Ezra & Firuze
Bıraksaydın da başkası yardım etseydi neden sen geldin? Sana sırtını dönen benim, neden beni görmezden gelmeye devam etmedin? Şimdi bana yalnızlığımda avunacağım bir anı daha bırakmak mi niyetin?
Sayfa 120 - Ephesus·Kitabı okuyor
Aşk - Edebiyat - Roman
Puan vermedi·160 syf.··
2026 58. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 00:37
Bir aşk hikayesi gibi başlasa da, arka planda çok daha büyük bir trajediyi barındırıyor. Birbirini seven iki insan, yalnızca duygularıyla değil, toplumsal baskılar ve aidiyetlerle de savaşmak zorunda. Toplum, bir yandan bu aşkı kabul etmezken, diğer yandan savaşın getirdiği acıları görmezden gelir. Karakterler arasında sıkışan, nefes alamayan bir huzursuzluk hakimdir. Bir yanda inançlar ve gelenekler, diğer yanda insanın en temel hakkı olan yaşam mücadelesi. Hikaye, bir ülkenin ya da bir toplumun değil, tüm insanlığın ortak acılarına ayna tutar. Savaşın, göçün, kültürel farklılıkların altında ezilen insanların, sınırlarla değil, acılarla birleştiğini anlatır. Sessiz kalmanın, kayıtsızlığın ve ötekileştirmenin ne denli yıkıcı olabileceğini gösterir. Huzursuzluk, her birimizin içinde bir yerlerde yankılanır; sadece duymak isteyenler için değil, görmezden gelmeyi tercih edenler için de güçlü bir uyarı niteliğindedir.
Duygu ve Düşünce
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,5bin okunma
Hayatın içinde ölüm vardır ve insanların bunu görmezden gelmesi beni hayrete düşürüyor. Ölüm ki, hayatta kalmayı başardığımız her değişimde onun o acımasız varlığını deneyimleriz; çünkü insan ölmeyi yavaş yavaş öğrenmek zorundadır. İnsan ölmeyi öğrenmelidir: Bütün bir hayat bundan ibarettir. Rainer Maria Rilke
Hayata Dair
Yarayı görmezden geliriz. Ama kaçtığımız acı, peşimizden gelir. Bastırdığımız her duygu,içimizde daha da büyür ve farklı şekillerde patlak verir.
Sayfa 46·Kitabı okudu
Ufakta olsa spoi olabilir :)
Puan vermedi·491 syf.·
2026 21. kitabı
Sevmek mi sevilmek mi? Romanımızın deli dolu ve kabına sığmaz kadın kahramanı Bathsheba, her insanın isteyeceği gibi hem sevdiği hem sevildiği bir evlilik yapmaya karar verir. Lakin insan sevse de sevildiğinden emin olabilir mi? Ve “Bir şeyi sevmen seni kör ve sağır eder.” sözü usulünce insan birisini sevdikten sonra artık mantıklı düşünebilmesi de mümkün müdür? Sorular uzayıp gider ve her insan hata yapabilir, bazen göz göre göre de olsa… Ve insanın bir şeyi sevmesi bazen onu kendine de kör ve sağır hale getirebilir; kendi tabiatına, ihtiyaçlarına ve dahi kendi aklına bile. Klasiklerin en temel özelliği gerçekçiliğidir herhalde. Kitabı okurken roman değil de gerçek bir hikayeyi okur gibi oluruz. Ve bu yüzden karakterlerle sanki gerçek bir insanmış gibi sevinir veya üzülürüz. Kaldı ki yazar öyle bir betimleme yapmış ki bazen “Yeter da!” desem de anlattıkları tıpkı bir tuval gibi zihnimde canlanıp benim de tabiata bakış açımı zenginleştirdi ve görmediğim halde beni alıp 19. yüzyıl İngiltere’sindeki huzurlu bir kasabaya alıp götürdü. Betimlemeler bazen uzun olsa da genel anlamda kitap bana göre neredeyse hiç sıkıcı değildi, çok güzel akıp gitti. Bu kadarlık betimleme klasiklerde normaldir zaten. Hasılıkelam, kitabın sonuna kendimi tutamayıp not düştüm: “Güzeldi, çok güzel… :)” Tavsiye ederim, en beğendiğim klasikler arasına girdi.
Edebiyat & Roman
Çılgın Kalabalıktan UzakThomas Hardy · ‎Can Yayınları · 20254,367 okunma