Görülecek, işitilecek, tadılacak, okunacak, yazılacak, yapılacak o kadar çok şey birikiyor ki, bundan sonra hayatımın bütün bunlara yetişmeyeceğinden korkuyorum. Peyami Safa
Profil ziyareti yapıp da zahmet etmeyin; görülecek bi' şey yok, görüldüğü gibi.. 😆
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Gezilecek yerler özbekistan Artık, mesela kimseye inanmıyorum; Bakışları sahte olur genelde. Önce "canım" derler, sonra "canın çıksın" derler. Oysa ben masum bir çocuk gibi sevdim Güven Tekin Kırık Bir Kalbin Veda Notu Edebiyat defteri okurları hepinize es selam Aleyküm ve Rahmetullah kıymetli üyemiz Güven Tekin ben masum bir çocuk gibi sevdim derken ne güzel bir sevgi tarifi yapıyor çocuklar masumdur evet insan ibadet niyeti ile bakar bir çocuk masumiyeti ile sevebilirse seyahat ve okumalarından en büyük güzellikleri elde edebilir içinizde sevgi olmaz ise yol size güzelliklerini göstermez şairim biz bakışı sahte olan insanlardan koruyalım kendimizi Türk dünyasının ve orta Asyanın en önemli ülkesi olan özbekistan Semerkant Buhara doğal tarihi ve ilim sahibi insanların sahici bakışları ve can diyen yürekten gelen iç sesleri ile karşılıyor bizleri ne kadar yılanlarca ısırılmış olsakta biz iyiliklerimizi sadece Cenabı hak için yapalım sahici bir insan olabilmek mükemmellikten kıymetlidir peki sahi ve sahici insanları ile bilinen Özbekistanda bizleri ne bekliyor geçmişin ihtişamı ve Timur imparatorluğundan kalan bir türk tarihi ve atalarımızın o kusurlarımızı düzeltmeye faydalı olan iç sesleri evet atalarımızda mükemmel değildi ama inşa imar ve ıslah için çalıştılar özbekistan bugün unesco dünya miras listesinde yer alan Aral gölü vede kızılkum çölü ile komşu bir bölge peki yeniden sevip keşfetmeye hazırmıyız Bosna hersek ve srebenitsa şehitleri Günah bu gözle görülecek olursa, mukavemeti nefse acı gelen bir şey olmaktan çıkar ve onları tek tek bilmek düşman ordusunu unsur unsur tanımak gibi zevkli bir anlayışa döner… Vakur Çayseven Vakur Çayseven· Akademya Dergisi - Sayı 2 1000k ailesinin saygıdeğer okuycuları sabah el hayr gününüz hayırlı mübarek olsun kıymetli
Duygu ve Düşünce
OBJEKTİF OLAYIM DERKEN DİNDEN ÇIKILIR MI?
Hikmet-i Hûda, denk geldi, bu sıralar Kur'ân'ın âyetlerini kanunlar gibi görmeye dair birçok yazı karaladım. "Kanun" derken ne kasettiğimi de bir parça açayım: Efendim, kanun derken, "her zamanda nümûneleri bulunan hükümler" demeyi azmediyorum. Sözgelimi: Yerçekimi bir kanundur değil mi? Evet. Peki neden? Çünkü yer her zamanda çeker. Ve her mekânda bu çekimden dolayı çekilen/düşen bir şeyler bulunur. (Uzayda değilseniz tabii.) Ayağı kaydığı için havada uçmaya başlayanımız hiç olmamıştır. Hep düşülmüştür. Hep çekilinmiştir. İşte buna "kanun" denir. Yâni kanunlar sonuçları tekrarlanan hükümlerdir. Saded harici girecek ama söylemeden geçemeyeceğim: Benim evrim konusundaki itirazlarım da hep bu noktadan kaynaklanır: "Bilimsellik" dediğimiz bilgi alanının dayandığı "sonuçların tekrarlanabilirliği" ilkesi evrimde bulunmaz. Yâni, hangi şartlar bu katakulliyi tetikliyorsa, onların tesbit edilip laboratuvar ortamında tekrarlanmasıyla, bu evrim denen hakikati(!) görebilmemiz