Ruhun Harekete Geçme Felci
Puan vermedi·622 syf.··
2026 10. kitabı
Bu kitap, bir insanın potansiyelini, hayallerini ve hatta aşkını sırf 'harekete geçme felci' yüzünden nasıl göz göre göre erittiğini anlatan, okurken hem kendinden bir şeyler bulup ürkeceğin hem de Oblomov'u çok seveceğin bir psikolojik başyapıt.
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma
6/10
·232 syf.··
2026 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 00:00
Kusursuzca Kusurlu serisinin ikinci kitabı olan Kırgın Fısıltılar’ı, Tuvaldeki Yaralar’dan sonra çok ara vermeden okudum ve bunu da yine iki günde bitirdim. Normalde bu tarz kitaplar okuyan biri değilim. Daha çok edebi kitaplara, dili güçlü metinlere ve karakterlerin iç dünyasına daha derinden giren romanlara yönelirim. Ama yakın bir arkadaşımın önerisiyle bu seriye başlayınca, mafyatik romantik drama türünün neden bu kadar hızlı okunduğunu da anlamaya başladım. İlk kitap beni ortaokulda okuduğumuz Wattpad kitaplarına götürmüştü. Kırgın Fısıltılar’da da o his devam etti. Yine karanlık bir atmosfer, hızlı ilerleyen olaylar, romantik gerilim ve dramatik bir hava var. Kitap kendini okutuyor, bunu inkar edemem. Zaten iki günde bitirmem de bunun kanıtı. Ama açıkçası bu kitabı ilk kitap kadar sevemedim. Benim için en büyük sorun, bazı duyguların ve olayların fazla hızlı ilerlemesiydi. Türün dinamikleri gereği bazı şeylerin abartılı olmasını bekliyordum ama yine de yer yer daha fazla derinlik aradım. Özellikle karakterlerin yaşadıklarını, birbirlerine yaklaşma biçimlerini ve duygusal geçişlerini daha güçlü okumak isterdim. Bazı yerlerde hikaye akıyor ama beni tam olarak içine almıyor gibiydi. Kırgın Fısıltılar, Bianca ve Mikhail üzerinden ilerleyen mafyatik romantik drama türünde bir kitap. Bu yüzden edebi bir roman beklentisiyle okunursa hayal kırıklığı yaratabilir. Bence bu kitap daha çok hızlı akan, kafa dağıtan, romantik gerilimi yüksek ve türün kalıplarını seven okurlara hitap ediyor. Ben türün yabancısı olarak okuduğum için bazı yerlerde eğlendim, bazı yerlerde göz devirdim. Akıcıydı, sıkmadı, merak ettirdi ama bende güçlü bir etki de bırakmadı. Bu yüzden puanım biraz daha düşük kaldı. Kısacası Kırgın Fısıltılar benim için hızlı okunan ama çok iz bırakmayan bir
Kırgın FısıltılarNeva Altaj · Artemis Yayınları · 20232,273 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
7/10
·240 syf.··
2026 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:00
Normalde daha çok edebi kitaplar okumayı tercih eden biri olarak hayatımda ilk defa bambaşka bir türe geçtim. Yakın bir arkadaşımın önerisiyle Neva Altaj’ın Kusursuzca Kusurlu serisini okumaya karar verdim. Açıkçası ilk kitabı satın da almadım, arkadaşımın kitabını ödünç alarak başladım. Serinin ilk kitabı olan Tuvaldeki Yaralar’ı da iki günde bitirdim. İki günde bitirdim çünkü kitap gerçekten kendini okutuyor. Ama şunu da söylemem lazım; beni bayağı ortaokulda okuduğumuz Wattpad kitaplarına götürdü. O dönem okuduğumuz hızlı ilerleyen, karanlık atmosferli, bol çekimli, biraz abartılı ama bir şekilde merak ettiren kitapların havası vardı. Okurken hem eğlendim hem de yer yer “ben ne okuyorum şu an?” diye kendime güldüm. Tuvaldeki Yaralar, mafyatik romantik drama türünde bir kitap. Roman ve Nina üzerinden ilerleyen, sahte evlilik dinamiğiyle başlayan, aksiyon ve romantizmi bir arada taşıyan bir hikaye. Bu yüzden kitaba edebi bir metin beklentisiyle başlamak bence doğru olmaz. Kitabın derdi derin bir edebi dil kurmak değil; hızlı akan, gerilimi yüksek, romantik çekimi önde olan bir hikaye sunmak. Bu türü normalde okumadığım için başta biraz mesafeli yaklaştım. Ama kitabın temposu düşük değildi ve merak duygusunu canlı tuttu. Roman’ın karanlık ve kontrolcü dünyasıyla Nina’nın daha farklı, daha renkli ve kendine has tarafı arasındaki zıtlık kitabı taşıyan şeylerden biriydi. İkisinin arasındaki dinamik yer yer abartılıydı ama türün içinde değerlendirince bu abartı çok da şaşırtıcı gelmedi. Benim için kitabın en güçlü yanı akıcılığıydı. Ağır bir okuma değil, kafa dağıtan ve hızlı biten bir kitap. Bazı yerlerde olayların fazla hızlı ilerlediğini düşündüm. Bazı sahneler tahmin edilebilirdi ve karakterlerin duygusal geçişleri bana yer yer aceleye gelmiş gibi hissettirdi. Bu
