Livaneli - Son Ada
Kitabı bitireli bir 5 dakika oldu ama kirpiklerim hala nemli nemli. Gerçek manada verilmek istenen duyguyu çok içerlerde hissettim.
Bir yerde kötülük varsa, oradaki herkes suçludur. Ses çıkarmadığı için, görmezden geldiği için, bana dokunmayan yılan bin yaşasın dediği için, bu kötülüğe ortak olduğu için evet suçludur.
İnsanlardan, şehirlerin karmaşasından uzak ve sayılı insanın yaşadığı harikulade bir ada. Doğa ve insan iç içe, sadece karınlarını doyuracak kadar çalışıyorlar, gözlerini para hırsı bürümemiş, çevreye ve hayvana zarar vermek akıllarından geçmeyen, seçilen ya da seçilemeyen herhangi bir sebepten dolayı birbirlerini dışlamayan bir grup şanslı insan. Bu şansları demokrasi, hak, adalet kavramları altında kendini ülkesine adadığını söyleyen halbuki bir diktatör olan Başkan’ın adaya ayak basmasına kadar sürüyor.
Livaneli bu romanı için en politik romanım diyor. Ki okurken de mevzubahis kişilerin ya da olayların neler olduğunu anlıyorsunuz. Direnenlerin, kayıp da verse sessiz kalmadan hakkını aramanın kazandığından bahsediyor. İşin sonunda tek kazanan direnenler… Ve “Her devrim kurban ister”
Çok hoşuma giden ve çok etkilendiğim bir kitap oldu. Zaten Livaneli’nin herhangi bir kitabı için aksi bir yorumda bulunduğumu hatırlamıyorum. Çok sevdiğim bir yazar. Her genç dimağın okuması gerektiğini de düşünüyorum.