selim koç

selim koç
@grabowski
"Eh işte, bazen fena halde yiyeceğe sıkışırız. Siz de bilirsiniz ki bizimki gibi sıcak bir iklimde çoğu kez bir ruhu iki üç saatten fazla canlı tutmanın olanağı yoktur; ölümden sonra hemen salamuraya yatırılmazsa ( salamura ruh da hiç hoş değildir) nasıl diyeyim, kokarlar anlıyorsunuz, değil mi? Ruhlar bize alışılmış yollardan gönderilirse her zaman kokuşmalarından korkulmalıdır."
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
görüyorum Atlantiğin üstündeyiz içimde bir garipseme büyük toprağımdan ilk kopuşum bu çizgi köpük içinde Okyanus'ta pupa yelken kalyonlar yüzüyor kendilerinden iri yel güllerinin ve deniz kızlarının arasında ve ceylan derisine çizilmiş hartaların uzaklara çağırışı karışıyor içimdeki garipsemeye
Fransız devrimciler demokrat degil, cumhuriyetçiydiler —bu terimin etkin, siddetli anlamında, yoksa bugünkü mutabakata dayalı süphe götürür anlamında degil, yani en sagdan en sola ‘cumhuriyetçi paktta’ ifade bulan anlamdan yoksun bir terim olarak kullanılısındaki gibi degil. Devrimciler ‘yolsuzluk’ sözcügü ile hükümet gücünün hususi çıkarlara hizmet eden is taleplerine ve kanaatlere esir edilmesi pratigine isaret etmislerdi. Bugün biz —hatta ekonomik krizle birlikte iyice— bir hükümetin birincil hedeflerinin ekonomik büyüme, yasam standartları, pazarda bolluk, yükselen hisse senetleri, kapitalin akısı ve zenginlerin daimi refahı olduguna öyle ikna olmusuz ki, devrimcilerin ‘yolsuzluk’ sözcügünden ne kastetmis olduklarını anlamıyoruz aslında. bir eşitlik felsefesi,alain badiou
Otman Baba gerçek velilerin insanlardan gizli kaldığında da ısrar eder, bu görüşün kanıtı olarak da Kur'an-dışı ünlü "Benim dostlarım Benim çadırlarım altındadır" kutsal sözünü söylerdi. Bu yüzden müritlerin eğitim ve irşadı üzerine tekelci hak iddia eden Sufi şeyhlerini çok ağır olarak yererdi. Sufi şeyhlerine taktığı adla tekkeciler"in gizli planı dünya malı biriktirmekten daha öte birşey değildi. Kendisi mal mülk edinmeye bütünüyle karşıydı ve her tür armağanı, özellikle boka benzettiği parayı reddederdi. Saltık yoksulluk, dini kurtuluşa götüren tek toplumsal durumdu.
Türklerin rahmet diye sevinçle karşıladığı yağmur, Yunanlılar için felaket habercisiydi. Üç gündür hükümetten cevap alamamış olan Papulas zaten çok gergindi. Savaş Bakanının bir telgrafına gücenmiş, görevden alınmasını istemiş, iki gün çadırdan çıkmamış, ancak Bakanın kesin ricası üzerine görevine devam etmeye razı olmuştu. Yenilgi herkesi aşırı duyarlı yapmıştı. Yağmurun ince ince ve sürekli yağması sinirlerini iyice bozdu. Toprağı örten toz tabakası kaygan çamura dönüşmeye, kabak lastikli kamyonlar patinaj yapmaya başlamıştı.