selim koç

selim koç
@grabowski
31 Mart irtica olayının düzenlenmesinde Đngiltere'nin ön planda rol oynadığını göstermeli için olayın yerli tertipçilerinin kimliklerine göz atmak dahi yeterlidir. Taskısla'da baslayan askerî ayaklanmanın lideri Hamdi Çavustur. Abdülhamit'in hatıratından öğrenmekteyiz ki, bu Hamdi Çavusu bulan ve besleyen Đngilizci Kâmil Pasanın Đngilizci oğlu Kâmil Pasazade Sait Pasa ile Đngilizlerin adamı olduğunu daha önce gördüğümüz Đsmail Kemal'dir. Abdülhamit, 31 Mart'ı yorumlarken sunları söylemektedir: Kâmil Pasanın mahdumu, bu esnada en çok çalısıyordu. Đsmail Kemal Beyle diğer gayr-i memnunlar da Sait Pasa ile beraberdiler. Asker arasında büyük bir nifak atıldığını haber aldım. Adamlarımın tahkik ve teminlerine göre, en evvel hareket eden birkaç asker imis. Bunları iğva eden (azdıran), Hamdi Çavus adlı bir Arnavud'u bulan ve para veren de Kâmil Pasazade Sait Pasa idi. Hüseyin Cahit de, hatıralarında, Đngilizlerin aleti Kâmil Pasazade Sait Pasanın, ayaklanmanın hazırlanmasında önemli rol oynadığı belirtilmektedir:
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bizde, boyun eğen çocuk iyi bir çocuktur. Övgüye değer bir öğrenci, öğretmenleri ve okul yönetmeliği karşısında söz dinleyen ve boyun eğen tavrıyla (eh, körü körüne itaat" değil, "eleştirici" boyun eğme anlamında elbette, değil mi ya!) dikkati çeker. Yasalar ve polis karşısında boyun eğmek de, iyi bir yurttaşın tabii ki ilk görevidir. Fabrikadaki çırağın boyun eğmesi, sınavı kazanabilmesi için ilk şarttır.
Emek-sermaye ilişkisi üzerinde kafa yormanın ortaya çıkardığı politik ideal kuşkusuz, emekçilerin kendi zamanlarını, kendi emek süreçlerini ve kendi ürünlerini kolektif olarak denetlemelerini mümkün kılacak organizasyonlar aracılığıyla sermayenin emek piyasasında ve işyerinde emek üzerinde kurduğu tahakkümün kaldırılmasıdır. Bu ideal gerçekleştiğinde başkaları için toplumsal emek ortadan kalkmaz ama yabancılaşmış toplumsal emek son bulur.
Kaldı ki, soğuk savaş başladığında Türkiye'yi S.S.C.B/ne karşı güçlendirmek, A.B.D.'nin kendi ulusal çıkan gereği idi. Türkiye'nin o günkü yöneticileri ise, Amerikan yardımım bir lütuf gibi karşıladılar. Kafalarında yarattıkları o Amerika düşü de bu yanlış değerlendirmeye eklenince, sonuç, Türkiye'nin giderek bağımsızlığım yitirmesi ve sömürgeleşme sürecine girmesi oldu.
“On iki yıl kendimin demircisi idim. Beş yıl kalbimin aynası oldum. Bir yıl müddetle nefsimle kalbim arasında gözcülük ettim. O vakit beni dıştan saran bir Şirk zünnârı keşfettim ve bunu kesmek için de on iki yıl çalıştım. Sonra da içimde bir zünnar keşf ettim ve onu da kesmek için beş yıl çalıştım. Nihayet bir ilhama mazhar oldum ki yaratıklara baktığımda onların benim için birer cansız ceset olduklarım gördüm ve cansız secetler üzerine dört tekbîr aldım ve bütün yaratıklar âlemini gömdüm; artık, o, benim için yoktur” bayezit bistami