Hepimiz, neyimiz varsa ortaya koyduk, paylaştık.
Zaman içinde, ortaya koyduklarimiz çoğaldı, gelisti. Bir aradayken, tek basimiza oldugumuzdan daha güzel, daha akıllı ve
daha çekiciydik. Üstelik tek basimiza olduğumuzdan daha güçlü, daha korunaklı ve tehlikeliydik. Tek basımızayken, korkardık, tehdit altındaydık. Ama bir araya geldigimizde, korkulması gereken biz oluyorduk, tehdit olan bizdik. Bunun tadını alan bir kadin asla geri adim atmaz, önceki haline dönemez, dönmek istemez. Bu yüzden, hep daha ileri gittik. Kurtuluşumuz hep ilerdeydi çünkü.
Bulduğun şey, saf maddeden yapılmışsa hiçbir zaman çürümeyecektir. Ve oraya bir gün geri döneceksin. Bir yıldız patlaması gibi bir anlık ışıktan başka bir şey değilse o zaman geri dönüşünde hiçbir şey bulamayacaksın. Gene de en azından bir ışık patlaması görmüş olacaksın. Yalnızca bu bile, yaşamış olmanın zahmetine değer.
Evrende her şey evrim geçirir. Ve bilenler için, en çok evrim geçirmiş madendir altın. Bana niçin olduğunu sorma,bilmiyorum. Yalnızca şunu biliyorum: Geleneğin öğrettikleri, her zaman doğrudur. Ama insanlar bilgelerin sözlerini doğru olarak yorumlayamadılar. Ve altın evrimin simgesi olacağına savaşların işareti oldu.
Çünkü Aşk, ne çöl gibi devinimsiz durmaktan, ne de senin gibi her şeyi uzaktan görmekten ibarettir. Aşk, Evrenin Ruhu’nu değiştiren ve geliştiren güçtür. İlk kez onun içine girdiğim zaman,onun kusursuz olduğunu sandım. Ama daha sonra onun,yaratılmış olan her şeyin yansıması olduğunu gördüm. Evrenin Ruhu’nu bizler besliyoruz ve üzerinde yaşadığımız dünya,bizim daha iyi ya da kötü olmamıza göre, daha iyi ya da daha kötü olacaktır. Aşk’ın gücü işte burada işe karışır, çünkü sevdiğimiz zaman, olduğumuzdan daha iyi olmak isteriz her zaman.