lâzımdır. Peki bize gösterilen bir şeyler var mıdır? Vardır. Ama bunlar hep tür içi çeşitlenmelerdir. Tür içi çeşitlenmelere hiç kimse itiraz etmez. Çünkü zaten şu dünyada kaç milyar insan varsa hiçbirinin yüzü, sesi, parmak izi, retina kalınlığı, DNA'sı, daha bilmem neleri neleri birebir birbirini tutmaz. Evet. Bu çeşitlenmedir. Haktır. Tekrarlanmaktadır. Her zamanda görülmektedir. Tamam. Fakat evrim hakkında asıl sorunumuz şudur: Bu türden tür içi çeşitlenmelerle türden türe atlamalar mümkün olabilir mi? Kardeşlerim, dostlarım, canlarım, bu konuda bencileyin derim ki: **Evrimciler gayba imânda Müslümanlardan daha ileridedirler. Hattâ dinlerinin haphalis Mü'minidirler. Meselâ: Müslümanlar, âyette buyrulduğu gibi, bahara bakıp tekrar dirilişin mümkünlüğüne kanaat getirirler. Nümûnesini görüp,
Bir dilin bütün sözcüklerini kullansam seni tarif Edemeyecegimi biliyorum. ulasilmaz oldun hep; dokunmak Hissetmek ve dolu dolu yasamak isterken seni, kocaman bir Yalnizlikti payimiza düsen Payima düsen her seyi erteledim. ama erteleyemedigim bir Sey vardi, sana benziyordu. su olsan dokundugumda Bozulurdun, bozulmayan bir 'sey'din... gidilecek bir yer Olsa sonu olurdu, sonu olmayan bir 'sey'din... uykuda Görülecek bir rüya olsa uyanirdim, beni rüyamdan Uyandirmayacak bir 'sey'din...
ÜMMÜ MA‘BED RADIYALLÂHÜ ANHÂ -2
Ümmü Ma‘bed, Resûlullah (s.a.v.) Efendimizi şöyle vasfetti: “Gördüğüm öyle bir zât idi ki, güzelliği pek zâhirdi. Güzel bir ahlâka sahipti. Güzel yüzlüydü. Bütün uzuvları birbirine mütenasipti. Çok biçimli ve güzel çehreli idi. Gözlerinde siyahlık, kirpiklerinde çokluk, sesinde naziklik vardı. Gözlerinin karası pek kara, akı da pek ak idi. Gözleri sürmeli gibiydi. Kaşları ince ve yay gibiydi. Boynunda uzunluk ve yükseklik, sakallarında sıklık vardı. Sustuğu zaman çok vakarlı; konuştuğu zaman güler yüzlü, tatlı sözlü olduğu görülürdü. Sözleri sanki dizilmiş birer inci gibi ağzından tatlı tatlı çıkmakta idi. Sözü açık ve hak ile bâtıl arasını ayırıcı olup, ne âcizlik sayılacak derecede az, ne de boş ve gereksiz sayılacak derecede çoktu. Uzaktan bakılınca insanların en heybetlisi ve en güzeliydi. Yakından ise herkesten daha güzîde görünürdü. Orta boylu olup, ne hoşa gitmeyecek derecede uzun boylu, ne de hakir görülecek derecede kısa boyluydu. Yanında, sürekli etrafında dolaşıp emrini gözetleyen arkadaşları vardı. O, bir şey söylediği zaman dinlerler, bir emir verdiği zaman yerine getirmek için koşuşurlardı. Hizmetini süratle ve hep beraber yapıyorlardı. O, asık suratlı ve karşısındakine düşmanca bakan birisi değildi; güleçti.” Ebû Ma‘bed radıyallâhü anh, bunları duyunca: “Vallâhi bu zât, Kureyşlilerin aradığı zâttır. Şâyet kendisine önceden rastlamış olsaydım, ona tâbi olurdum. Ama muhakkak bir yolunu bulup onunla görüşmeye çalışacağım.” dedi. Bundan sonra Müslüman oldular ve çocuklarıyla beraber hicret ederek Resûlullah (s.a.v.) Efendimize kavuştular. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) tarafından sıvazlanıp sağılan koyun da Hicret’in 18. senesindeki kuraklığa kadar kalmış, kuraklıktan dolayı kıtlık yaşanırken onlar, bu koyundan sabah akşam süt sağmışlardı. 07
Fazilet Takvimi