Özkan Oral

Özkan Oral
@gregorhamza
Gecenin Sonuna Yolculuk kitabı tarafından esir alındım
İstanbul
23 Ağustos 1987
2 okur puanı
Haziran 2022 tarihinde katıldı
... sevinçler unutulur, ama üzüntüler asla...
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Büyüme küçük kız, kederlere düşersin.
Sözcüklerden asla yeterince sakınmayız, öyle zararsız gibi durur sözcükler, tehlikeli bir halleri falan yoktur elbette, hava cıva, ağızdan çıkan birtakım sesler, etliye sütlüye karışmayan, kulaktan girip beynin o kocaman gevşek gri dokusunun müthiş sıkıntısı tarafından kolayca emilebilen. Onlardan sakınmayız, sözcüklerden, felaketler de öyle gelir zaten. Öyle sözcükler vardır ki, diğerlerinin arasına gizlenmiş, taşa benzerler. Onlara öyle özel bir aşinalığınız da yoktur, oysa bir anda sahip olduğunuz hayatı, hem de tümünü birden, allak bullak ederler, hem zayıf yönlerini, hem de güçlü yönlerini... İşte o zaman da paniğe kapılırsınız... Çığ düşmüştür tepenize... Duyguların üzerinde sallanırsınız, öylesine, idam sehpasında gibi... Bir kasırgadır bu, gelip geçmiştir, dayanamayacağınız kadar güçlü, o kadar şiddetlidir ki bu, sırf duygulardan yola çıkarak böyle bir şeyin olabileceğine asla inanmazdınız... Yani sonuç olarak, sözcüklerden asla yeterince sakınmayız, benim vardığım sonuç bu.
...Eski ai­lelerin zaruret içinde olmasında iç burkucu bir yan vardır, yaşam sanki sırf sadakat icabı sürdürülür. Kime karşı diyeceksiniz: eve karşı, sanırım, atalara karşı da, ve bir zamanlar olunmuş şeye kar­şı düpedüz...
Hayat şiirden daha fazla bir şeydir; fizyolojiden daha fazla bir şeydir, hatta o kadar uzun zaman inandığım ahlaktan da. Hayat bunların hepsidir ve çok daha fazlasıdır: hayat, hayattır. Tek servetimiz ve tek lanetimizdir. Yaşıyoruz, Monique; her birimizin kendi özel, biricik hayatı var, değiştiremediğimiz geçmiş tarafından belirlenen ve sırası geldiğinde, azıcık da olsa, geleceği belirleyen hayatı. Kendi hayatı. Sadece kendisine ait olan, iki kere yaşanmayacak olan ve hiçbir zaman tamamiyle anladığından emin olmadığı hayatı. Burada hayatın bütünüyle ilgili olarak söylediklerimi, bir hayatın her bir anı için de söyleyebilirim. Başkaları bizim mevcudiyetimizi görür, hareketlerimizi, kelimelerin dudaklarımızda nasıl şekillendiğini; sadece biz kendi hayatımızı görürüz. Bu garip bir şeydir: hayatımızı görürüz, onun böyle olmasından hayrete düşeriz, ama onu değiştiremeyiz. Hayatımızı yargıladığımızda bile, hâlâ ona aitizdir; onaylamamız da kınamamız da onun bir parçasıdır, kendi kendini yansıtan odur daima. Çünkü başka hiçbir şey yoktur, dünya, her birimiz için, hayatımıza yakın düştüğü ölçüde vardır.