Göz içre göz, görüş içre görüş...
Bilincin bayağı ve bakmaya değmez bulduklarını ozanlar görür ve bir kâhin gibi onları yeniden yaşama döndürürler. İşte bu nedenle, düşünebilen bir insan da bunlarla değişik biçimleri içinde karşılaştığında, onları tanır. Geçmişin büyük adamlarının öldüğü varsayılır. Oysa, yalnızca adları değişir ve yüzü örtülü “kendisi küçük, yüceliği büyük” Kebir, yeni bir eve girmiş olur.
Cüneyd-i Bağdadî'nin Ebu Bekir Kisâî'ye mektubundan
Kardeşim! "Gebe develerin salıverildiği" (Tekvir,4) kıyamet gününde neresi olacak senin yerin? Ya evler harap olduğunda yurdun? Menziller dümdüz, kuru bir toprak olduğunda neresidir senin menzilin? Mekânlardan bir eser bile kalmadığı, hepsinin izi silindiğinde, nerede olacak senin mekânın? Bütün haberlerin kaybolacağı zamandan haberin var mı? Bakılan şeylerin kökü kazındığında sen nereye bakacaksın? Ne bir görüş ne de bir fikir kalmadığı demde, fikrini neye yönelteceksin? Gece ve gündüz geçip giderken sükûnet bulabilecek misin? Kaderin faciaları meydana gelirken, bunlardan nasıl sakınabileceksin? Teselli ve sabra ihtimal kalmadığında, nasıl olup da sabredebileceksin?
Sayfa 35 - Ketebe Yayınları·Kitabı okudu
Söz
Reklam
Osman Yüksel ve Topçu... Osman ağabey, Topçu'nun mistik ve sosyal fikirlerini, sade yaşayışını beğenirdi. Aynca, Akif i sevmek konusunda da birleşirler. Topçu, politikacıları sevmez. Osman ağabey milletvekili olduktan sonra birgün Kapalıçarşı'da Hoca ile karşılaşmış, elini öpmek istemiş, görmezlikten gelerek yürüyüp gitmiş. Osman ağabey çok üzülmüş. Tanıyanlar anlatmışlar, “Serdengeçti milletvekili oldu ama yaşayışını hiç değiştirmedi, eskisi gibi” demişler de dostlukları yeniden kurulmuş. Burada Osman ağabeyin Anadolucu tarih görüşünü benimsemediğini söylemeliyim. Bu hususu kendisi bizzat ifade etmiştir.Bu konuda onun ufku, Türk milleti nin, Türk kültürünün, Türk coğrafyasının tabiî hudutları kadar geniştir. Serdengeçti Osman ağabey daha çok yukarıda belirttiğimiz yönleri doğrultusunda mücadele veren bir dava adamı, hareket ve heyecan adamı olarak tanınmıştır. Tek parti devrinin boğucu havası içinde vatan, millet, imân diye haykıracak, Akif in davasına sahip çıkacak insanlara ihtiyaç vardı. Hâdiseler Serdengeçti'yi ortaya çıkardı. Bu adla çıkardığı dergi kısa zamanda ona da alem oldu. Urganda da ölüm, yorganda da ölüm düsturu ile yayınlanan derginin her sayısı mahkemelik oldu, sahibi zindandan çıktıkça kaldığı yerden yeniden çıkardı. Böyle fasılalarla yayınlanan derginin yaydığı fikir ve heyecan seli dalga dalga bütün yurda yayıldı; çiftçi, köylü, manifaturacı, öğrenci, öğretmen, berber vs. meslekten abonelerle halka mal oldu. Bir zamanlar onun hapse atılmasına sebep olan fikirleri şimdi herkes söylüyor, hiçbir şey olmuyor. İşte geldiğimiz bu merhalede Serdengeçtilerin büyük payı var. Günümüzde nice Serden geçtiler yetişti. Ama ilk olma şerefi onun. O yıllarda ideolojik kamplaşmalar bugünkü kadar belirgin değildi. Yalnız Akif bir tarafın sembolü hâline