeçmesin.
Sessiz, sakin ama içten bir kitaptı. Bittiğinde içimde hafif bir hüzünle birlikte umut bıraktı