Tuvaldeki YaralarNeva Altaj · Artemis Yayınları · 20252,970 okunma
3/10
·88 syf.·
2026 152. kitabı
Gazze'nin Son Kitapçısı Rachid Benzine Rachid Benzine’in kaleme aldığı ve Fransa’da ses getiren Gazze’nin Son Kitapçısı, hacim olarak oldukça küçük bir eser. 88 sayfadan oluşan bu ince romanı, dilinin akıcılığı sayesinde birkaç saat gibi kısa bir sürede soluksuz okumak mümkündı. Yazarın ajitasyondan uzak, sade ve ölçülü üslubu, okuyucuyu Gazze'nin dumanı tüten harabeleri arasına zahmetsizce çekiyor. Kitap, edebi ve tematik olarak aslında çok güçlü bir zemin üzerine kurulmuş. Gazze’de her şeyini kaybetmesine rağmen sahaf dükkanına ve kitaplarına tutunmaya devam eden yaşlı sahaf Nebil El Cebir’in hikayesi, Filistin halkının yaşadığı derin acıları ve yok edilmek istenen hafızayı çok güzel özetliyor. Durumu belgelemek isteyen genç Fransız fotoğrafçı Julien’in yolu Nebil ile kesiştiğinde, hikaye sadece bir savaş tanıklığı olmaktan çıkıp insani bir derinlik kazanıyordu. Bombaların altında bir kitabevini açık tutmanın, bir sayfa çevirmenin aslında kültürel kimliği korumak adına sessiz ama sarsıcı bir devrim, asil bir direniş biçimi olduğu fikri kitapta başarıyla işlenmiş. Filistin’in dramını bu denli yalın ve vakur bir dille anlatması, eserin en büyük artısı. Ancak kitabın bu takdir edilesi edebi başarısı ve Filistin'in acılarını aktarmadaki hassasiyeti, ne yazık ki kurgunun satır aralarına, hatta merkezine yerleştirilen belirgin bir ideolojik dilin gölgesinde kalıyor. Yazar, anlatı boyunca adeta buram buram bir "dinler arası diyalog" dili kullanıyor. Metni okurken, bir dönem Türkiye'de ve dünyada belirli çevrelerin (özellikle Fetullahçıların) diline pelesenk ettiği yapay, dayatmacı ve baskın diyalog söylemini hissetmemek imkansız. Romanın bütününe yayılan, sürekli üç dine mensup insanları bir araya getirme
Edebiyat
Gazze'nin Son KitapçısıRachid Benzine · Beyaz Baykuş Yayınları · 2025195 okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2026 5. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2026 00:00
Okudukça göz yaşlarıma hakim olamadığım bir kitap oldu . Hayatın zorlukları karşısında gösterilen sabırın ve tevekkülün vücut bulmuş hali Züleyha Teyze .. Okuduktan sonra uzun bir süre erkisinden çıkamadım ve kendimi sorguladım : Acaba ben ne yapardım ? diye . Herhalde bu dirayeti gösteremezdim. Okuduktan sonra Züleyha teyzeye gitmeyi o kadar çok istedim ki .. Nasip olmadı. Ruhunu teslim etti. Yaşadığı onca imtihana rağmen Rabbime daha nasıl yakın olabilirim diye yaşamış bir beden.. Oldukça akıcı ve heyacan uyandıran bir kitaptı. Keyifle okudum. Vesile olandan Allah razı olsun.
Rıza BahçesiRabia Semiz · Erkam Yayınları · 2019155 okunma
ŞİDDETLE ÖNERİYORUM
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 00:00
Eveet harika bir kitapla daha karşınızdayimm. Şunu diyebilirim ki kesinlille yilin favorilerine girer. Okuduğum en iyi Matt Haig miydi daha karar veremedim ama yakin. Gece yarısı kütüphanesine benzer bir kitapti ama bu sefer öldükten sonra olanıydı. Ölüme yakınkenki degil Ölümden sonra -bazi insanlara uçak, gemi falanda olabiliyor- bizi bir tren alıyor. Ve bizde bu trenle yaşamımıza bir göz atıyoruz. Hayatımız gözümüzün önünden geciyor. Düşününce bir aniyi hatirlasak bile tamamen hatirlamiyoruz. Wilburda bunu farkediyor. Konuşmalar mesela sadece ne hakkinda konuştuğumuzu hatirliyoruz belkide onu bile hatırlamıyoruz. Ama Wilbur bunlari tekrar yasama sansi buluyor. Aşk hayati, ailesi, arkadaşları, abisiyle olan ilişkilerine derin bir göz atiyoruz. Wilburun pişmanlıklari, keşkeleri ve üzüntülerine birebir şahit oluyoruz. Ve bence harikayfi bu. Çok güzeldi kesinlikle şans verin derim. <3 Incelemem kisa oldu ama yazmak istedim mazur görün :D
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026370 okunma