selim koç

selim koç
@grabowski
Peki, fabrika işgali tehlikeli değil mi sizin için ? Tehlikeli tabii ki. Hukuksal anlamda tehlikeli, polislerin saldırısı muhtemel. Aynca büyük kapitalistlerin de. Çünkü diğer fabrikalar bizi örnek alıyorlar. Biz şimdi mesela bu fabrikada iflas ettik ve daha önce işçiler maaşlarını hiç alamıyorlardı. Şimdi bizim fabrikalarımızda işçilerin hepsi maaşlarını almaya başladı, hem de sendikanın garantisi altında. Şimdi ondan sonra tabii ki büyük fabrikalar gösteriler yapıyorlar eğer maaşlarını almazlarsa ve hemen akıllarına bugüne kadar parazit olan patronların çöpe atılması geliyor ve görüyorlar ki işçiler fabrikayı mükemmel bir şekilde işletiyorlar. Ve hem ekonomik anlamda, hem de sosyal konjonktür olarak biz patronsuzuz.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kramplara, sancılara, ter boşalmalarına ve sinir sistemimin neredeyse bütünüyle çökmüş olmasına ilaveten bağırsaklarım da çözülmeye başlıyor. Mide bulandırıcı bir hareketlenme hissediyorum, uzun kabızlık sürecinde uğursuz bir çözülme. Forrester’ın kapısına geldiğimde toparlanmaya çalışıyorum. Acı çektiğimi anlayacak ama. Kendi de bağımlı bir satıcı karşısındakinin krizde olduğunu hemen anlar. Orospu çocuğu ne kadar çaresiz olduğumu bilmesin yeter. İstediğimi elde etmek için Forrester’ın aşağılamalarına ve hakaretlerine katlanmaya hazır olmakla birlikte, bunu ona elimden geldiğince az belli etmem gerektiğini düşünüyorum.
Heidegger 'de nesnellik iddiası Scheler 'de olduğundan bile daha belirgindir ve buna rağmen görüngübilimin öznelci özelliğini çok daha dikkat çekici kılmıştır. Katı bilimsel yaklaşıma yönelik Husserlci eğilim daha şimdiden tamamen yok olmuştu. Varlığın nesnel bir öğretisini, bir ontolojiyi savunmaya çalışırken Heidegger 'in onunla antropoloji arasına net bir çizgi çekmesi gerekiyordu. Ama bu ana sorunlara geldiğinde ve saf, müstakil bir yöntembilimle uğraşması söz konusu olmadığında gerçekte Heidegger ' in ontolojisinin nesnelci bir maske ardındaki dirimselci antropoloji olduğu ortaya çıkar
Meta aygıtının her geçen gün yaşam üzerinde egemenliğini kurduğu dönemde, sosyoloji ise daha çok meta aygıtı karşısında toplumsal kimliğinden soyutlanan insanın; yabancılaşan insanın nasıl toplumun devamlılığı için yeniden kurgulanacağı üzerinde yoğunlaşılan alan olmuştur.